×

Mutluluk Reçetesi: Doğal Beslenme Yazı Dizisi-5 “Efsane Kahvaltı”




Mutluluk Reçetesi:


Doğal Beslenme


Yazı Dizisi-5


“Efsane Kahvaltı”


Mine Rana Dayıoğlu




EFSANE KAHVALTI

Kahvaltı pırıl pırıl parlamalı güne, ışığını o kadar kuvvetli almalıyız ki akşam güneş batana dek midemizde parıltısını hissetmeliyiz. Altın öğünün altın yiyecekleri ile tanışmaya ne dersiniz?

Kahvaltı herkesin en çok sevdiği, yedikçe mutlu olduğu, keyif aldığı bir öğün. O halde ona gereken özeni vermeye ne dersiniz? Bu yola çıkmadan evvel kahvaltının ritüelleri farklı idi benim için, mesela zeytinyağlı yaprak sarma yiyebilirdim, ya da patates kızartması, yağda mısır unu pişirip ekmeği banabilirdim. Yolun başı sancılı çünkü damağınızın öğrendiği, ezberlediğiniz her tadı değiştirmeniz gerekebilir. Çekilen her ızdırabın sonu sağlıklı bir, nefestir. Nefesim taze olmalı, içime çektiğim hayat hem özgür hem ferah olmalı. Benim için özgürlük hiçbir gıdaya bağımlı olmamak demektir.

Kolanın dayanılmaz tadından vazgeçtiğim gün başladı terk etmelerim, ya hep ya hiç olmalıydı. Asidin verdiği hazla bedenimin özgürlüğü arasında verdiğim savaş bugün gibi aklımda. Zafer bedenimin olmuştu ama savaş hiç bitmeyecekti.. Yol uzundu, yol beni her engebeye karşı bazen planlı bazen plansız yakalayacaktı.

Evde ekmek yapmak, ilk plan bu olmalıydı, zor muydu? Ekmeği yoğurmak, ekmeği su ve unla yeniden yaratmak. Ekmek ne çok övgüyü hak etmiş, emek ile özdeşleşmiştir. Ekmeğini taştan çıkarmak gerek, hatta bazen taş gibi ekmek yemek. Ekmek gerçekten taş gibi olmalı, ununuz ne kadar kaliteli ise ekmeğiniz de o kadar taş gibi olur, yarım dilim dahi sizi doyurmaya yeter. Ekmeğimi evde yaparım, dışarıda kahvaltıya gittiğimde hem kendime hem çocuklarım için minik bir kutuya koyarım dilimlerimi. Açar heybemi emeğimin tadına varırım. Ekmeğinizi evde
yapın, sevin, ekmeğinizin kabarmasını bekleyin, yaratıcı güç zamanla tüm emeğinizin karşılığını verecektir. İster yulafla, ister tam buğdayla, ister çavdarla, ister mısır unu ile olsun emek ile yoğurduğunuz her lokma size güç verecektir. Bedeninize, sevdiklerinize emek verin., Ekmek yemeden doymayı öğretin midenize.



EV EKMEĞİ KOKTU, MİS GİBİ FIRINDAN YENİ ÇIKMIŞ, DUMANI ÜSTÜNDE, ŞEKLİ SİZİN ELLERİNİZLE VERİLMİŞ, İÇİNDE SEVDİĞİNİZ BAHARATLAR, EVİN HER YERİNİ KOKUSU SARMIŞ, YAŞADIĞINIZI HİSSETTİRMİŞ. KOKU HAFIZANIZI SIFIRLAYIN, PASTANE KOKUSU DEĞİL EV EKMEĞİ KOKUSU CEZBETSİN SİZİ HER GİTTİĞİNİZ YERDE O KOKUYU ARAYIN, O LEZZETE AÇIN DAMAĞINIZI.



Domatessiz yaşayamam diyenlerden misiniz, veya salatalık? Aslında kış oldu mu o kadar sulu bir yiyeceğin ihtiyacı bedeninizi sarmaz. Sadece alışkanlıktır sizi esir alan. Ama likopen en sevdiğim özlediğimdir, içinde sihri taşıyan pişmiş domates. İşte kış sofrasının yaz kokusu. Yazın pişirin domatesleri, iri iri doğrayın, tıpkı yaz gibi koyun kavanoza sıcak sıcak, atın kilere, her gün bir kavanoz yapsanız kış boyu kahvaltınız kırmızı ile donanır. Kahvaltınızın baş tacı domatesiniz kilerinizin nadide parçası haline gelsin. Salatalık, onu da doğrayın, hafif pişirin, yanlış duymadınız pişirip kavanoza atın ve kış boyu size getirsin ferah tadını. Ya da kışın hiç domates yemeyin bedeniniz çağırmadıkça. Sihriniz hep ellerinizde,önce onları beslemeyi öğrenin. Ellerinizi sevin, çokça doyurun dokunmaya. Dokundukça gıdalara, onlar da sizi sevecek ve bedeninize ihanet etmeyecekler.

Erik, çilek, şeftali, armut, elma, kiraz ne isterseniz pişirin, koyun kavanoza harmanlayın sevdiklerinizi marmelat yapın, kış sabahları bazen baharı, bazen yazı çağırın sofraya. Bedeninizi şaşırtın, arada yaz gibi, bahar gibi sevin kışı, kabullenin, kışa teslim olun ama ruhunuzu hep yaz tutun.

Kahvaltı soframdan eksik etmem erik marmeladımı, çilek karışımımı,şeker ile bozmam ruhlarını. Deneyin, onların asil tadını bozacak hiçbir katkı koymayın. SEVİN,.. Kavanozlarınız boşaldıkça biriktirin yaza.

O gün çok koşturacağım bir gün ise soframda pekmezim olur, birkaşık en son ondan alırım gün sonuna kadar kullanmak üzere. Yola çıkarkarışırım hayata. Pekmez çocukluğumun tadı, damağımın lezzeti. Sıklıkla tüketmem aslında, sadece çok koşacaksam ve yetişmek için kendime adımlarımı hızlandıracaksam. Enerji veren şeker ise ve gerçekten şeker var ise kullanmalı doğanın armağanını. Gerçekten tatlı olan ne varsa kekinizi, kurabiyenizi gerçek şekere teslim edin ve tadına varın.





Kahvaltının olmazsa olmazı ev yapımı lor, sevemiyorsanız labne yiyebilirsiniz ve onu da mutfağınızda yapabilirsiniz... Kahvaltının tadı, tadının sırrı, karıştırmaya en çok yakışan lezzet. İçine çörek otu kekik koyun, isterseniz tarçın, olmazsa kakule, beğenmezseniz mercan köşk,neyi severseniz onu alır içine. Tuzlu ve yağlı peynir seviyorsanız loru biraz zeytinyağında pişirin, içine zahter koyun ve biraz tuz atın, seveceksiniz.

Yumurta sevenlerden misiniz? Ya da benim gibi nadiren yiyenlerdenmisiniz? Ama bu konuda özgürsünüz, sadece midenizi dinleyin, rahatsız etmiyorsa yiyebilirsiniz.

Doymak için sevmek gerek. Sevmediğiniz, bedeninize kabul ettiremediğiniz hiçbir şeyi koymayın sofranıza, veyahut deneyin, sevdiğinizi zannettikleriniz gerçekten sizi seviyor mu?

Seçenek sunun bedeninize ve ritmini tutturun her saniyenin. Kahvaltı için erken uyanın, günü uyandırın, suyu koyun, demliğiniz tıkır tıkır kaynarken, içinizi  ısıtın. Mutfağınıza çiçekler koyun, onlara söyleyin sabahın en güzel melodisini. Müziğin ritmi ile neşelenmek, hüzünlenmek, hatta kedere boğulup iç çekmek serbest. Hepsi enerji, hepsi özümüzü sakinleştiren, içimizi dökmemize vesile olan bir adım. Kısaca adım atın sabaha, güne, geceye... Ve başlayın hazırlamaya severek, isteyerek. Bir kavanoz açın, tutmuş diye sevinin. O gün hangi telaşla o kavanozları doldurduğunuzu düşünün, anılara gidin. Beslenmek işte bu kadar sihirli bir adım. Sadece nasıl beslendiğiniz önemli; yaratarak, sevgiyle, bazen kederle, bazen gülümseyerek ama duygularınızı katarak.
İşin özü zihnimizi ve bedenimizi yormamak.. Diyetler, yasaklar, toplum ve beden ölçüsü baskısı altında kalmadan, önemli olanın zihnimizin sesinin sağlıkla parlaması olduğunu fark ettiğimiz an her şey değişecektir. Değişim sürecinin ilk adımı hangi yerden ve nasıl başlayacağımızı bilmek. Herkesin bir serüveni olmalı, onu bulmalı, çıkarıp özünden hayata katmalı.

Güne başlarken tek formülümüz, bu sabah ne yemek istiyorum ve sabah aç uyanıyor muyum? Serüvenimin ilk zamanlarında uzun saatler aç kalma yetisi geliştirmiştim. Ancak açlık öyle bir şey ki zamanla sizi esir alabilir. Esaretin bedeli ise sizi yalnızlığa mahkum etmekle sonuçlanır. Sabah kahvaltısını göz ardı etmek tüm gününüzün size ihanet etmesine neden olur.

Kahvaltınız efsane olmalı, evde uyanan uyanamayan herkes mutfağa koşarak gelmeli. Mutlu kahvaltıların sırrı hazırladığınız lezzetlerden çok görselinde olmalı. En sevdiğiniz masa örtüsü fonu oluşturmalı ve pencereden -yaz kış fark etmez- bir çiçek selamlamalı. Masada sevgi kattığınız mis kokulu ekmeğiniz, her daim yeşil dolu tabağınız size gülümsemeli. Bu sabah hiç aç değilim dememeli, o masaya sevdiklerinizi alıp oturmalı ve onlar için hazırlamalısınız. Bitmek bilmeyen enerjinizin sırrı bu kahvaltıda saklı olmalı, arayıp bulana, bulmak isteyene bir ömür yetmeli.

Bundan sonraki yazımıza “Kahvaltının Vazgeçilmezleri"  ile devam edilecektir.

Mutluluk Reçetesi : Doğal Beslenme kitabının yayını için izin veren Sn. Mine Rana Dayıoğlu’na Elektrik Tesisat Portalı olarak  içtenlikle teşekkür ederiz.
Paylaş:
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
E-Bülten Kayıt