×

Mutluluk Reçetesi: Doğal Beslenme Yazı Dizisi-4 “Doğaya Yüzünü Dönmek ”




Mutluluk Reçetesi:


Doğal Beslenme


Yazı Dizisi-4


“Doğaya Yüzünü Dönmek ”


Mine Rana Dayıoğlu




Doğa tüm çıplaklığı ile bizi karşılar, her mevsim bir hediyedir aslında. Artık gün o hediyenin farkına varmak, sahiciliğini kavrayıp kendini teslim etme zamanı. Teslimiyet hepimizi
doğru yola götürecektir.

Doğayla ilk tanışmam; çocukluğum, çocukluğumda özgürce koştuğum bahçemiz, elma ağaçları, incir ağacımız, armutlar, rengarenk güllerimiz, lavantalarımız. Boynunu büktüğünü gördüğümde heyecanla anneme koşarak çiçeğimi kaybettiğimi ilan ettiğim, sonrasında çiçeğimi toprağa tekrar gömüp onu yuvasına uğurladığımı düşündüğüm kısacık masalım. Doğa benim için geri dönmek demekti, yediğim elmanın çekirdeklerini, incirin kabuğunu ona geri iade etmekti. Bahçesinde büyük kazanlarda kaynayan pekmezler, armutlu gül reçelleri, papatya suları, salçalar; içine neşe katılmış tüm mahalleli kadınların elde açtığı yufkalar; ekşi mayalı ekmekler hepsi mevsiminde, hepsi lezzetle kaynayıp bedenimizi eğitirken ruhumuzu zenginleştiriyordu. Komşular, bilgi paylaşımı, pişirme teknikleri hem midemizi hem ruhumuzu besliyordu. Yüzümüzü döndüğümüz doğa bize samimiyeti de getiriyordu.

Rahmetli babaannem tavuk beslerdi, her sabah konuşurdu onlarla,yavrularını sever, yumurtalarını incitmeden toplardı. Oysa öyle naif, öylekırılgan bir kadın değildi gerçek hayatta. Ama doğa onu da dizginlerdi,bilirdi, iyi davranmazsa horoz her an kızabilirdi. Tüm denge orada başlardı.Seni sen yapan, bu dünyaya hükmetmeye değil uyum içinde yaşamaya başlaman gerektiğini anlatan doğa idi. Sesini dinlersen sana armağanlar verecek, içine alıp seni gerçeğe götürecek olan doğa.

Yıllarca bu hamurla yoğrulmuş bedenim ve aklım yolunu şaşırmış, dünyaya hükmetmeye çalışan, yine kendi ürettiği sistemle doğayı reddeden bir sistemin elinde sürüklenirken buldum kendimi. Keşfettiğim satırları defalarca okudum, okudukça yeniden keşfettim. Baktım ki doğa keşfedilmek üzerine kurulu, bitmek tükenmek bilmeyen kerameti ile duruyor karşımızda.

Ben doğaya yüzümü döndüm, onu dinledim. Rüzgarın nereden estiğini,yağmur yağdığında sesinin bize neler anlattığını, güneşin rengini,hangi mevsimde doğanın hangi tepkiyi verdiğini dinledim. Dinlediğimtüm ezgiler beni yollara götürürken bazen kayboldum ama hiç başa dönmedim. Başa dönmeme hikayesi ile irade savaşı ve galip gelen özgürlük…

Doğanın sesini doğru dinlemeyi öğrenirseniz bedeninizin sesini de doğru dinlersiniz.

SINIRLAR VAR MI?

Besinlerin sihirli dünyasının kapısını aralayıp içeri girdiğinizde sınırlar olmadığını fark edeceksiniz. Sınırlar olmadan bedeninizi ve ruhunuzu sevdiğinizde, özgürce hayatın akışına kendini bırakmanın nasıl bir duygu olduğunu anladığınızda vücudunuza zarar verdiğini tespit ettiğiniz her şeyi silip atacaksınız hiç düşünmeden. Sınırlar mı, onlar kendini imha edecektir.

Beslenme bir keşif, bir seyahat, öncelikle tatların özünü keşfederek doğru yolu bulma sanatı.

DOĞRU YOLU BULDUĞUNUZDA SINIRLARINIZ ARTIK ÖZGÜRLÜĞÜNÜZ OLACAKTIR.

Öncelikle suyu keşfetmeli insan. Suyun nereden geldiğini ve nasıl yolbulup bize ulaştığını. Öyle yanımızda, öyle içimizde ki su, onu hayatımıza katarken, bizimle uyumunu izlerken aslında beslenmenin özünü de keşfetmiş oluyoruz. Su içeriği fazla olan gıdalar vücudun tam da aradığı, özlediği gıdalardır.

Suyunuzu çeşitlendirin, ona tat verin, tadını hissedin. Örneğin içine zencefil rendeleyin, tarçın koyun, karanfil atın, bazen sadece nane, bazen ayva bazen bir dilim elma ya da erik koyun. Her sebzenin, her meyvenin suya nasıl yansıdığını izleyin. Yemek istediğiniz, vücudunuzun kabul ettiği tüm gıdaları suyun içinde tanıyın, sevemediğiniz besinlerin sihrini önce su ile keşfe çıkın. Hatta bu yöntemi çocuklarınızla da deneyin. Onların damak tadına sihirli bir dokunuş yapın.

Karnabaharlı, brokolili, lahanalı, pancarlı pembe su içtikçe renginizin değiştiğini göreceksiniz. Tattığınız her deneyim yeni bir yol açacak.

Masaya oturun ve önünüze en sevmediğiniz sebzeleri ve en sevdiğiniz ancak vücudunuza, enerjinize zararlı gelen gıdaları alın. Yaygın görüşle zararlı olanları değil, vücudunuza da zarar verdiğini hissettiğiniz gıdaları. Bununla ilgili deneyimlemeyi ve bunu nasıl anlayacağınızı anlatacağım. Ve suyun içine tek tek bu gıdaları atıp on dakika sonra o suyu için. Nasıl? Damağınızda bedeninizde bıraktığı izler sizi heyecanlandırdı mı? Yoksa mideniz ses mi verdi? Deneyin ve yaşayın. Yaşamak, yaşadığınızı hissetmek ve herkesin beden çağrısına ses verdiği gıdaları tespit etmesi, onları
özümseyerek yaşaması ne muhteşem bir seyahattir. İşte su o seyahatin temel aracıdır. Amaç hayatın tadına hissederek varmak ise, su o amacın en önemli aracıdır.

Suyun gücüyle yapamayacağınız hiçbir şey yok. Her gıdayı önce su ile tanıştırın. Sonra hissettiğiniz tadı kendinize öğretin.

Çikolatayı çok mu seviyorsunuz? Bedeninize zarar verdiği halde  durmadan tüketiyor musunuz? Hemen bir bardak su alın ve atın içine, sonrası deneyimlemek ve öğrenmek.

“Su akar yatağını bulur.” Hayatın kıvrak yolları için söylenmiş bu atasözünü besinlerin içinizdeki yolunu bulması için de söyleyebiliriz. Sabah uyandığınızda, gece yatmadan ve , öğlen yemek yemeden önce, akşam yemeğinden ve, kahve içtikten sonra, alkol tüketmeden önce su yolunu bulsun, içmeyi unutmayın.

Siz içmeyi unutmayın ki su yolunu kaybetmesin. Her kaybettiğiniz su, size kilo ve sağlıksız yaşam olarak geri dönecektir. Suya limon sıkın, karanfil atın, tarçın koyun, suyu sevin ve hayatınıza girdiği gibi tüketin. Mesela kalabalık bir yemeğe gittiniz, herkes birbirinin ne yediğini kontrol eder oysa fark edilmediğinizi zannedersiniz. Baskı yapıp sizi yoldan çıkaracak harici etkenler olacaktır. Bir bardak su yolunuzu açacak, sizi doyururken bakışları sizden başka yöne çekecektir.

Bundan sonraki yazımıza “Efsane Kahvaltı“  ile devam edilecektir.

Mutluluk Reçetesi : Doğal Beslenme kitabının yayını için izin veren Sn. Mine Rana Dayıoğlu’na Elektrik Tesisat Portalı olarak  içtenlikle teşekkür ederiz.
Paylaş:
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
E-Bülten Kayıt