×

Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye'nin Konumu Bölüm-2


Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye'nin Konumu
Bölüm-2 


Gediz CÜRGÜL
Doç. Dr. Mehmet Nuri İNEL
Alp Kartal GÜREL







 
Kaynak:

Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye’nin Konumu © 2025, TÜSİAD
Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü,4110 sayılı Yasa ile değişik 5846 sayılı FSEK uyarınca,
kullanılmadan önce hak sahibinden 52. Maddeye uygunyazılı izin alınmadıkça, hiçbir şekil ve yöntemle işlenmek,
çoğaltılmak, çoğaltılmış nüshaları yayılmak, satılmak, kiralanmak, ödünç verilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da başka teknik, sayısal ve/veya elektronik yöntemlerle iletilmek suretiyle kullanılamaz.

ISBN 978-605-165-068-5
Yazarlar: Gediz CÜRGÜL, Doç. Dr. Mehmet Nuri İNEL, Alp Kartal GÜREL
Yayına Hazırlayanlar: Dr. Nurşen NUMANOĞLU, Yasemin E. AVCI, Özge SARI
Dizgi ve Sayfa Uygulama: Typika
Kapak Tasarımı: PwC Türkiye

Bu raporun ETP Portalımızda yayını ile ilgili bize izin veren TÜSİAD'a  teşekkür ederiz.



1.1. Yapay Zekayı benimsemek, ama nasıl?

Üretken yapay zekanın benimsenmesi, iş süreçlerinde köklü dönüşümler ve rekabet avantajı potansiyeli ile sektörlerin tamamı için kayda değer kazanımlar sunuyor.
PwC’nin 2024 tarihli çalışması, bu kazanımların sektörlerin dinamiklerine göre değişiklik gösterdiğini ortaya koyuyor. Sektörlerin farklı dinamikleri, üretken yapay zekanın benimsenme hızını ve etkisini önemli ölçüde şekillendirir; bazı sektörler bu teknolojiyi hızla entegre edip büyük kazanımlar elde edebilirken diğerleri düzenleyici engeller, veri karmaşıklığı veya iş gücü adaptasyonu gibi faktörler nedeniyle daha yavaş bir dönüşüm yaşayabilir.
 
Bu perspektiften baktığımızda, Şekil 1, sektörel dinamiklerle potansiyel kazanımlar arasındaki ilişkiye dair anlamlı bir manzara ortaya koymaktadır. Yazılım sektörünün %19,4’lük potansiyel karlılık artışıyla lider konumda olduğu görülmektedir. Bu sektör, yapay zeka uygulamalarını hızla entegre ederek yenilikçi çözümler sunma kapasitesi ve veri odaklı iş yapış biçimleriyle öne çıkmaktadır. Benzer şekilde, lüks ürünler sektörü %14,5’lik ve eğlence sektörü %14,4’lük artış potansiyelleriyle yapay zekadan önemli faydalar sağlamaktadır. Bu sektörlerde, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri ve hedeflenmiş pazarlama stratejileri gibi yapay zeka uygulamaları, rekabet avantajını artırmakta ve karlılığı önemli ölçüde yükseltmektedir.
Diğer yandan, telekom (%13,0), turizm ve otelcilik (%10,3) ve hukuk ve ticari hizmetler (%9,7) gibi sektörler de yapay zeka entegrasyonundan kayda değer kazanımlar beklemektedir. Özellikle, müşteri hizmetlerinin geliş-tirilmesi, süreç otomasyonu ve operasyonel verimlilik artışları bu sektörlerin karlılık potansiyelini artıran temel unsurlar arasında yer almaktadır. Ancak, özellikle telekom ile hukuk ve ticari hizmetler sektörlerinin sıkı regülasyonlara tabii olması, bu kazanımların hayata geçirilmesini yavaşlatabilme potansiyeline sahiptir. Buna karşılık, enerji ve kaynaklar (%2,2) ile lojistik (%1,8) gibi sektörler daha düşük karlılık artış potansiyeline sahiptir. Bu durum, bu sektörlerdeki operasyonların büyük bir oranda fiziksel süreçlere bağlı olmasıyla açıklanabilir. Ancak, odağın ana operasyondan tedarik zinciri süreçlerine kaydırılması yapay zeka entegrasyonunu hızlandırabilir ve daha yüksek verimlilik kazanımları elde edilmesini sağlayabilir.

Sektörlerin yapay zekayı benimseme hızları, şirketlerin rekabet avantajı elde etme ve sürdürülebilir büyüme sağlama potansiyelini doğrudan etkilemektedir. Yapay zekanın sektörel entegrasyonunda
“Adaptasyon Kolaylığı” ve “Yıkıcılık (disruption) Seviyesi” dengesi, sektörlerin bu teknolojiden nasıl ve ne ölçüde yararlanacağını belirleyen iki temel faktör olarak öne çıkmaktadır. Adaptasyon kolaylığı, bir sektörün yapay zeka teknolojilerini benimseme hızını ve entegrasyon sürecindeki başarı oranını ifade eder. Sektörlerin iş süreçleri, veri altyapıları ve organizasyonel kültürleri bu sürecin ne kadar hızlı ve etkili bir şekilde gerçekleşeceği üzerinde belirleyici bir rol oynar. Örneğin, yazılım sektörü, dijital odaklı yapısı ve esnek süreçleri sayesinde yapay zeka entegrasyonunda lider bir konuma sahipken sağlık ve finans gibi sektörler düzen¬leyici çerçevelerden kaynaklı farklı zorluklarla karşılaşabilmektedir. 

Öte yandan, yapay zekanın yıkıcılık seviyesi, sektörlerin rekabet dinamiklerini kökten değiştiren bir diğer kritik etkendir. Yapay zeka, pazardaki mevcut oyuncuların konumunu yeniden tanımlarken yenilikçi çözümler sunan yeni girişimlerin hızla yükselmesine olanak tanır. Yıkıcılık seviyesi, şirketlerin inovasyona yaptığı yatırımlar ve veri yönetimindeki etkinlikleri ile doğrudan ilişkilidir. Örneğin, eğlence sektörü, yapay zeka sayesinde içerik üretimi ve dağıtımında yeni iş modelleri geliştirerek geleneksel oyuncuların yerini alabilecek bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Benzer şekilde, perakende sektöründe yapay zeka, müşteri deneyimlerini kişiselleştirerek ve tedarik zincirlerini optimize ederek sektörel rekabetin kurallarını değiştirmektedir.
Yapay zekanın getirilerinden en üst düzeyde faydalanabilmek için adaptasyon kolaylığını ve sektörel yıkıcılık seviyesine göre sektörün nerede konumlandığını bilmek stratejik önem taşıyor. 

Sektörler, yapay zeka adaptasyon seviyeleri ve sektörel yıkıcılık seviyeleri bir arada değerlendirilerek dört ana grupta ele alınabilir: Öncüler, Dönüştürücüler, Verim Peşindekiler ve Mütevazılar. Her grup, yapay zekanın etkilerini sektörel dinamikleri doğrultusunda farklı şekillerde yansıtmaktadır. 

Öncüler, hem adaptasyon kolaylığı hem de yüksek yıkıcılık potansiyeline sahip sektörleri ifade eder. Bu sektörler, yapay zeka teknolojilerini erken benimseyerek yenilikçi iş modelleri ve ürünlerle pazarda farklılaşmayı başarır.


Örneğin yazılım ve bilgi teknolojileri hizmetleri gibi sektörler, yüksek veri yoğunluğu ve dijital odaklı yapıları sayesinde yapay zekayı hızla entegre ederek inovasyonu sürekli hale getirir. Bu grup sektörlerdeki lider şirketler, yapay zekanın sunduğu derin müşteri içgörülerini kullanarak rekabet avantajı sağlayabilir. Ancak öncü sektörlerdeki hızlı inovasyon döngüsü, bu avantajı sürdürebilmek için sürekli yatırım ve hızlı adaptasyon gerektirir. Yapay zeka, öncüler için yalnızca bir teknoloji değil, stratejik büyümenin temel taşıdır. 

Dönüştürücüler, yüksek yıkıcılık seviyesine sahip sektörler olarak mevcut iş modellerinde köklü değişim yaratma potansiyeli taşır.

Bu sektörler, yapay zekayı stratejik bir avantaj olarak kullanarak yalnızca operasyonel süreçleri dönüştürmekle kalmaz, aynı zamanda sektörün rekabet dinamiklerini de yeniden şekillendirir. İlaç sektörü buna iyi bir örnek olarak karşımıza çıkıyor; yapay zeka, ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerini hızlandırarak bir yandan verimlilik artışı sağlarken diğer yanda hasta¬lıkların tedavisinde yenilikçi çözümler sunarak sektörü yeniden tanımlar. Benzer şekilde, lüks ürünler sektörü, yapay zeka tabanlı kişiselleş¬tirme ve tüketici davranış analizleri sayesinde müşteri sadakatini artırarak üstün kalitede bir deneyim sunar. Dönüştürücüler, pazar lider¬liğini sürdürebilmek için büyük ölçüde yapay zeka yatırımlarına ve inovasyona bağımlıdır. Ancak, bu sektörlerdeki hızlı değişim aynı zamanda organizasyonel dönüşüm ve iş gücü adaptasyonu gibi zorlukları da beraberinde getirir. 

Verim peşindekiler, düşük yıkıcılık seviyesine sahip olmakla birlikte yapay zeka teknolojilerini benimsemeye daha açık sektörlerdir. Bu sektörler, büyük ölçüde operasyonel süreçleri iyileştirmek ve maliyetleri düşürmek amacıyla yapay zekadan faydalanmaktadır. Lojistik, enerji ve doğal kaynaklar gibi sektörler yapay zeka ile rota optimizasyonu, enerji yönetimi ve operasyonel süreçlerin otomasyonu gibi alanlarda önemli kazanımlar sağlayabilir. Öte yandan bu sektörlerdeki yapay zeka uygulamaları daha çok mevcut süreçlerin iyileştirilmesi üzerine odaklanmakta ve yenilikçi iş modellerinin geliştirilmesine daha az katkı sağlamaktadır. Verim peşindekiler, rekabetçi avantajlarını artırmak için yapay zekayı daha stratejik bir şekilde kullanmalı ve bu teknolojiyi temel iş süreçlerinin ötesine taşımalıdır. Bu sektörlerde, yapay zekanın tam potansiyelinden yararlanmak için organizasyonel dönüşüm, veri altyapısının güçlendirilmesi ve uzun vadeli planlama gereklidir.

Mütevazılar, düşük adaptasyon ve düşük yıkıcılık seviyelerine sahip sektörleri temsil eder. Bu sektörler, yapay zekadan potansiyel olarak fayda sağlayabilir, ancak sıkı regülasyonlar, karmaşık iş süreçleri ve geleneksel iş modellerine bağlılık bu dönüşümün hızını ve etkisini sınırlandırmaktadır. Bireysel bankacılık ve sigortacılık gibi sektörler, yapay zeka ile dolandırıcılık tespiti, müşteri deneyimi iyileştirme ve süreç otomasyonu gibi alanlarda kazançlar sağlayabilir, ancak veri güvenliği ve sıkı düzenleyici çerçeveler (Örn: Bulut kısıtlamaları), bu sektörlerin yapay zeka adaptasyonunu yavaşlatma potansiyeline sahiptir. Bu sektörlerdeki şirketler, yapay zekayı operasyonel süreçlerine entegre etmek için daha temkinli ve uzun vadeli bir strateji izlemek zorundadır. Mütevazılar daha yüksek potansiyele ulaşmak için veri yönetimi, düzenleyici uyum ve organizasyonel dönüşüm alanlarında önemli adımlar atmalıdır.


 


Bundan sonraki bölüme "Küresel Eğilim ve BeklentilerNe Yönde?"  ile devam edilecektir. 

 
Paylaş:
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
E-Bülten Kayıt