×

Üniversite Neden Değişmek Zorunda ?




Üniversite Neden Değişmek Zorunda ?
Yapay Zekâ Çağında Bilgi, Diploma, Meslek ve Üniversitenin Yeni Rolü


Sabri Günaydın 


 
[Yayım Tarihi: 24  Eylül 2026]

Yapay Zekâ Çağında Bilgi, Diploma, Meslek ve Üniversitenin Yeni Rolü

Bu makale yapay zeka kullanılarak  Sn. Ufuk Tarhan’ın  YouTube  “Oksimoron Sohbetler “ programındaki  Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ile gerrçekleştirdiği   Üniversite Neden Değişmek Zorunda  konulu sohbetinden  yararlanılarak hazırlanmıştır. Yapay Zeka tarafından  Oksimoron Sohbetler programındaki Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’ın’ın konuşmasındaki değerlendirmelerinden hareketle ,  Elektrik Tesisat Portalı’nın okur kitlesi için genişletilmiştir. 

Sn. Ufuk Tarhan’a YouTube  Oksimoron sohbetinden  yararlanarak bu makalenin hazırlanmasına izin verdiği için teşekkür ederiz

“Sn. Ufuk Tarhan’ın Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ile gerçekleştirdiği “Üniverite Neden Değişmek Zorunda?  Konulu YouTube sohbeti için lütfen tıklayınız.  

 


 
Üniversite, yüzyıllar boyunca bilginin üretildiği, korunduğu ve yeni kuşaklara aktarıldığı temel kurumlardan biri oldu. Üniversiteye girmek bilgiye erişmenin, bir meslek edinmenin ve toplumsal statü kazanmanın en önemli yollarından biriydi.

Ancak bugün bu modelin dayandığı temel varsayımların önemli bir bölümü değişiyor.

İnternet, dijitalleşme ve özellikle üretken yapay zekâ, bilgiye erişimin maliyetini ve hızını kökten değiştirdi. Artık öğrencinin karşısındaki temel sorun bilgiye ulaşamamak değil; doğru bilgiyi yanlış bilgiden ayırmak, bilgiyi sorgulamak, anlamlandırmak, farklı bilgiler arasında ilişki kurmak ve onu yeni bir değere dönüştürmek.

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak’ın Oksimoron Sohbetler kapsamında ele aldığı “Üniversite Neden Değişmek Zorunda?” sorusunun önemi tam da burada ortaya çıkıyor.

Mesele üniversitenin ortadan kalkıp kalkmayacağı değildir.

Asıl mesele şudur:

20. yüzyılın ihtiyaçları için şekillenen üniversite, yapay zekâ çağının insanını yetiştirebilir mi?

Üniversitenin Bilgi Tekeli Sona Eriyor


Geleneksel üniversitenin en önemli güçlerinden biri bilgiye erişim üstünlüğüydü.

Kitaplar, akademik yayınlar, uzmanlar, laboratuvarlar ve bilimsel tartışma ortamları büyük ölçüde üniversitelerde toplanıyordu. Öğrenci bilgiye ulaşabilmek için üniversiteye ve öğretim üyesine ihtiyaç duyuyordu.

Bugün ise tablo farklıdır.

Bir öğrenci birkaç saniye içerisinde dünyanın herhangi bir yerindeki akademik makalelere, derslere, konferanslara, açık kaynaklara ve veri tabanlarına erişebiliyor. Üretken yapay zekâ araçları ise yalnız bilgi bulmakla kalmıyor; bilgiyi özetleyebiliyor, açıklayabiliyor, karşılaştırabiliyor, tercüme edebiliyor ve belirli ölçüler içinde yeni içerikler oluşturabiliyor.

Dolayısıyla üniversitenin temel işlevi artık yalnızca “bilgi aktarmak” olamaz.

Prof. Dr. Kaynak'ın başka bir değerlendirmesinde de vurguladığı gibi Google, ChatGPT ve diğer kaynaklardan bilgi edinmek mümkündür; asıl önemli hale gelen, elde edilen bilgiler arasından seçim yapabilmek ve onları eleştirel biçimde değerlendirebilmektir.

Bu nedenle geleceğin üniversitesinin sorusu:

“Öğrenciye hangi bilgileri öğreteceğiz?”

sorusundan giderek,

“Öğrenciye bilgiyle ne yapmayı öğreteceğiz?”

sorusuna dönüşmektedir

Üniversite Ezber Bozabilmeli

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak'ın üniversite eğitimi konusunda öne çıkardığı en dikkat çekici yaklaşımlardan biri üniversitenin “ezber bozma” işlevine ilişkindir.

Üniversite yalnızca mevcut bilgilerin öğrenciye aktarıldığı bir kurum olmamalıdır.

Tam tersine öğrencinin;

•    kendi düşüncelerini sorgulayabildiği,
•    farklı düşünce sistemleriyle karşılaşabildiği,
•    kanıt ile kanaati ayırabildiği,
•    yerleşik kabullere soru yöneltebildiği,
•    karşıt görüşleri anlayabildiği,
•    bağımsız düşünme yeteneği geliştirebildiği

bir zihinsel özgürleşme alanı olmalıdır.

Bilgi bolluğunun yaşandığı yapay zekâ çağında bu işlev daha da önemlidir.
Çünkü artık sorun bilgi kıtlığı değil, bilgi fazlalığıdır.

Yanlış bilgi, eksik bilgi, manipülatif içerik, yapay zekâ halüsinasyonları ve algoritmaların oluşturduğu bilgi balonları arasında bireyin eleştirel düşünme kapasitesi giderek daha değerli hale gelmektedir.

Diploma Artık Tek Başına Yeterli Değil

Geleneksel model kabaca şöyle çalışıyordu:

Üniversite → Diploma → Meslek → İş → Kariyer

Bu doğrusal zincir giderek zayıflıyor.

Teknolojinin hızla değişmesi, yeni mesleklerin ortaya çıkması, bazı görevlerin otomasyona devredilmesi ve insanların çalışma hayatı boyunca birden fazla alanda uzmanlaşmak zorunda kalması diplomanın anlamını da değiştiriyor.

Diploma önemini tamamen kaybetmiyor.

Ancak artık tek başına kişinin gelecekteki mesleki yeterliliğini garanti eden bir belge olarak görülmesi giderek zorlaşıyor.

Bir insanın üniversitede öğrendiği teknik bilgilerin bir bölümü birkaç yıl içerisinde eskiyebilir. Buna karşılık problem çözme, analitik düşünme, iletişim, yaratıcılık, öğrenmeyi öğrenme, farklı disiplinlerle çalışma ve teknolojiyi doğru kullanma gibi becerilerin önemi artmaktadır.

Bu nedenle geleceğin üniversitesi öğrenciye yalnızca “ne bildiğini” değil, “bilmediğini nasıl öğreneceğini” de öğretmek zorundadır.

Yapay Zekâ Üniversitenin Rakibi mi?

Yapay zekâ konusunda eğitim dünyasının önündeki en büyük hatalardan biri teknolojiyi yalnızca bir tehdit veya kopya aracı olarak değerlendirmek olabilir.

Prof. Dr. Kaynak'ın yaklaşımında yapay zekâ bir amaç değil, araçtır.

Öğrencilerin yapay zekâdan tamamen uzak tutulmaya çalışılması, hesap makinesinin matematik eğitiminden veya bilgisayarın mühendislik eğitiminden çıkarılmasına benzer bir sonuç doğurabilir.

Asıl soru öğrencinin ChatGPT veya benzeri sistemleri kullanıp kullanmayacağı değildir.

Soru şudur:

Nasıl kullanacak?

Yapay zekâ;

araştırma yapmak, alternatif görüşleri incelemek, veri analiz etmek, metinleri karşılaştırmak, senaryo oluşturmak, yazılım geliştirmek, tasarım seçenekleri üretmek ve düşünme sürecini desteklemek amacıyla kullanılabilir.

Ancak bunun yanında öğrenci;

kaynak doğrulama, yapay zekâ halüsinasyonlarını fark etme, önyargıları değerlendirme, fikrî mülkiyet, etik, veri güvenliği ve insan sorumluluğu

konularını da öğrenmek zorundadır.

Dolayısıyla üniversitelerin yapay zekâya vereceği cevap yasaklamak değil, yapay zekâ okuryazarlığını öğretmek olmalıdır.

Öğretim Üyesinin Rolü de Değişiyor

Bilgiye erişimin zor olduğu dönemde öğretim üyesinin temel rollerinden biri bilgiyi aktarmaktı.

Bugün öğrenci aynı bilginin temel açıklamasına saniyeler içerisinde ulaşabiliyor.

Bu durumda öğretim üyesinin değeri ortadan kalkmaz; aksine rolü daha nitelikli hale gelir.

Geleceğin öğretim üyesi yalnızca “bilgiyi anlatan kişi” değil;

doğru soruyu sorduran, öğrencinin düşüncesine meydan okuyan, kaynakların güvenilirliğini sorgulatan, farklı disiplinler arasında bağlantı kurduran ve öğrencinin ürettiği sonucu eleştirel biçimde değerlendiren kişi olmak durumundadır.

Başka bir ifadeyle öğretim üyesi bilginin kaynağı olmaktan, öğrenmenin rehberine doğru evrilmektedir.

Dört Yıllık Eğitim Modeli de Sorgulanmalı

Bugünkü üniversite sisteminin temel kabullerinden biri, öğrencinin belirli yaşlarda üniversiteye girip dört veya daha fazla yıl eğitim aldıktan sonra meslek hayatına başlamasıdır.

Oysa teknolojik değişimin hızı bu modeli zorlamaktadır.

Bir insanın 22 yaşında öğrendiği bilgilerle 65 yaşına kadar aynı mesleği aynı yöntemlerle sürdürebileceği bir dünya giderek ortadan kalkıyor.

Bunun yerine;

öğren → çalış → yeniden öğren → yeni beceri kazan → tekrar çalış

döngüsü ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle geleceğin üniversitesi yalnızca 18–25 yaş grubuna hizmet veren bir kurum olmayabilir.

Kısa programlar, mikro yeterlilikler, sertifikalar, modüler eğitimler, çevrim içi ve yüz yüze karma modeller ve meslek yaşamı boyunca üniversiteye tekrar dönme olanakları giderek daha önemli hale gelecektir.

Üniversitenin mezuniyetle biten bir kurum olmaktan çıkıp hayat boyu öğrenme merkezi haline gelmesi gerekmektedir.

Disiplinlerin Duvarları Zayıflıyor

Geleneksel üniversite güçlü bölüm sınırları üzerine kuruludur.

Elektrik mühendisliği elektrik mühendisliğini, bilgisayar mühendisliği bilgisayarı, psikoloji insan davranışını, ekonomi ekonomik sistemleri inceler.

Ancak gerçek dünyanın sorunları bu sınırları tanımaz.

Örneğin akıllı elektrik şebekesini yalnız elektrik mühendisliğiyle anlamak mümkün değildir.

Elektrik mühendisliği yanında;

yapay zekâ, veri bilimi, haberleşme, siber güvenlik, ekonomi, enerji hukuku, çevre politikaları ve insan davranışı

aynı sistemin parçaları haline gelmektedir.

Bu nedenle geleceğin üniversitesinin temel özelliklerinden biri disiplinler arası çalışma olacaktır.

Öğrencinin yalnızca kendi bölümünün dilini değil, diğer disiplinlerle birlikte çalışmayı da öğrenmesi gerekecektir.

Yapay Zekâ Çağında En Değerli Beceri: Soru Sorabilmek

Yapay zekâ cevap üretme maliyetini olağanüstü ölçüde düşürüyor.

Bunun beklenmedik bir sonucu vardır:

Cevap ucuzladıkça iyi sorunun değeri artmaktadır.

Gelecekte başarılı öğrenciyi diğerlerinden ayıran özellik yalnızca daha fazla bilgi ezberlemesi olmayabilir.

Asıl fark;

problemi doğru tanımlaması, doğru soruları sorması, varsayımları sorgulaması, yapay zekânın verdiği cevabı test etmesi ve farklı bilgilerden yeni sonuçlar çıkarabilmesi olacaktır.

Bu nedenle sınav sistemlerinin de değişmesi gerekir.

Yapay zekânın birkaç saniyede cevaplayabileceği soruları öğrenciye sınavda sormanın eğitimsel değeri giderek azalacaktır.

Bunun yerine öğrenciden;

analiz etmesi, karşılaştırması, tasarlaması, doğrulaması, eleştirmesi ve yeni bir çözüm üretmesi

beklenmelidir.

Gençleri Eski Dünyaya Göre  Hazırlamak Büyük Bir Risk

Üniversitelerin dönüşümündeki temel sorunlardan biri kuşaklar arasındaki teknoloji farkıdır.

Bugünün öğrencileri dijital dünyanın içine doğdu.

Yapay zekâ ise onların çalışma hayatlarının olağan bir bileşeni olacak.

Bu nedenle gençleri geçmişin çalışma biçimlerine göre yetiştirip geleceğin dünyasına göndermek ciddi bir uyumsuzluk yaratabilir.

Üniversitelerin görevi gençleri teknolojiden korumak değil, teknolojiyle birlikte insan olarak nasıl değer üreteceklerini öğretmek olmalıdır.

Burada kritik nokta insan ile makinenin rekabetinden çok, insan ile yapay zekânın nasıl birlikte çalışacağıdır.


Gelecekte rekabet yalnızca insan ile yapay zekâ arasında olmayabilir.

Daha belirleyici ayrım;

yapay zekâyı etkili kullanan insanlarla kullanamayan insanlar arasında

ortaya çıkabilir.

Üniversitenin İnsani İşlevi Daha da Önemli Hale Gelebilir

Bütün bunlar üniversitenin yalnız teknoloji merkezli bir kuruma dönüşmesı gerektiği anlamına gelmez.

Tam tersine yapay zekâ güçlendikçe insanı insan yapan özelliklerin değeri artabilir.

Etik,

empati,

sorumluluk,

eleştirel düşünme,

yaratıcılık,

iş birliği,

toplumsal bilinç

ve farklı insanlarla birlikte yaşayabilme becerileri üniversitenin temel görevleri arasında kalacaktır.

Çünkü yapay zekâ bir çözüm üretebilir; ancak hangi problemin çözülmeye değer olduğuna, hangi sonucun etik olduğuna ve sonuçların sorumluluğunu kimin üstleneceğine insan karar vermek zorundadır.

Bu nedenle geleceğin üniversitesi yalnızca daha teknolojik değil, aynı zamanda daha insani olmak zorundadır.

Üniversite İçin Yeni Bir Model

Bütün bu dönüşüm bir araya getirildiğinde geleceğin üniversitesi için yeni bir eğitim zinciri ortaya çıkmaktadır:

Bilgi aktarma
↓
Bilgiye ulaşmayı öğretme
↓
Bilgiyi sorgulatma
↓
Doğru soruyu sordurma
↓
Yapay zekâ ile birlikte çalışma
↓
Bilgiyi doğrulama
↓
Disiplinler arası bağlantı kurma
↓
Gerçek problem çözme
↓
Yeni bilgi ve değer üretme
↓
Hayat boyu öğrenme


Üniversitenin gelecekteki başarısı kaç bilgiyi öğrenciye aktardığından çok, öğrenciyi bu zincirin ne kadarına hazırlayabildiğiyle ölçülebilir.

Sonuç: Üniversite Ortadan Kalkmayacak, Fakat Aynı Kalamayacak

“Üniversite neden değişmek zorunda?” sorusunun cevabı aslında basittir:

Çünkü üniversitenin hazırladığı dünya değişmiştir.

Bilginin üretim biçimi değişiyor.

Bilgiye erişim değişiyor.

Meslekler değişiyor.

Çalışma hayatı değişiyor.

Öğrenciler değişiyor.

Ve bütün bunların üzerinde yapay zekâ, insanın bilgiyle kurduğu ilişkiyi yeniden şekillendiriyor.

Bu dönüşüm üniversitenin önemini ortadan kaldırmak zorunda değildir. Tam tersine üniversite doğru dönüşümü gerçekleştirebilirse eskisinden daha önemli hale gelebilir.

Ancak bunun için üniversitenin yalnızca bilgi aktaran ve diploma veren kurum olmaktan çıkması gerekir.

Geleceğin üniversitesi;

düşünmeyi, sorgulamayı, öğrenmeyi, yeniden öğrenmeyi, teknolojiyle birlikte üretmeyi ve insan olarak sorumluluk üstlenmeyi öğreten bir kurum olmak zorundadır.

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak'ın üniversite için kullandığı “ezber bozmak” yaklaşımı bu dönüşümü özetleyen güçlü bir ifade olarak görülebilir.

Çünkü yapay zekâ çağında üniversitenin temel görevi öğrenciye bütün cevapları vermek değildir.

Belki de asıl görevi, öğrencinin kendisine verilen cevapları sorgulayabilecek zihinsel özgürlüğü kazanmasını sağlamaktır.

Bu çerçeve, Prof. Dr. Deniz Ülke  Kaynak’ın üniversitenin “ezber bozma”, eleştirel düşünme ve bilgiyi seçip anlamlandırma işlevine ilişkin yayımlanmış görüşleriyle örtüşüyor.Prof. Dr. Deniz Ülke  Kaynak ayrıca yapay zekâyı bir amaçtan ziyade araç olarak tanımlıyor ve öğrencilerin onu doğru ve üretken biçimde kullanmayı öğrenmeleri gerektiğini savunuyor. 

Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak ile  Oksimoron Sohbette  “Yapay zekâ meslekleri silecek mi?”, “Diplomalar değer kaybederken gençler ve ebeveynler ne yapacak?”, üniversitelerin neden 20. yüzyıl kalıplarında kaldığı, yapay zekânın doğru kullanımı ve gençlerin ruh hâli  sohbetin  ana  konuları.

Paylaş:
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
E-Bülten Kayıt