PİK-PUANT-DEMAND

PİK-PUANT-DEMAND
Avni GÜNDÜZ
Tren garının karşısındaki eski evlerden birinde işe başlamıştım. Arka bahçe tarafında müşteriler müdürlüğünün yeri var. Bizimki cadde tarafında geniş bir salon. Daha sonraları burası restoran olduğunda aynı yerde yemek yemiştik. Kapının önünde “baba” denilen gemilerin halat bağladığı kocaman üstü yuvarlakça bir demir var. Demek deniz buralara kadar geliyormuş. Şimdilerde limana kadar her yer dolgu, üstüne de apartmanlar yapılıvermiş (!)

Olanaklar kısıtlı. Vardiya ekipleri eski Ford kamyonetlerle işe gidiyorlar. Telsizler var ancak yeterli sayıda değil. Arıza ihbarları telefonla alınıyor ve sahadaki hem tesis hem de arıza onarımı yapan emanet ekiplerine yönlendiriliyordu. Vardiya ekipleri arıza tespit, manevralar ve İndirici trafo merkezleriyle ilgileniyordu, sayıları da azdı aslında.
Yük Tevzi denilen bir yerden talimat gelmiş, şu kadar MW kesinti yapılacakmış. Nedeni ise enerji santrallarının yetersizliği. Bizim müdürlük hastane, askeriye ve benzerlerinin fiderleri hariç kesinti programı yapıyor ve biz de program dahilinde “puant saatlerinde” fiderleri sırayla kestiriyorduk. (ROTA: Rotational Load Disconnections)
- “Hatay Fiderini kes, tamam”
- “Hatay Fideri kesildi, tamam”
- “Anlaşıldı, tamam”
.jpg)
O “puant” denilen saatler geçince elektrikler veriliyordu ama daha elektrik kesilir kesilmez telefonlarımız çalmaya başlardı. Adresi sorar ve “beyefendi kesinti var, bir saat sonra gelecek” derdik.
Ben de muhitleri yeni yeni öğrenmeye başlamıştım ve önümde çizelge vardı. Telefon başındaydım ve telefon çalınca hevesle ahizeyi almıştım. Daha “elektrik arıza” diyemeden karşıdaki öfkeli bir şekilde “Sizin …. …. “deyip telefonu kapattı. Vatandaştan ilk tepkimi almıştım.
Ben de muhitleri yeni yeni öğrenmeye başlamıştım ve önümde çizelge vardı. Telefon başındaydım ve telefon çalınca hevesle ahizeyi almıştım. Daha “elektrik arıza” diyemeden karşıdaki öfkeli bir şekilde “Sizin …. …. “deyip telefonu kapattı. Vatandaştan ilk tepkimi almıştım.

Santrallar üretimi karşılayamıyorlarmış. Enerji Bakanlığı “3 lambadan birini söndür” kampanyası başlatmıştı. Olmayan enerji en pahalı enerjiymiş. Nasıl olmayan şey pahalı olur derken Teoman Alptürk birkaç yıl sonra “bir birim enerji ekonomiye yedi birim katkı sağlar” deyince olayı biraz kavramıştım. Özellikle köylere elektrik gitmeye başlayınca patlayan beyaz eşya satışları, elektrikle iş yapan mesleklerin artması vb. katma değer kavramını pratikte göstermişti.
.jpg)
Puant denilince aklımda kalan ise akşam saatlerinde aydınlatmaların devreye girmesi (o tarihlerde klima yükleri henüz yok) ve televizyon programlarının başlamasıydı.
Bir de demeraj sorunu vardı. Elektriklerin bir saat kesilmesinden sonra trafo sayısı fazla olan fiderlerin orta noktalarına gidilip önce bir yarısına sonra kalan yarısına enerji veriliyordu yoksa elektriğin verilmesiyle bütün buzdolaplarının aynı anda çalışması yüzünden fider tutmuyordu. Ödenek varsa yeni fider veya fider tadilatları yapılarak sorun giderilmeye çalışılıyordu.
Sorun üretimde gibi algılanıyordu ama aslında bizim dağıtım hatları da yetersizdi. TV’de Kaçak dizisi başlayınca AG telleri sarkıyor ve sigortalar atıyordu (!) Kabahat dizideydi fakat ceremesini biz çekiyorduk. Şebeke eski olduğundan durmadan hat yenileme, yeni trafo merkezi yapıp yeni hatlarla yükleri ayırma, bölme vb. işleri oldukça yoğundu.
Şikayetler daha az gelirdi ama gerilim düşümü sorunu da vardı. Hat sonları 190 volt olarak ölçülen yerler oluyordu ve piyasada “voltaj regülatörleri” satışları revaçtaydı. Üstüne üstlük bir de imar affı çıkınca tadilat ve tesis işleri katlanarak artmıştı.
O zamanlar yükleniciler yok gibiydi. Her iş emanet ekiplerince yapılıyordu. Kısa sayılabilecek bir sürede “canavar” gibi olan ekipler sayesinde Yeni Asır gazetesinde çıkan “voltaj düşüklüğü” haberleri artık çıkmaz olmuştu. Voltaj regülatörleri de nostalji sayfalarında yerini aldı.

Yatağan ve Soma taraflarından yeni iletim hatları çekilince kent bayağı bir rahatladı. Aliağa 380kV İM ( ve doğalgaz santralları uzunca bir süre puantı (gece) karşıladı ta ki klima yükleri devreye girinceye kadar. 2020’lerde artık yaz aylarında gündüz bir puant değeri akşamları ayrı bir puant değeri oluştu. Çifte puant işleri karıştırınca özellikle yaz döneminde bizim “arıza kaydırmaları(!)” yine başladı.
Açıklama notu:380 k V İM, "380 kV Trafo Merkezi (TM) İrtibatları" veya "İletim Hattı / İrtibatları" anlamına gelen teknik bir kısaltmadır.
Kent kenarında bulunan demir-çelik ve çimento fabrikaları da kesinti olsun istemezdi. Onlarla da vardiyalarını kaydırmaları ve üretim planlamalarını enerjinin olduğu zamana yaymaları konusunda (Yeni tanımı: Talep Tarafı Yönetimi- Demand Side Management) görüşmeler yapıldığını hatırlıyorum. Tüketim eğrisi tepeden düzlenirse kayıplar da her %1 düşmeye karşılık %2 azalırmış. (Load shedding) Fransızlar %4 azalır demişlerdi. Burası yani Üretim-İletim tarafı henüz biz dağıtımcıları pek ilgilendirmiyordu.
Dağıtımda ise kayıpları da kaçakları da ölçmek imkansıza yakındı. Mȃli kısımlar ise kendiliğinden gidiyormuş çünkü kimse kimseye doğru dürüst ödeme yapmıyordu; Belediyeler TEK’e, o da santral girdisi olan kömüre düzgün ödeme yapmadığından konjonktüre uygun olarak özelleştirme propagandası başlamıştı.
Açıklama notu:380 k V İM, "380 kV Trafo Merkezi (TM) İrtibatları" veya "İletim Hattı / İrtibatları" anlamına gelen teknik bir kısaltmadır.
Kent kenarında bulunan demir-çelik ve çimento fabrikaları da kesinti olsun istemezdi. Onlarla da vardiyalarını kaydırmaları ve üretim planlamalarını enerjinin olduğu zamana yaymaları konusunda (Yeni tanımı: Talep Tarafı Yönetimi- Demand Side Management) görüşmeler yapıldığını hatırlıyorum. Tüketim eğrisi tepeden düzlenirse kayıplar da her %1 düşmeye karşılık %2 azalırmış. (Load shedding) Fransızlar %4 azalır demişlerdi. Burası yani Üretim-İletim tarafı henüz biz dağıtımcıları pek ilgilendirmiyordu.
Dağıtımda ise kayıpları da kaçakları da ölçmek imkansıza yakındı. Mȃli kısımlar ise kendiliğinden gidiyormuş çünkü kimse kimseye doğru dürüst ödeme yapmıyordu; Belediyeler TEK’e, o da santral girdisi olan kömüre düzgün ödeme yapmadığından konjonktüre uygun olarak özelleştirme propagandası başlamıştı.
.jpg)
Şimdi de vatandaşın cebinden daha fazla para çıkıp hizmetler aksayınca bu defa yeniden kamulaştırılsın deniliyor.

Bilgisayar ve internet vardı da biz mi kullanmadık? Bildiklerimizi elimizdeki kitaplarda, bulabildiğimiz kataloglarda ve usta mühendislerde. Dolayısıyla önümüze çıkan her sorunu bilgimiz dâhilinde çözmek zorundaydık.
Şimdi bilgiye ulaşmak kolay ancak sorunların çözümü de o kadar uzakta.
Günümüzde atmosferin kirlenmesi ve iklim değişikliği tüm tartışmaların en önünde. Hem kirlettiler havayı; endüstri devrimi, kömür çağı olmadı petrol çağı diyerek hem de gelin hep beraber çözelim bu sorunu deniliyor. Mecburen ortak olacağız ama sorunu çözecek teknolojileri de yine birileri pazarlayacak bizlere.
Buraya nerden geldik?
Puant saatlerinde %1 azalma kayıplarda yaklaşık %2 azalmaya etki ediyorsa üretimde de fosil yakıtlara dayanan kısımda fosil yakıt tüketiminin azalması karbon salımını azaltacak diye taa o günlerde Kyoto protokolü üzerinden konuşuluyordu. O günlerden bu günlere uzun zaman geçti. Biz toplum olarak ancak yeni yeni uyanıyoruz. Ağustos ayında sağanak yağışlarla sel basmaları olmasa onu da hatırlamayız.

Bizim paramız çok, verir parayı yenilerini alırız (veya bize dünya bankasından vb’den kredi verirler). Kredilerle kömür sonra doğalgaz sonra nükleer derken ülkemizde teknolojisi olmayan HVDC iletim hatlarını da yaparız. Ama ele muhtaç olmadan yapabileceklerimiz de var. Verimlilik üzerine biraz eğilsek ve enerji ekonomisinin kurallarını uygulasak emre amade güçlerimizin yarısı kadar puant’ı karşılamakta zorlanmayız. Hem de iklim değişikliğine karşı bir katkımız olur.

Gerekli olabilecek notlar:
Elektrik güç sistemlerinde üç kavram (Pik, Puant, Demand) birbirinden farklıdır:
• Pik (Peak): Belirli bir zaman aralığında görülen en yüksek güç/talep değeri. Örneğin bir tesisin gün içindeki en yüksek çekişi 850 kW ise günlük pik 850 kW'tır.
• Puant: Elektrik sisteminde tüketimin/talebin en yüksek olduğu zaman dilimini ifade eder. Yani daha çok zaman kavramıdır. “Puant saatleri” gibi.
• Demand (Talep): Belirli bir ölçüm periyodundaki ortalama aktif güç talebidir. Sayaçlarda çoğunlukla belirli bir demand periyodu (ör. 15 dakika) üzerinden hesaplanır. Maksimum demand, bu periyotlar içinde kaydedilen en yüksek ortalama güçtür.
Dolayısıyla teknik kullanımda “pik = puant = demand” demek tam doğru değildir.
Örneğin bir fabrikanın 15 dakikalık demand ölçümünde gün boyunca en yüksek ortalama güç 1.250 kW çıkmışsa, maksimum demand = 1.250 kW denir. Bu değerin gerçekleştiği zaman sistemin puant dönemine denk gelebilir; ancak puant zaman dilimini, maksimum demand ise ölçülen güç değerini ifade eder.
.png)
Örneğin bir sanayi tesisini ele alalım:
Kurulu güç: 2.000 kW
Sözleşme gücü: 1.200 kW
..tarih Saat 14:03'te görülen anlık pik: 1.350 kW
Bir demand periyodundaki ortalama güç tüketimi: 1.080 kW
Ay boyunca kaydedilen en yüksek demand: 1.150 kW
Çünkü 1.350 kW birkaç saniye/dakika görülmüş olabilir. Demand ölçümü ise tanımlanan ölçüm periyodunun ortalamasına dayanır.
Aynı şekilde:
Puant ≠ Pik
Puant, esas olarak bir zaman/tarife dönemi kavramıdır.
Pik, ölçülen büyüklüğün en yüksek değeridir.
Birbirleriyle ilişkisi
Kabaca ilişki şöyle düşünülebilir:
Kurulu Güç → Eşzamanlı çalışan yükler → Demand → Maksimum Demand
Buna paralel olarak:
Gün içindeki zaman → Gündüz / Puant / Gece
ve yük eğrisinde:
En yüksek nokta → Pik (Peak)
Bu nedenle elektrik projesinde “puant güç”, “pik güç” ve “maksimum demand” ifadelerini birbirinin yerine kullanmak teknik olarak sakıncalıdır.
Önemli not: Türkiye'deki puant saatleri, güç bedeli/aşım uygulaması ve sözleşme gücünün faturaya etkisi, abone/tüketici grubu ve yürürlükteki EPDK tarife düzenlemelerine göre değerlendirilmelidir. Bunlar zaman içinde değişebildiğinden, güncel tarife hükümleri ayrıca kontrol edilmelidir.
Paylaş:
SON YAZILAR

PİK-PUANT-DEMAND14 Ekim 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT






























