2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, Beyni Işıkla Açıp Kapatan Optogenetiğe Verildi

2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, Beyni Işıkla Açıp Kapatan Optogenetiğe Verildi
Ufuk Tarhan
[Yayım Tarihi: 13 Ekim 2026]
"Işıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki keşifleri nedeniyle" Nobel kazanan optogenetiğin (ışık ve genetik yöntemlerle beyin hücrelerini kontrol etme teknolojisi) öncü isimleri:
Kari Deisseroth, 1971 doğumlu. 1998'de doktora ve 2000’de tıp doktoru derecelerini Stanford Üniversitesinden (ABD) almıştır. Hovvard Hughes Tıp Enstitüsü ve Stanford Üniversitesinde DH Chen Profesörü, Biyomühendislik ve Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Profesörüdür.
Peter Hegemann, 1954 doğumlu. Doktora derecesini 1984 yılında Almanya'nın Martinsried kentindeki Max Planck Biyokimya Enstitüsü'nden aldı. Almanya'daki Humboldt Berlin Üniversitesi'nde Hertie Nörobilim Kıdemli Profesörü olarak görev yapmaktadır. Ödüle konu olan keşifler, Almanya'nın Martinsried kentindeki Max Planck Biyokimya Enstitüsü'nde gerçekleştirilmiştir.
Georg Nagel, 1953 doğumlu. 1988 yılında Almanya, Frankfurt Üniversitesinden doktora derecesi aldı. Almanya, VVürzburg Üniversitesi, Moleküler Bitki Fizyolojisi ve Biyofiziği Bölümü - Botanik I'de Moleküler Bitki Fizyolojisi Profesörü. Ödüllü keşifleri, Almanya, Frankfurt'taki Max Planck Biyofizik Enstitüsü'nde yapılmıştır.
Optogenetik, seçilmiş sinir hücrelerine genetik yöntemle ışığa duyarlı protein yerleştirip bu hücreleri ışıkla açıp kapatan teknik. Yapay zekâ destekli beyin-bilgisayar arayüzleri (BCI) ve gen terapileriyle birleştiğinde, geleceğin kişiselleştirilmiş nöro teknolojisinin omurgası olacak bir alan.
Nasıl çalışıyor?
2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü, sinir hücrelerinin canlı beyinde anıları, duyguları ve davranışları nasıl şekillendirdiğini göstermeyi mümkün kılan bir yöntem olan optogenetik alanına verildi. Peter Hegemann ve Georg Nagel, tek hücreli bir alg'de olağanüstü bir protein olan kanalrodopsini keşfettiler.
Kari Deisseroth, bu proteini sinir hücreleri için ışıkla kontrol edilen bir anahtara dönüştürdü. Bu bilim dalı sahipleri, sinirbilimde yeni bir dönemin temellerini attılar.
.png)
Deisseroth, petri kabında kültürlediği sinir hücrelerine kanalrodopsin-2'yi kodlayan geni yerleştirdi ve bu sayede sinir hücreleri ışığa duyarlı hale geldi.
Araştırmacılar, mavi ışık kullanarak hızlı bir sinir sinyali tetikleyebildiler.
© Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi. Resim: Mattias Karlén
Araştırmacılar, mavi ışık kullanarak hızlı bir sinir sinyali tetikleyebildiler.
© Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi. Resim: Mattias Karlén
Beynin duyguları, davranışları ve bedensel işlevleri nasıl yönettiği uzun zamandır bir gizem olmuştur. 20. yüzyılda araştırmacılar beynin hangi bölgelerinin hangi işlevleri etkilediğini araştırmaya başladılar, ancak kullanılan yöntemler nedensel ilişkileri kanıtlamalarına olanak tanımadı. Beyin hakkında geliştirdikleri imaj, soru işaretleri ve bilinmeyenlerle dolu bir taslak harita gibiydi. Şimdi tüm bunlar değişiyor.
Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi Başkanı Per Svenningsson, "Optogenetik, bir zamanlar sadece hayalini kurabildiğimiz bir şekilde beyni haritalama fırsatları sunuyor" diyor.
Her şey Peter Hegemann'ın merakıyla başladı. Tek hücreli bir alg olan Chlamydomonas'ın bir ışık kaynağına doğru nasıl yüzebildiğini merak ediyordu. 2000'li yılların başlarında, o ve Georg Nagel, hücre yüzeyinde bulunan ve benzersiz özelliklere sahip bir alg proteini olan kanalrodopsini keşfettiler. Mavi ışıkla aydınlatıldığında, proteinin içinden bir kanal açılıyor. Ardından yüklü iyonlar hücreye akarak elektriksel bir dürtü oluşturuyor. Proteini hangi hücreye koyarlarsa koysunlar, o hücrelerin ışığa duyarlı hale geldiğini buldular.
Kari Deisseroth, kanalrodopsin genini farelerden alınan sinir hücrelerine aktardı. Hücreleri mavi ışıkla aydınlatarak bir sinir sinyali tetiklemeyi başardı.
.png)
Işık kullanarak hayvan davranışının kontrolü için in vivo optogenetik
© Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi. Resim: Mattias Karlén
Bu çığır açan buluşu 2005'te yayınladı. İki yıl sonra, sinir hücreleri için ışıkla kontrol edilen bu anahtarı canlı farelerin beyinlerinde çalışır hale getirdi.
Sinir sinyallerini ışıkla kontrol etme yöntemi artık optogenetik olarak adlandırılıyor ve hızla küresel bir etki kazanıyor. Araştırmacılar, optogenetik kullanarak nörolojik ve psikiyatrik bozukluklarla ilgili belirli anıları, duyguları ve davranışları yöneten sinir devrelerini ortaya çıkarabildiler. Klinik tıpta ise araştırmacılar, görme engelli kişilerde görmeyi geri kazandırmak için bu yöntemi kullanıyorlar.
Optogenetik, beynimize dair anlayışımızı temelden değiştirdi. Her gün yeni keşifler yapılıyor ve insanlığın en büyük gizemlerinden birini çözmeye yardımcı oluyor: İnanılmaz beynimiz nasıl çalışıyor?
İnsanlık için değeri ne?
Araştırmacılar hafıza, korku, ödül ve hareketi hangi sinir ağlarının yönettiğini sınayabiliyor. Bu bilgi Parkinson, depresyon ve şizofreninin anlaşılmasında bugüne kadar büyük bir ilerleme sağladı, şimdi ise hedefe yönelik tedavilerin kapısını aralıyor.
Yine de bu hastalıklarda optogenetik henüz tedavi değil, araştırma aracı.
2021’de Nature Medicine’de yayımlanan vakada, kalıtsal retina hastalığı nedeniyle görmesini kaybeden bir hasta, optogenetik tedavi ve özel gözlükle bazı nesneleri algılayıp yerini belirleyebildi. Kazanım kısmi de olsa büyük adım olarak kabul edildi.
Ödül miktarı: 12 milyon İsveç kronu, ödül sahipleri arasında eşit olarak paylaştırılacaktır.
Sonuçta, bir su yosununa duyulan merak, 24 yılda beynin anahtarlama haritasına dönüştü.
Aktif sabır tam da bu: Sonucu bugünden görünmeyen temel bilimi fonlamayı sürdürmek.
Ar-Ge bütçeleri, karşılığı 20 yıl sonra gelecek bir merakı fonlamaya hazır mı
.png)
Bilim insanları sinir hücreleri için bir anahtar kullanmayı hayal ediyordu. © Nobel Fizyoloji veya Tıp Komitesi. Resim: Mattias Karlén
Kaynak: www.nobelprize.org/
Paylaş:
SON YAZILAR
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT































