Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye'nin Konumu Bölüm-1

Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye'nin Konumu
Bölüm-1
Gediz CÜRGÜL
Doç. Dr. Mehmet Nuri İNEL
Alp Kartal GÜREL
Ön Söz
TÜSİAD, özel sektörü temsil eden sanayici ve iş insanları tarafından 1971 yılında, Anayasamızın ve Dernekler Kanunu’nun ilgili hükümlerine uygun olarak kurulmuş, kamu yararına çalışan bir dernek olup gönüllü bir sivil toplum örgütüdür. TÜSİAD, insan hakları evrensel ilkelerinin, düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinin, laik hukuk devletinin, katılımcı demokrasi anlayışının, liberal ekonominin, rekabetçi piyasa ekonomisinin kurum ve kurallarının ve sürdürülebilir çevre dengesinin benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlamayı amaçlar. TÜSİAD, Atatürk’ün öngördüğü hedef ve ilkeler doğrultusunda, Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyini yakalama ve aşma anlayışı içinde, kadın-erkek eşitliğini, siyaset, ekonomi ve eğitim açısından gözeten iş insanlarının toplumun öncü ve girişimci bir grubu olduğu inancıyla, yukarıda sunulan ana gayenin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla çalışmalar gerçekleştirir.
TÜSİAD, kamu yararına çalışan Türk iş dünyasının temsil örgütü olarak, girişimcilerin evrensel iş ahlakı ilkelerine uygun faaliyet göstermesi yönünde çaba sarf eder; küresel¬leşme sürecinde Türk rekabet gücünün ve toplumsal refahın, istihdamın, verimliliğin, yenilikçilik kapasitesinin ve eğitimin kapsam ve kalitesinin sürekli artırılması yoluyla yükseltilmesini esas alır.
TÜSİAD, toplumsal barış ve uzlaşmanın sürdürüldüğü bir ortamda, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında bölgesel ve sektörel potansiyelleri en iyi şekilde değerlendirerek ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasına katkıda bulunur. Türkiye’nin küresel rekabet düzeyinde tanıtımına katkıda bulunur, Avrupa Birliği üyeliği sürecini desteklemek üzere uluslararası siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişki, iletişim, temsil ve iş birliği ağlarının geliştirilmesi için çalışmalar yapar. Uluslararası entegrasyonu ve etkileşimi, bölgesel ve yerel gelişmeyi hızlandırmak için araştırma yapar, görüş oluşturur, projeler geliştirir ve bu kapsamda etkinlikler düzenler.
TÜSİAD, Türk iş dünyası adına, bu çerçevede oluşan görüş ve önerilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, hükümete, diğer devletlere, uluslararası kuruluşlara ve kamuoyuna doğrudan ya da dolaylı olarak basın ve diğer araçlar aracılığı ile ileterek, yukarıdaki amaçlar doğrultusunda düşünce ve hareket birliği oluşturmayı hedefler.
TÜSİAD, misyonu doğrultusunda ve faaliyetleri çerçevesinde, ülke gündeminde bulunan konularla ilgili görüşlerini bilimsel çalışmalarla destekleyerek kamuoyuna duyurur ve bu görüşlerden hareketle kamuoyunda tartışma platformlarının oluşmasını sağlar.
TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası’na bağlı Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu’nun faaliyetleri çerçevesinde PwC Türkiye iş birliği ile hazırlanan rapor, iş dünyasının yapay zeka karşısındaki mevcut konumunu analiz etmek, küresel eğilimleri ve Türkiye’de özel sektörün üretken yapay zekaya yaklaşımını değerlendirmek amacıyla hazırlan¬mıştır. Raporda şirketlerin bu teknolojiyi nasıl benimsediği, hangi alanlarda fırsatlar ve zorluk¬larla karşı karşıya olunduğu ve önümüzdeki yıllarda yapay zekanın iş dünyasını nasıl şekil¬lendireceğine yönelik beklentiler ele alınmaktadır.
Araştırma sürecinde verdikleri destek ve yönlendirmelerden dolayı TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Başkanı Perihan İnci’ye, Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın’a; raporun hazırlığı esnasında gerçekleştirilen görüşmelerde değerli görüşlerini paylaşarak katkı sunan Barış Abacı, Ece Akın, Cenk Alper, Hakan Aran, Murat Atabay, Burak Aydın, Eren Çopur, Ali Fuat Çötelioğlu, Ayhan Demirci, Efe Erdem, Yasemin Yaşa Erkut, Vedat Güneş, Temel Güzeloğlu, Elçin Ibadov, Ünsal Önder, Erol Öztürkoğlu, Mehmet Tunçkanat ve Serpil Veral’a teşekkür ederiz.
Öz Geçmişler
Gediz Cürgül
PwC Türkiye, Şirket Ortağı
Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri mezunu olan Gediz Cürgül, PwC Dijital Hizmetler Bölümü’nde Bulut ve Dijital danış¬manlık hizmetlerinden sorumlu şirket ortağı olarak çalışmaktadır.
Kariyerinin ilk 10 yılını Almanya’da geçirmiş, 2011’de Türkiye’ye dönmüş, Türkiye ve MEA bölgesinde birçok başarılı teknoloji projesine imza atmıştır.
Finans, otomotiv ve telekomünikasyon başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren yerel ve uluslararası müşteriler için dijital stratejiler oluşturma ve teknoloji dönüşüm programlarına liderlik etme konusunda 24 yılı aşkın sektör deneyimi bulunmaktadır.
Değer odaklı dijital ve BT stratejisi, yapay zeka ve ileri analitik ana uzmanlık alanlarıdır.
Doç. Dr. Mehmet Nuri İnel
ARGE Danışmanlık - Marmara Üniversitesi
Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapmaktadır. ARGE Danışmanlık Partneridir. İtalya, Parma Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak ders vermiştir. İş analitiği, dijitalleşme, veri analitiği, strateji ve performans analizi, operas¬yonel mükemmellik konularında çalışmak¬tadır. Lisans, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde tamamlamış, doktorasını aynı üniversitenin Sayısal Yöntemler progra¬mında “Operasyonel Mükemmellik” alanında yapmıştır.
TÜSİAD Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler ile Sanayide Dijital Dönüşüm (SD²) çalışma grubu üyesidir. Uzmanlık alanında dersler vermekte, akademik yayınları bulunmaktadır. “İş Geliş¬tirme Analitiği”, “Perakendecilikte Performans Ölçümü” “Verilerle Mükemmellik” ve “Stratejiyi Performansa Dönüştür” adlı kitapların yazarıdır.
Alp Kartal Gürel
PwC Türkiye, Ekonomist & Kıdemli Danışman
PwC Türkiye’de Ekonomist ve Kıdemli Danışman olarak çalışmaktadır. Teknoloji, kamu politikaları, ekonomik analiz ve kalkınma alanlarına odaklanmıştır. Makroekonomik ve sektörel araştırmaların yanı sıra kamuda dijital dönüşüm, kurumsal yapı tasarımı, yatırım rekabetçiliği, pazar analizi, uluslararası adaylıklar ve mega etkinlikler konularındaki yerel ve uluslararası projelerde danışmanlık tecrübesi bulunmaktadır.
Suudi Arabistan’da bölgesel kalkınmadan sorumlu bir kraliyet komisyonu için strateji danışmanlığı ve program yöneticiliği görev¬lerini üstlenmiştir. PwC Türkiye’nin yapay zeka uygulamaları merkezi Galataport AI Lab’in kurulumunda proje yöneticiliği yapmıştır.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat lisans bölümü mezunudur.
Kısaltmalar
AB Avrupa Birliği
AR-GE Araştırma-Geliştirme
BT Bilgi Teknolojileri
EU European Union
GenAI Generative Artificial Intelligence
S-CGE Spatial Computable General Equilibrium
TÜSİAD Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği
YZ Yapay Zeka
Yönetici Özeti
Yapay zekâ, yalnızca bir teknoloji olmaktan öte küresel ekonomiyi yeniden şekillendiren, inovasyonu yönlendiren ve iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, yapay zekâ destekli otomasyon, veri analitiği ve karar alma mekanizmaları iş dünyasının dinamiklerini köklü bir şekilde değiştirerek küresel rekabetin kurallarını yeniden yazmaktadır. PwC tahminlerine göre, 2030 yılı itibarıyla yapay zekânın küresel ekonomiye katkısının 15,7 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu rakam dünya ekonomisine ikinci bir Çin büyüklüğünde değer eklenmesiyle eşdeğer bir etki yaratacaktır.
Yapay zekânın ekonomik etkisi iki temel dinamik üzerinden şekillenmektedir. İlk olarak, otomasyon ve gelişmiş iş gücü yetkinlikleri, işletmelerin verimliliğini artırarak hata oranlarını düşürmekte ve maliyetleri optimize etmektedir. İkinci olarak, kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli ürün ve hizmetler, tüketici talebini yönlendirerek sürdürülebilir büyüme ve yeni pazar fırsatları yaratmaktadır. Bu dönüşüm, geçmişteki sanayi devrimi ve dijital dönüşüm gibi büyük ekonomik sıçramalarla kıyaslanabi¬lecek ölçekte bir değişim dalgası yaratmaktadır.
2023’ün başlarından itibaren üretken yapay zekânın yükselişi insan-makine etkileşimini derinlemesine dönüştürmüş, yapay zekânın iş dünyası, akademi ve günlük yaşamda daha geniş bir kullanım alanına sahip olmasını sağlamıştır. Şirketler, üretken yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak için değil, rekabet avantajı elde etmek ve iş modellerini yeniden şekillendirmek için benimsemektedir. Ancak, bu teknolojinin benimsenme hızı sektör dinamiklerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Düzenleyici çerçeveler, veri altyapısındaki karmaşıklıklar ve iş gücünün adaptasyon süreci, dönüşüm hızını belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır.
Küresel eğilimler incelendiğinde 2024 yılı itibarıyla küresel CEO’ların %70’i, üretken yapay zekâyı dönüştürücü bir güç olarak değerlendirmiştir. 2025 yılına gelindiğinde ise, yapay zekânın sağladığı faydalar gözlemlenmeye başlansa da elde edilen kazanımlar beklentilerin bir miktar gerisinde kalmıştır. Ancak, CEO’ların yapay zekâya olan güveni güçlü kalmaya devam etmektedir. CEO’ların %56’sı yapay zekâ sayesinde verimlilik artışı sağladığını, %32’si gelirlerinin arttığını, %34’ü ise kârlılık üzerinde olumlu etkiler gözlemlediğini belirtmiştir. Yapay zekâ yatırımları iş gücünü daraltmaktan çok genişletmektedir. İş gücü büyüme beklentileri 2024’te %13 iken 2025’te %17’ye yükselmiştir. Teknoloji şirketleri yapay zekâyı yetkinlik geliştirme ve iş gücü eğitimi ile desteklerken bazı sektörler işten çıkarmaları kaçınılmaz görmekte ve kısa vadeli maliyet avantajını uzun vadeli inovasyonun önüne koymaktadır.
Türkiye özelinde ise özel sektör, üretken yapay zekânın potansiyelinin farkında olsa da uygula¬maların çoğu hâlâ pilot aşamadadır. Şirketlerin %50’si, üretken yapay zekâyı sınırlı ölçekte test ederken yalnızca %6’sı bunu öncelikli bir konu olarak değerlendirmemektedir. En yaygın kullanım alanları operasyonel süreçler, müşteri hizmetleri ve ürün/hizmet geliştirme olarak öne çıkmaktadır. Gelecekteki yatırımlar, mevcut eğilimlerle paralel şekilde yine operasyonel süreçler, müşteri hizmetleri ve ürün/hizmet geliştirme alanlarına yoğunlaşacaktır. Katılımcıların %75’i, üretken yapay zekânın sektör-lerinde dönüştürücü bir etki yaratacağına inanmakta ancak bu etkinin orta vadede (3-5 yıl içinde) hissedileceğini öngörmektedir. Her dört şirketten üçü önümüzdeki iki yıl içinde üretken yapay zekâyı entegre etmeyi hedeflemektedir. %45’i, teknoloji ve BT bütçelerinin %10’undan fazlasını üretken yapay zekâya ayırmayı planlamaktadır. En büyük engeller arasında güvenlik ve gizlilik endişeleri başı çekerken bunu veri kalitesi sorunları, yüksek maliyetler, belirsiz yatırım getirisi ve yetenek kıtlığı takip etmektedir. İşletmeler ayrıca veri güvenliği risklerini ve üretken yapay zekânın karar alma süreçlerine duyulan güveni önemli birer endişe kaynağı olarak görmektedir.
Özel sektör, üretken yapay zekâya ilişkin etik yönergelerin ve düzenlemelerin farkında olsa da uygulama seviyeleri değişiklik göstermektedir.
Katılımcıların %88’i, yapay zekâ etiği ve uyumluluk gerekliliklerini aktif olarak takip ettiğini belirtmektedir. Ancak, bu farkındalık genellikle bilgi edinme düzeyinde kalmakta, dahili süreçlere tam entegrasyon sağlanmamaktadır. En yaygın etik yapay zekâ yaklaşımı, çalışan eğitimi ve farkındalık programlarıdır, ancak somut uygulamalar çoğunlukla planlama aşamasında kalmaktadır.
Katılımcıların büyük çoğunluğu üretken yapay zekânın iş pozisyonlarını ortadan kaldırmak yerine iş rollerini yeniden şekillendireceği konusunda hemfikirdir. İş gücü değişimleri kademeli olacak ve işten çıkarmalardan çok yeni becerilerin geliştirilmesi ve iş süreçlerine entegrasyon ön planda tutulacaktır. Yeni yapay zekâ odaklı pozisyonlar yaratma konusunda ilgi düşük seviyede kalmakta, şirketler dış kaynak kullanımı yerine mevcut iş gücünü yapay zekâya adapte etmeyi tercih etmektedir.
Üretken yapay zekâ, bir verimlilik aracı olmaktan çıkıp iş modellerini yeniden tanımlamak için stratejik bir kaldıraç haline gelmektedir. Erken benimseyen şirketler hız, inovasyon ve veri odaklı karar alma süreçlerinde rekabet avantajı kazanırken geç kalan firmalar rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Bu dönüşüm, geleneksel iş modellerine bağlı kalan şirketler ile yapay zekâyı iş stratejilerine entegre eden şirketler arasındaki uçurumu derinleştirecektir. Stratejik çeviklik, inovasyon yeteneği ve adaptasyon kapasitesi, uzun vadeli rekabet avantajının belirleyici faktörleri olacaktır.
Giriş
Yapay zekanın tarihçesi neredeyse bilgisayarın tarihçesi kadar eski. Bilgiyi insan zekâsı ile kıyas-lanabilir şekilde işleyebilme vizyonu uzun yıllar yapay zeka araştırmalarının temelini oluştu¬rurken son birkaç yılda yaşanan gelişmeler ve aşılan eşiklerle yapay zeka, günümüz iş dünyasında dönüşümün en güçlü itici güçlerinden biri haline gelmiştir.
Yapay zekayı son yıllarda dijital alanda yaşanan diğer inovasyon ve değişimlerden ayrıştıran yanı, “gerçekleyici” bir teknoloji platformu sunmasıdır. Yapay zekanın sunduğu temel kabiliyetler imalat sanayinden hizmet sektörüne, bankacılıktan eğitime kadar tüm sektörlerde, sektörün ve kurumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda karşılık bulmaktadır.
Özellikle 2023 yılının ilk yarısı itibarıyla başlayan üretken yapay zekanın yükselişi ile insan-makine etkileşimi yeni bir boyuta taşınmış ve yapay zeka, iş dünyasından akademiye ve günlük yaşama kadar çok geniş bir kullanım alanına kavuşmuştur. Yapay zeka, iş dünyasında yeni fırsatlar yaratırken şirketlerin adaptasyon yeteneklerini ve stratejik yönelimlerini de test etmektedir. Yapay zekanın sunduğu potansiyel, işletmelerin daha verimli, yenilikçi ve rekabetçi hale gelmelerine olanak tanırken bu dönüşüm süreci aynı zamanda etik, gizlilik ve güvenlik ile iş gücü piyasaları üzerindeki etkiler gibi yeni tartışmaları da gündeme getirmektedir. Kurumlar içerisinde otomasyonun ötesine geçerek karar alma süreçlerinden müşteri deneyimine, üretimden finansal yönetim süreçlerine kadar geniş bir yelpazede etkili olan bu teknoloji, küresel rekabetin kurallarını yeniden şekillendirmektedir.
Yapay zeka, küresel rekabette sadece bir avantaj unsuru değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmektedir. Yüksek teknolojiye dayan¬mayan bir değer üretimi giderek sürdürülemez hale gelirken ülkeler, rekabet güçlerini koruyabilmek için kaynaklarını bu alana yönlendirmektedir. Eylül 2024’te Mario Draghi liderliğinde yayımlanan “Avrupa Rekabetçiliğinin Geleceği1” raporu, Avrupa’nın düşük verimlilik artışı nedeniyle ABD ve Çin karşısında geride kaldığını ve bu açığı ancak teknolojiye daha fazla yatırım yaparak kapatabileceğini ortaya koyarak bu durumu doğrulamaktadır. Küresel ekonomi yapay zeka ekseninde dönüşürken Türkiye’nin de rekabet gücünü artırmak için bu dönüşüme hızla adapte olması kritik bir gereklilik haline gelmiştir. Bu bağlamda, Türkiye’nin mevcut konumunun kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi, teknolojik ilerlemenin sağladığı fırsatların ve potansiyel zorlukların doğru bir perspektifle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
1 Orijinal ismi: The Future of European Competitiveness
TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası’na bağlı Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu’nun faaliyetleri çerçevesinde PwC Türkiye iş birliği ile hazırlanan rapor, iş dünyasının yapay zeka karşısındaki mevcut konumunu analiz etmek, küresel eğilimleri ve Türkiye’de özel sektörün üretken yapay zekaya yaklaşımını değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Raporda, şirketlerin bu teknolojiyi nasıl benimsediğine, hangi alanlarda fırsatlar ve zorluklarla karşı karşıya olunduğuna ve önümüzdeki yıllarda yapay zekanın iş dünyasını nasıl şekillendireceğine yönelik beklentiler ele alınmaktadır.
Raporun ilk bölümünde, yapay zekanın küresel ekonomide ve iş dünyasında oynadığı rol incelenmekte, verimlilik artışı, inovasyon ve rekabet avantajı gibi temel dinamikler çerçevesinde bu teknolojinin sunduğu fırsatlar değerlendirilmektedir. Ayrıca küresel iş dünyası liderlerinin yapay zeka teknolojisi konusundaki beklentileri ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Türkiye’deki özel sektörün üretken yapay zekaya bakışı mercek altına alınmakta, şirketlerin yapay zeka yatırımları, kullanım alanları ve geleceğe yönelik beklentileri detaylandırılmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise raporun bulguları özetlenmekte ve iş dünyasının yapay zeka çağında nasıl bir yön izleyebileceğine dair stratejik bir perspektif sunulmaktadır.
Bu çalışma, iş dünyasının yapay zeka temelli dönüşüm sürecinin mevcut durumuna ve geleceğine dair bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Yapay zekanın iş dünyasında kalıcı ve köklü bir değişim yaratacağı açıktır; önemli olan bu değişimi proaktif ve stratejik bir bakış açısıyla yönetebilmektir.
1. Küresel Ekonomi, İş Dünyası ve Yapay Zeka
Yapay zeka, yalnızca yeni bir teknoloji değil, aynı zamanda küresel ekonominin yeniden şekillenmesini hızlandıran, inovasyonu tetikleyen ve iş yapış biçimlerini köklü şekilde dönüştüren bir katalizör olarak konumlanmaktadır. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, yapay zekanın sunduğu otomasyon, veri analitiği ve karar destek mekanizmaları, sektörler arası dinamikleri yeniden tanımlamakta ve küresel rekabetin kurallarını değiştirmektedir. PwC’nin hesaplamalarına göre, yapay zekanın 2030 yılında küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolarlık bir katkı yaratması beklenmektedir (PwC, 2018)2
2 Yapay zekanın küresel ekonomi üzerindeki etkisini tahmin etmek için PwC’nin küresel kaynaklarını kullanan çok aşamalı bir modelleme yaklaşımı benimsenmiştir. İlk aşamada, yapay zekânın tüketici ürünleri ve firma verimliliği üzerindeki etkisini tahmin etmeye yönelik birincil araştırmalar yürütülmüş, yapay zekânın verimlilik artışındaki rolü ve bu etkinin nedenselliğini belirlemeye yönelik ekonometrik modeller geliştirilmiştir. İkinci aşamada, yapay zekânın farklı ürün grupları üzerindeki etkisi beş temel kriter doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu kriterler arasında ürün kalitesini artırma potansiyeli, kişiselleştirme imkânı ve tüketicilerin zaman tasarrufu gibi unsurlar yer almaktadır. Son aşamada ise, elde edilen veriler birleştirilerek, küresel ekonomiye yapay zekânın net etkisini tahmin etmeye yönelik Dinamik Mekânsal Hesaplanabilir Genel Denge (S-CGE) modeline entegre edilmiştir. Bu model, doğrudan etkilerin yanı sıra istihdam yaratma, artan tüketici talebi ve ticaret akışları gibi ikincil etkileri de hesaba katmaktadır. . Bu büyüklük, 2024 yılı verileri ile kıyaslandığında, küresel ekonomiye neredeyse ikinci bir Çin ekonomisi eklenmesine eşdeğer bir etkiye işaret etmektedir. Tarihsel perspek-tiften bakıldığında, yapay zekanın yaratacağı ekonomi, sanayi devrimi ve dijital dönüşüm gibi büyük ekonomik sıçramalarla kıyaslanabilecek ölçekte bir dönüşüm dalgası yaratmaktadır.
Yapay zekanın ekonomi üzerindeki etkileri iki temel dinamik üzerinden şekillenmektedir. Birincisi, iş süreçlerinin otomasyonu ve mevcut iş gücünün yapay zeka destekli teknolojilerle güçlendirilmesi yoluyla sağlanan verimlilik artışıdır. Otomasyon sayesinde işletmeler daha hızlı, daha az hata ile çalışan ve maliyet avantajı sağlayan sistemler geliştirebilmektedir. İkinci temel dinamik ise, kişiselleştirilmiş ve daha yüksek kaliteli yapay zeka destekli ürün ve hizmetlerin tüketici taleplerini artırmasıdır. Yapay zeka tabanlı çözümler, müşteri beklentilerine daha hassas yanıt verebilme yeteneği ile işletmelere sürdürülebilir büyüme ve yeni pazar fırsatları yaratma imkanı sunmaktadır.
Verimlilik Artışı
Yapay zekanın ekonomik büyümeye katkısının en belirgin göstergelerinden biri sağladığı verimlilik artışıdır. Kısa vadede bu katkı, özellikle rutin görevlerin otomasyonu ve çalışan yetkin¬liklerinin desteklenmesiyle ortaya çıkmak¬tadır. Yapay zeka, tekrarlayan işlerin yükünü azaltarak çalışanların daha stratejik ve yaratıcı görevlere odaklanmalarını sağlar. Bu dönüşüm, hem bireysel hem de organizasyonel düzeyde daha yüksek bir değer yaratımına olanak tanır. Sermaye yoğun sektörler, özellikle üretim ve taşımacılık, yapay zekanın getirdiği otomasyon fırsatlarından büyük ölçüde faydalanmaktadır. Operasyonel süreçlerin hızlanması ve maliyetlerin düşmesi, bu sektörlerin rekabet gücünü artırırken süreç optimizasyonu ile pazara daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verebilme avantajı sağlar.
Yapay zeka teknolojilerini benimseyen şirketler, daha hızlı teslim süreleri ve maliyet avantajlarıyla pazarda öne çıkarken bu dönüşüme adapte olamayan rakipleri ciddi risklerle karşı karşıya kalabilir. Rekabetin giderek yoğunlaştığı bu ortamda, yapay zeka çözümleri yalnızca süreç iyileştirmesi sağlamakla kalmaz aynı zamanda şirketlerin pazar payını koruma ve artırma fırsatlarını da beraberinde getirir. Bununla birlikte, bu ilk aşamada yapay zekanın odak noktası, tamamen yeni ürünler veya iş modelleri yaratmaktan ziyade mevcut süreçlerin daha etkili hale getirilmesidir. Bu durum, teknolojinin ilerleyen evrelerinde daha radikal yeniliklerin temelini oluşturacak bir başlangıç olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka yatırımları, kısa vadeli kazanımları desteklemekle kalmayıp şirketlerin uzun vadede sürdürülebilir bir rekabet avantajı elde etmelerine de katkı sağlayacaktır.
Yenilikçi Ürün ve Hizmetler
Yapay zeka yalnızca mevcut iş süreçlerini iyileş¬tirmekle kalmayıp yenilikçi ürün ve hizmetlerin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Yapay zekanın tetikleyeceği küresel büyümenin temelinde, tüketici taleplerinde ve davranışlarında yapay zeka kaynaklı köklü değişimlerin yer aldığı bir döngü bulunmaktadır. PwC’nin analizlerine göre yenilikçi ürün ve hizmetlerin yaratacağı talep yollu büyüme, toplam büyümenin %58’ini oluşturacaktır.
Daha yüksek kaliteli ve kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler, tüketiciler için cazip hale gelirken zaman tasarrufu sağlayan yenilikler de yaşam kalitesini artırmaktadır. Örneğin, otonom araç teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bireylerin sürüşe harcadıkları zamanı verimli bir şekilde değerlendirebilmeleri mümkün olacaktır. Bu değişimler, daha fazla veri toplanmasını, bu verilerden içgörüler elde edilmesini ve bu içgörülerle daha iyi ve ihtiyaca yönelik ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini sağlayan bir döngü başlatmaktadır.
Bu veri odaklı inovasyon döngüsü, iş dünya¬sında köklü değişimlere yol açarak hem yerleşik oyunculara hem de yeni girişimlere geniş bir inovasyon alanı sunmaktadır. Yapay zeka öncüsü şirketler, müşteri tercihlerini daha iyi analiz edebilme ve bu taleplere uygun çözümler sunma yetenekleriyle rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde etmektedir. Tüketici ihtiyaçlarına yönelik kişiselleştirilmiş ürün geliştiren bu şirketler, pazarda daha büyük paylar kazanırken geleneksel yöntemlerle hareket eden rakiplerinin hızla geride kalmasına neden olmaktadır. Özellikle sağlık, otomotiv ve finansal hizmetler gibi sektörler, yapay zeka kaynaklı ürün geliş¬tirme ve inovasyon açısından büyük potansiyel barındırmaktadır. Eğlence sektöründe ise talebe dayalı üretimden hedeflenmiş içerik sunumuna kadar geniş bir yelpazede rekabet avantajı elde edilebilmektedir. Yapay zekanın bu gücü veriyle beslenen yenilikçi iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlarken dönüşüme ayak uyduramayan rakiplerin rekabet edemeyeceği bir piyasa yapısı yaratmaktadır.
Bu dinamikler yalnızca şirketleri değil, aynı zamanda sektörlerin ve ulusal ekonomilerin küresel pazardaki rekabet gücünü de etkile¬mektedir. Ancak bu makro boyuttaki potansi¬yelin gerçekleşmesi, mikro düzeyde şirketlerin yapay zekayı operasyonel süreçlerin ötesine taşıyarak stratejik bir kaynak olarak benim¬semesine bağlıdır. Bu bağlamda, yapay zeka yatırımları sadece teknolojik bir tercih değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir vizyonun yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Şirket¬lerin, yapay zeka teknolojilerini benimseme hızları ve bu teknolojilerin organizasyonel süreçlere entegrasyon kapasitesi, hem şirketler düzeyinde hem de sektörel rekabet avantajını belirleyecek en önemli iki faktör olarak öne çıkmaktadır.
Bundan sonraki bölüme " Yapay Zekayı benimsemek,ama nasıl?" ile devam edilecektir.
Kaynak:
Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye’nin Konumu © 2025, TÜSİAD
Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü,4110 sayılı Yasa ile değişik 5846 sayılı FSEK uyarınca,
kullanılmadan önce hak sahibinden 52. Maddeye uygunyazılı izin alınmadıkça, hiçbir şekil ve yöntemle işlenmek,
çoğaltılmak, çoğaltılmış nüshaları yayılmak, satılmak, kiralanmak, ödünç verilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da başka teknik, sayısal ve/veya elektronik yöntemlerle iletilmek suretiyle kullanılamaz.
ISBN 978-605-165-068-5
Yazarlar: Gediz CÜRGÜL, Doç. Dr. Mehmet Nuri İNEL, Alp Kartal GÜREL
Yayına Hazırlayanlar: Dr. Nurşen NUMANOĞLU, Yasemin E. AVCI, Özge SARI
Dizgi ve Sayfa Uygulama: Typika
Kapak Tasarımı: PwC Türkiye
Bu raporun ETP Portalımızda yayını ile ilgili bize izin veren TÜSİAD'a teşekkür ederiz.
.png)
TÜSİAD, özel sektörü temsil eden sanayici ve iş insanları tarafından 1971 yılında, Anayasamızın ve Dernekler Kanunu’nun ilgili hükümlerine uygun olarak kurulmuş, kamu yararına çalışan bir dernek olup gönüllü bir sivil toplum örgütüdür. TÜSİAD, insan hakları evrensel ilkelerinin, düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinin, laik hukuk devletinin, katılımcı demokrasi anlayışının, liberal ekonominin, rekabetçi piyasa ekonomisinin kurum ve kurallarının ve sürdürülebilir çevre dengesinin benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlamayı amaçlar. TÜSİAD, Atatürk’ün öngördüğü hedef ve ilkeler doğrultusunda, Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyini yakalama ve aşma anlayışı içinde, kadın-erkek eşitliğini, siyaset, ekonomi ve eğitim açısından gözeten iş insanlarının toplumun öncü ve girişimci bir grubu olduğu inancıyla, yukarıda sunulan ana gayenin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla çalışmalar gerçekleştirir.
TÜSİAD, kamu yararına çalışan Türk iş dünyasının temsil örgütü olarak, girişimcilerin evrensel iş ahlakı ilkelerine uygun faaliyet göstermesi yönünde çaba sarf eder; küresel¬leşme sürecinde Türk rekabet gücünün ve toplumsal refahın, istihdamın, verimliliğin, yenilikçilik kapasitesinin ve eğitimin kapsam ve kalitesinin sürekli artırılması yoluyla yükseltilmesini esas alır.
TÜSİAD, toplumsal barış ve uzlaşmanın sürdürüldüğü bir ortamda, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında bölgesel ve sektörel potansiyelleri en iyi şekilde değerlendirerek ulusal ekonomik politikaların oluşturulmasına katkıda bulunur. Türkiye’nin küresel rekabet düzeyinde tanıtımına katkıda bulunur, Avrupa Birliği üyeliği sürecini desteklemek üzere uluslararası siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişki, iletişim, temsil ve iş birliği ağlarının geliştirilmesi için çalışmalar yapar. Uluslararası entegrasyonu ve etkileşimi, bölgesel ve yerel gelişmeyi hızlandırmak için araştırma yapar, görüş oluşturur, projeler geliştirir ve bu kapsamda etkinlikler düzenler.
TÜSİAD, Türk iş dünyası adına, bu çerçevede oluşan görüş ve önerilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, hükümete, diğer devletlere, uluslararası kuruluşlara ve kamuoyuna doğrudan ya da dolaylı olarak basın ve diğer araçlar aracılığı ile ileterek, yukarıdaki amaçlar doğrultusunda düşünce ve hareket birliği oluşturmayı hedefler.
TÜSİAD, misyonu doğrultusunda ve faaliyetleri çerçevesinde, ülke gündeminde bulunan konularla ilgili görüşlerini bilimsel çalışmalarla destekleyerek kamuoyuna duyurur ve bu görüşlerden hareketle kamuoyunda tartışma platformlarının oluşmasını sağlar.
TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası’na bağlı Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu’nun faaliyetleri çerçevesinde PwC Türkiye iş birliği ile hazırlanan rapor, iş dünyasının yapay zeka karşısındaki mevcut konumunu analiz etmek, küresel eğilimleri ve Türkiye’de özel sektörün üretken yapay zekaya yaklaşımını değerlendirmek amacıyla hazırlan¬mıştır. Raporda şirketlerin bu teknolojiyi nasıl benimsediği, hangi alanlarda fırsatlar ve zorluk¬larla karşı karşıya olunduğu ve önümüzdeki yıllarda yapay zekanın iş dünyasını nasıl şekil¬lendireceğine yönelik beklentiler ele alınmaktadır.
Araştırma sürecinde verdikleri destek ve yönlendirmelerden dolayı TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası Başkanı Perihan İnci’ye, Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu Başkanı Burak Aydın’a; raporun hazırlığı esnasında gerçekleştirilen görüşmelerde değerli görüşlerini paylaşarak katkı sunan Barış Abacı, Ece Akın, Cenk Alper, Hakan Aran, Murat Atabay, Burak Aydın, Eren Çopur, Ali Fuat Çötelioğlu, Ayhan Demirci, Efe Erdem, Yasemin Yaşa Erkut, Vedat Güneş, Temel Güzeloğlu, Elçin Ibadov, Ünsal Önder, Erol Öztürkoğlu, Mehmet Tunçkanat ve Serpil Veral’a teşekkür ederiz.
Öz Geçmişler
Gediz Cürgül
PwC Türkiye, Şirket Ortağı
Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri mezunu olan Gediz Cürgül, PwC Dijital Hizmetler Bölümü’nde Bulut ve Dijital danış¬manlık hizmetlerinden sorumlu şirket ortağı olarak çalışmaktadır.
Kariyerinin ilk 10 yılını Almanya’da geçirmiş, 2011’de Türkiye’ye dönmüş, Türkiye ve MEA bölgesinde birçok başarılı teknoloji projesine imza atmıştır.
Finans, otomotiv ve telekomünikasyon başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteren yerel ve uluslararası müşteriler için dijital stratejiler oluşturma ve teknoloji dönüşüm programlarına liderlik etme konusunda 24 yılı aşkın sektör deneyimi bulunmaktadır.
Değer odaklı dijital ve BT stratejisi, yapay zeka ve ileri analitik ana uzmanlık alanlarıdır.
Doç. Dr. Mehmet Nuri İnel
ARGE Danışmanlık - Marmara Üniversitesi
Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde akademisyen olarak görev yapmaktadır. ARGE Danışmanlık Partneridir. İtalya, Parma Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi olarak ders vermiştir. İş analitiği, dijitalleşme, veri analitiği, strateji ve performans analizi, operas¬yonel mükemmellik konularında çalışmak¬tadır. Lisans, yüksek lisans eğitimini Marmara Üniversitesi’nde tamamlamış, doktorasını aynı üniversitenin Sayısal Yöntemler progra¬mında “Operasyonel Mükemmellik” alanında yapmıştır.
TÜSİAD Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler ile Sanayide Dijital Dönüşüm (SD²) çalışma grubu üyesidir. Uzmanlık alanında dersler vermekte, akademik yayınları bulunmaktadır. “İş Geliş¬tirme Analitiği”, “Perakendecilikte Performans Ölçümü” “Verilerle Mükemmellik” ve “Stratejiyi Performansa Dönüştür” adlı kitapların yazarıdır.
Alp Kartal Gürel
PwC Türkiye, Ekonomist & Kıdemli Danışman
PwC Türkiye’de Ekonomist ve Kıdemli Danışman olarak çalışmaktadır. Teknoloji, kamu politikaları, ekonomik analiz ve kalkınma alanlarına odaklanmıştır. Makroekonomik ve sektörel araştırmaların yanı sıra kamuda dijital dönüşüm, kurumsal yapı tasarımı, yatırım rekabetçiliği, pazar analizi, uluslararası adaylıklar ve mega etkinlikler konularındaki yerel ve uluslararası projelerde danışmanlık tecrübesi bulunmaktadır.
Suudi Arabistan’da bölgesel kalkınmadan sorumlu bir kraliyet komisyonu için strateji danışmanlığı ve program yöneticiliği görev¬lerini üstlenmiştir. PwC Türkiye’nin yapay zeka uygulamaları merkezi Galataport AI Lab’in kurulumunda proje yöneticiliği yapmıştır.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat lisans bölümü mezunudur.
Kısaltmalar
AB Avrupa Birliği
AR-GE Araştırma-Geliştirme
BT Bilgi Teknolojileri
EU European Union
GenAI Generative Artificial Intelligence
S-CGE Spatial Computable General Equilibrium
TÜSİAD Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği
YZ Yapay Zeka
Yönetici Özeti
Yapay zekâ, yalnızca bir teknoloji olmaktan öte küresel ekonomiyi yeniden şekillendiren, inovasyonu yönlendiren ve iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç olarak konumlanmaktadır. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, yapay zekâ destekli otomasyon, veri analitiği ve karar alma mekanizmaları iş dünyasının dinamiklerini köklü bir şekilde değiştirerek küresel rekabetin kurallarını yeniden yazmaktadır. PwC tahminlerine göre, 2030 yılı itibarıyla yapay zekânın küresel ekonomiye katkısının 15,7 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu rakam dünya ekonomisine ikinci bir Çin büyüklüğünde değer eklenmesiyle eşdeğer bir etki yaratacaktır.
Yapay zekânın ekonomik etkisi iki temel dinamik üzerinden şekillenmektedir. İlk olarak, otomasyon ve gelişmiş iş gücü yetkinlikleri, işletmelerin verimliliğini artırarak hata oranlarını düşürmekte ve maliyetleri optimize etmektedir. İkinci olarak, kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli ürün ve hizmetler, tüketici talebini yönlendirerek sürdürülebilir büyüme ve yeni pazar fırsatları yaratmaktadır. Bu dönüşüm, geçmişteki sanayi devrimi ve dijital dönüşüm gibi büyük ekonomik sıçramalarla kıyaslanabi¬lecek ölçekte bir değişim dalgası yaratmaktadır.
2023’ün başlarından itibaren üretken yapay zekânın yükselişi insan-makine etkileşimini derinlemesine dönüştürmüş, yapay zekânın iş dünyası, akademi ve günlük yaşamda daha geniş bir kullanım alanına sahip olmasını sağlamıştır. Şirketler, üretken yapay zekâyı yalnızca operasyonel verimlilik sağlamak için değil, rekabet avantajı elde etmek ve iş modellerini yeniden şekillendirmek için benimsemektedir. Ancak, bu teknolojinin benimsenme hızı sektör dinamiklerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Düzenleyici çerçeveler, veri altyapısındaki karmaşıklıklar ve iş gücünün adaptasyon süreci, dönüşüm hızını belirleyen temel faktörler arasında yer almaktadır.
Küresel eğilimler incelendiğinde 2024 yılı itibarıyla küresel CEO’ların %70’i, üretken yapay zekâyı dönüştürücü bir güç olarak değerlendirmiştir. 2025 yılına gelindiğinde ise, yapay zekânın sağladığı faydalar gözlemlenmeye başlansa da elde edilen kazanımlar beklentilerin bir miktar gerisinde kalmıştır. Ancak, CEO’ların yapay zekâya olan güveni güçlü kalmaya devam etmektedir. CEO’ların %56’sı yapay zekâ sayesinde verimlilik artışı sağladığını, %32’si gelirlerinin arttığını, %34’ü ise kârlılık üzerinde olumlu etkiler gözlemlediğini belirtmiştir. Yapay zekâ yatırımları iş gücünü daraltmaktan çok genişletmektedir. İş gücü büyüme beklentileri 2024’te %13 iken 2025’te %17’ye yükselmiştir. Teknoloji şirketleri yapay zekâyı yetkinlik geliştirme ve iş gücü eğitimi ile desteklerken bazı sektörler işten çıkarmaları kaçınılmaz görmekte ve kısa vadeli maliyet avantajını uzun vadeli inovasyonun önüne koymaktadır.
Türkiye özelinde ise özel sektör, üretken yapay zekânın potansiyelinin farkında olsa da uygula¬maların çoğu hâlâ pilot aşamadadır. Şirketlerin %50’si, üretken yapay zekâyı sınırlı ölçekte test ederken yalnızca %6’sı bunu öncelikli bir konu olarak değerlendirmemektedir. En yaygın kullanım alanları operasyonel süreçler, müşteri hizmetleri ve ürün/hizmet geliştirme olarak öne çıkmaktadır. Gelecekteki yatırımlar, mevcut eğilimlerle paralel şekilde yine operasyonel süreçler, müşteri hizmetleri ve ürün/hizmet geliştirme alanlarına yoğunlaşacaktır. Katılımcıların %75’i, üretken yapay zekânın sektör-lerinde dönüştürücü bir etki yaratacağına inanmakta ancak bu etkinin orta vadede (3-5 yıl içinde) hissedileceğini öngörmektedir. Her dört şirketten üçü önümüzdeki iki yıl içinde üretken yapay zekâyı entegre etmeyi hedeflemektedir. %45’i, teknoloji ve BT bütçelerinin %10’undan fazlasını üretken yapay zekâya ayırmayı planlamaktadır. En büyük engeller arasında güvenlik ve gizlilik endişeleri başı çekerken bunu veri kalitesi sorunları, yüksek maliyetler, belirsiz yatırım getirisi ve yetenek kıtlığı takip etmektedir. İşletmeler ayrıca veri güvenliği risklerini ve üretken yapay zekânın karar alma süreçlerine duyulan güveni önemli birer endişe kaynağı olarak görmektedir.
Özel sektör, üretken yapay zekâya ilişkin etik yönergelerin ve düzenlemelerin farkında olsa da uygulama seviyeleri değişiklik göstermektedir.
Katılımcıların %88’i, yapay zekâ etiği ve uyumluluk gerekliliklerini aktif olarak takip ettiğini belirtmektedir. Ancak, bu farkındalık genellikle bilgi edinme düzeyinde kalmakta, dahili süreçlere tam entegrasyon sağlanmamaktadır. En yaygın etik yapay zekâ yaklaşımı, çalışan eğitimi ve farkındalık programlarıdır, ancak somut uygulamalar çoğunlukla planlama aşamasında kalmaktadır.
Katılımcıların büyük çoğunluğu üretken yapay zekânın iş pozisyonlarını ortadan kaldırmak yerine iş rollerini yeniden şekillendireceği konusunda hemfikirdir. İş gücü değişimleri kademeli olacak ve işten çıkarmalardan çok yeni becerilerin geliştirilmesi ve iş süreçlerine entegrasyon ön planda tutulacaktır. Yeni yapay zekâ odaklı pozisyonlar yaratma konusunda ilgi düşük seviyede kalmakta, şirketler dış kaynak kullanımı yerine mevcut iş gücünü yapay zekâya adapte etmeyi tercih etmektedir.
Üretken yapay zekâ, bir verimlilik aracı olmaktan çıkıp iş modellerini yeniden tanımlamak için stratejik bir kaldıraç haline gelmektedir. Erken benimseyen şirketler hız, inovasyon ve veri odaklı karar alma süreçlerinde rekabet avantajı kazanırken geç kalan firmalar rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Bu dönüşüm, geleneksel iş modellerine bağlı kalan şirketler ile yapay zekâyı iş stratejilerine entegre eden şirketler arasındaki uçurumu derinleştirecektir. Stratejik çeviklik, inovasyon yeteneği ve adaptasyon kapasitesi, uzun vadeli rekabet avantajının belirleyici faktörleri olacaktır.
Giriş
Yapay zekanın tarihçesi neredeyse bilgisayarın tarihçesi kadar eski. Bilgiyi insan zekâsı ile kıyas-lanabilir şekilde işleyebilme vizyonu uzun yıllar yapay zeka araştırmalarının temelini oluştu¬rurken son birkaç yılda yaşanan gelişmeler ve aşılan eşiklerle yapay zeka, günümüz iş dünyasında dönüşümün en güçlü itici güçlerinden biri haline gelmiştir.
Yapay zekayı son yıllarda dijital alanda yaşanan diğer inovasyon ve değişimlerden ayrıştıran yanı, “gerçekleyici” bir teknoloji platformu sunmasıdır. Yapay zekanın sunduğu temel kabiliyetler imalat sanayinden hizmet sektörüne, bankacılıktan eğitime kadar tüm sektörlerde, sektörün ve kurumun kendi ihtiyaçları doğrultusunda karşılık bulmaktadır.
Özellikle 2023 yılının ilk yarısı itibarıyla başlayan üretken yapay zekanın yükselişi ile insan-makine etkileşimi yeni bir boyuta taşınmış ve yapay zeka, iş dünyasından akademiye ve günlük yaşama kadar çok geniş bir kullanım alanına kavuşmuştur. Yapay zeka, iş dünyasında yeni fırsatlar yaratırken şirketlerin adaptasyon yeteneklerini ve stratejik yönelimlerini de test etmektedir. Yapay zekanın sunduğu potansiyel, işletmelerin daha verimli, yenilikçi ve rekabetçi hale gelmelerine olanak tanırken bu dönüşüm süreci aynı zamanda etik, gizlilik ve güvenlik ile iş gücü piyasaları üzerindeki etkiler gibi yeni tartışmaları da gündeme getirmektedir. Kurumlar içerisinde otomasyonun ötesine geçerek karar alma süreçlerinden müşteri deneyimine, üretimden finansal yönetim süreçlerine kadar geniş bir yelpazede etkili olan bu teknoloji, küresel rekabetin kurallarını yeniden şekillendirmektedir.
Yapay zeka, küresel rekabette sadece bir avantaj unsuru değil, stratejik bir zorunluluk haline gelmektedir. Yüksek teknolojiye dayan¬mayan bir değer üretimi giderek sürdürülemez hale gelirken ülkeler, rekabet güçlerini koruyabilmek için kaynaklarını bu alana yönlendirmektedir. Eylül 2024’te Mario Draghi liderliğinde yayımlanan “Avrupa Rekabetçiliğinin Geleceği1” raporu, Avrupa’nın düşük verimlilik artışı nedeniyle ABD ve Çin karşısında geride kaldığını ve bu açığı ancak teknolojiye daha fazla yatırım yaparak kapatabileceğini ortaya koyarak bu durumu doğrulamaktadır. Küresel ekonomi yapay zeka ekseninde dönüşürken Türkiye’nin de rekabet gücünü artırmak için bu dönüşüme hızla adapte olması kritik bir gereklilik haline gelmiştir. Bu bağlamda, Türkiye’nin mevcut konumunun kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi, teknolojik ilerlemenin sağladığı fırsatların ve potansiyel zorlukların doğru bir perspektifle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
1 Orijinal ismi: The Future of European Competitiveness
TÜSİAD Dijital Türkiye Yuvarlak Masası’na bağlı Dijital Stratejiler ve Yeni Teknolojiler Çalışma Grubu’nun faaliyetleri çerçevesinde PwC Türkiye iş birliği ile hazırlanan rapor, iş dünyasının yapay zeka karşısındaki mevcut konumunu analiz etmek, küresel eğilimleri ve Türkiye’de özel sektörün üretken yapay zekaya yaklaşımını değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Raporda, şirketlerin bu teknolojiyi nasıl benimsediğine, hangi alanlarda fırsatlar ve zorluklarla karşı karşıya olunduğuna ve önümüzdeki yıllarda yapay zekanın iş dünyasını nasıl şekillendireceğine yönelik beklentiler ele alınmaktadır.
Raporun ilk bölümünde, yapay zekanın küresel ekonomide ve iş dünyasında oynadığı rol incelenmekte, verimlilik artışı, inovasyon ve rekabet avantajı gibi temel dinamikler çerçevesinde bu teknolojinin sunduğu fırsatlar değerlendirilmektedir. Ayrıca küresel iş dünyası liderlerinin yapay zeka teknolojisi konusundaki beklentileri ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Türkiye’deki özel sektörün üretken yapay zekaya bakışı mercek altına alınmakta, şirketlerin yapay zeka yatırımları, kullanım alanları ve geleceğe yönelik beklentileri detaylandırılmaktadır. Üçüncü ve son bölümde ise raporun bulguları özetlenmekte ve iş dünyasının yapay zeka çağında nasıl bir yön izleyebileceğine dair stratejik bir perspektif sunulmaktadır.
Bu çalışma, iş dünyasının yapay zeka temelli dönüşüm sürecinin mevcut durumuna ve geleceğine dair bir analiz sunmayı amaçlamaktadır. Yapay zekanın iş dünyasında kalıcı ve köklü bir değişim yaratacağı açıktır; önemli olan bu değişimi proaktif ve stratejik bir bakış açısıyla yönetebilmektir.
1. Küresel Ekonomi, İş Dünyası ve Yapay Zeka
Yapay zeka, yalnızca yeni bir teknoloji değil, aynı zamanda küresel ekonominin yeniden şekillenmesini hızlandıran, inovasyonu tetikleyen ve iş yapış biçimlerini köklü şekilde dönüştüren bir katalizör olarak konumlanmaktadır. Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, yapay zekanın sunduğu otomasyon, veri analitiği ve karar destek mekanizmaları, sektörler arası dinamikleri yeniden tanımlamakta ve küresel rekabetin kurallarını değiştirmektedir. PwC’nin hesaplamalarına göre, yapay zekanın 2030 yılında küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolarlık bir katkı yaratması beklenmektedir (PwC, 2018)2
2 Yapay zekanın küresel ekonomi üzerindeki etkisini tahmin etmek için PwC’nin küresel kaynaklarını kullanan çok aşamalı bir modelleme yaklaşımı benimsenmiştir. İlk aşamada, yapay zekânın tüketici ürünleri ve firma verimliliği üzerindeki etkisini tahmin etmeye yönelik birincil araştırmalar yürütülmüş, yapay zekânın verimlilik artışındaki rolü ve bu etkinin nedenselliğini belirlemeye yönelik ekonometrik modeller geliştirilmiştir. İkinci aşamada, yapay zekânın farklı ürün grupları üzerindeki etkisi beş temel kriter doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu kriterler arasında ürün kalitesini artırma potansiyeli, kişiselleştirme imkânı ve tüketicilerin zaman tasarrufu gibi unsurlar yer almaktadır. Son aşamada ise, elde edilen veriler birleştirilerek, küresel ekonomiye yapay zekânın net etkisini tahmin etmeye yönelik Dinamik Mekânsal Hesaplanabilir Genel Denge (S-CGE) modeline entegre edilmiştir. Bu model, doğrudan etkilerin yanı sıra istihdam yaratma, artan tüketici talebi ve ticaret akışları gibi ikincil etkileri de hesaba katmaktadır. . Bu büyüklük, 2024 yılı verileri ile kıyaslandığında, küresel ekonomiye neredeyse ikinci bir Çin ekonomisi eklenmesine eşdeğer bir etkiye işaret etmektedir. Tarihsel perspek-tiften bakıldığında, yapay zekanın yaratacağı ekonomi, sanayi devrimi ve dijital dönüşüm gibi büyük ekonomik sıçramalarla kıyaslanabilecek ölçekte bir dönüşüm dalgası yaratmaktadır.
Yapay zekanın ekonomi üzerindeki etkileri iki temel dinamik üzerinden şekillenmektedir. Birincisi, iş süreçlerinin otomasyonu ve mevcut iş gücünün yapay zeka destekli teknolojilerle güçlendirilmesi yoluyla sağlanan verimlilik artışıdır. Otomasyon sayesinde işletmeler daha hızlı, daha az hata ile çalışan ve maliyet avantajı sağlayan sistemler geliştirebilmektedir. İkinci temel dinamik ise, kişiselleştirilmiş ve daha yüksek kaliteli yapay zeka destekli ürün ve hizmetlerin tüketici taleplerini artırmasıdır. Yapay zeka tabanlı çözümler, müşteri beklentilerine daha hassas yanıt verebilme yeteneği ile işletmelere sürdürülebilir büyüme ve yeni pazar fırsatları yaratma imkanı sunmaktadır.
Verimlilik Artışı
Yapay zekanın ekonomik büyümeye katkısının en belirgin göstergelerinden biri sağladığı verimlilik artışıdır. Kısa vadede bu katkı, özellikle rutin görevlerin otomasyonu ve çalışan yetkin¬liklerinin desteklenmesiyle ortaya çıkmak¬tadır. Yapay zeka, tekrarlayan işlerin yükünü azaltarak çalışanların daha stratejik ve yaratıcı görevlere odaklanmalarını sağlar. Bu dönüşüm, hem bireysel hem de organizasyonel düzeyde daha yüksek bir değer yaratımına olanak tanır. Sermaye yoğun sektörler, özellikle üretim ve taşımacılık, yapay zekanın getirdiği otomasyon fırsatlarından büyük ölçüde faydalanmaktadır. Operasyonel süreçlerin hızlanması ve maliyetlerin düşmesi, bu sektörlerin rekabet gücünü artırırken süreç optimizasyonu ile pazara daha hızlı ve etkili bir şekilde yanıt verebilme avantajı sağlar.
Yapay zeka teknolojilerini benimseyen şirketler, daha hızlı teslim süreleri ve maliyet avantajlarıyla pazarda öne çıkarken bu dönüşüme adapte olamayan rakipleri ciddi risklerle karşı karşıya kalabilir. Rekabetin giderek yoğunlaştığı bu ortamda, yapay zeka çözümleri yalnızca süreç iyileştirmesi sağlamakla kalmaz aynı zamanda şirketlerin pazar payını koruma ve artırma fırsatlarını da beraberinde getirir. Bununla birlikte, bu ilk aşamada yapay zekanın odak noktası, tamamen yeni ürünler veya iş modelleri yaratmaktan ziyade mevcut süreçlerin daha etkili hale getirilmesidir. Bu durum, teknolojinin ilerleyen evrelerinde daha radikal yeniliklerin temelini oluşturacak bir başlangıç olarak değerlendirilmektedir. Yapay zeka yatırımları, kısa vadeli kazanımları desteklemekle kalmayıp şirketlerin uzun vadede sürdürülebilir bir rekabet avantajı elde etmelerine de katkı sağlayacaktır.
Yenilikçi Ürün ve Hizmetler
Yapay zeka yalnızca mevcut iş süreçlerini iyileş¬tirmekle kalmayıp yenilikçi ürün ve hizmetlerin geliştirilmesinde de önemli bir rol oynamaktadır. Yapay zekanın tetikleyeceği küresel büyümenin temelinde, tüketici taleplerinde ve davranışlarında yapay zeka kaynaklı köklü değişimlerin yer aldığı bir döngü bulunmaktadır. PwC’nin analizlerine göre yenilikçi ürün ve hizmetlerin yaratacağı talep yollu büyüme, toplam büyümenin %58’ini oluşturacaktır.
Daha yüksek kaliteli ve kişiselleştirilmiş ürün ve hizmetler, tüketiciler için cazip hale gelirken zaman tasarrufu sağlayan yenilikler de yaşam kalitesini artırmaktadır. Örneğin, otonom araç teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla bireylerin sürüşe harcadıkları zamanı verimli bir şekilde değerlendirebilmeleri mümkün olacaktır. Bu değişimler, daha fazla veri toplanmasını, bu verilerden içgörüler elde edilmesini ve bu içgörülerle daha iyi ve ihtiyaca yönelik ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini sağlayan bir döngü başlatmaktadır.
Bu veri odaklı inovasyon döngüsü, iş dünya¬sında köklü değişimlere yol açarak hem yerleşik oyunculara hem de yeni girişimlere geniş bir inovasyon alanı sunmaktadır. Yapay zeka öncüsü şirketler, müşteri tercihlerini daha iyi analiz edebilme ve bu taleplere uygun çözümler sunma yetenekleriyle rakiplerine karşı önemli bir avantaj elde etmektedir. Tüketici ihtiyaçlarına yönelik kişiselleştirilmiş ürün geliştiren bu şirketler, pazarda daha büyük paylar kazanırken geleneksel yöntemlerle hareket eden rakiplerinin hızla geride kalmasına neden olmaktadır. Özellikle sağlık, otomotiv ve finansal hizmetler gibi sektörler, yapay zeka kaynaklı ürün geliş¬tirme ve inovasyon açısından büyük potansiyel barındırmaktadır. Eğlence sektöründe ise talebe dayalı üretimden hedeflenmiş içerik sunumuna kadar geniş bir yelpazede rekabet avantajı elde edilebilmektedir. Yapay zekanın bu gücü veriyle beslenen yenilikçi iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlarken dönüşüme ayak uyduramayan rakiplerin rekabet edemeyeceği bir piyasa yapısı yaratmaktadır.
Bu dinamikler yalnızca şirketleri değil, aynı zamanda sektörlerin ve ulusal ekonomilerin küresel pazardaki rekabet gücünü de etkile¬mektedir. Ancak bu makro boyuttaki potansi¬yelin gerçekleşmesi, mikro düzeyde şirketlerin yapay zekayı operasyonel süreçlerin ötesine taşıyarak stratejik bir kaynak olarak benim¬semesine bağlıdır. Bu bağlamda, yapay zeka yatırımları sadece teknolojik bir tercih değil, aynı zamanda geleceğe yönelik bir vizyonun yansıması olarak ortaya çıkmaktadır. Şirket¬lerin, yapay zeka teknolojilerini benimseme hızları ve bu teknolojilerin organizasyonel süreçlere entegrasyon kapasitesi, hem şirketler düzeyinde hem de sektörel rekabet avantajını belirleyecek en önemli iki faktör olarak öne çıkmaktadır.
Bundan sonraki bölüme " Yapay Zekayı benimsemek,ama nasıl?" ile devam edilecektir.
Kaynak:
Üretken Yapay Zeka Devrimi: Küresel Etkiler ve Türkiye’nin Konumu © 2025, TÜSİAD
Tüm hakları saklıdır. Bu eserin tamamı ya da bir bölümü,4110 sayılı Yasa ile değişik 5846 sayılı FSEK uyarınca,
kullanılmadan önce hak sahibinden 52. Maddeye uygunyazılı izin alınmadıkça, hiçbir şekil ve yöntemle işlenmek,
çoğaltılmak, çoğaltılmış nüshaları yayılmak, satılmak, kiralanmak, ödünç verilmek, temsil edilmek, sunulmak, telli/telsiz ya da başka teknik, sayısal ve/veya elektronik yöntemlerle iletilmek suretiyle kullanılamaz.
ISBN 978-605-165-068-5
Yazarlar: Gediz CÜRGÜL, Doç. Dr. Mehmet Nuri İNEL, Alp Kartal GÜREL
Yayına Hazırlayanlar: Dr. Nurşen NUMANOĞLU, Yasemin E. AVCI, Özge SARI
Dizgi ve Sayfa Uygulama: Typika
Kapak Tasarımı: PwC Türkiye
Bu raporun ETP Portalımızda yayını ile ilgili bize izin veren TÜSİAD'a teşekkür ederiz.
.png)
Paylaş:
SON YAZILAR
ETP Yangın Güvenliği Teknik Kılavuzlar Bölüm-1
11 Mart 2026
EMO 2026 Yılı En Az Ücretleri Yayımlandı
09 Mart 2026
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü Kutluyoruz.
08 Mart 2026
AKTARMACILIK
06 Mart 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT



























