Türkiye Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası

Türkiye Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası
.png)
Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programı
TEŞEKKÜR
Bu rapor, Dünya Bankası Grubu'nun (DBG) Enerji Sektörü Yönetim Yardım Programı (ESMAP) ve Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) ortaklaşa yürüttüğü, yükselen piyasalarda denizüstü rüzgar enerjisinin geliştirilmesini hızlandırmayı amaçlayan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programının bir çıktısıdır.
Bu rapor, Dünya Bankası ile yapılan sözleşme kapsamında, COWI tarafından RE Consult, GazRay ve The Biodiversity Consultancy (TBC) ile birlikte hazırlanmıştır. Raporun baş yazarları Erik Mohr, Ivo Georgiev, Anita Jürgens, Christopher Murray ve Morten Hørmann'a uzmanlık bilgileri ve sıkı çalışmaları için özellikle teşekkür etmek istiyoruz.
Yasemin Örücü’nün (Dünya Bankası) liderliğinde geliştirilen raporun hazırlanmasına aralarında Mark Leybourne (ESMAP/Dünya Bankası), Sean Whittaker (IFC) ve Chris Lloyd'un (ESMAP/Dünya Bankası) bulunduğu DBG Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme ekibi değerli yönlendirmeler sağlamış, Stephan Garnier (Dünya Bankası), Alan Lee (Dünya Bankası), Özge Özden (Dünya Bankası), Özgür Sarhan (Dünya Bankası) ve Eyüp Mermer (Dünya Bankası) önemli katkılar sunmuştur.
Oliver Knight (Dünya Bankası), Jenny Maria Hasselsten (ESMAP/Dünya Bankası) ve Maria Ayuso Olmedo (Dünya Bankası) tarafından titiz bir kurum içi bağımsız değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Harcadıkları zaman ve sundukları değerli geri bildirimler için kendilerine teşekkür ederiz.
Raporun harici istişare süreci boyunca geri bildirim sağlayan çok çeşitli kamu ve özel paydaşlara olağanüstü minnettarız. İstişare sürecini destekleyen ve sektörden değerli geri bildirimler sağlayan Türkiye Denizüstü Rüzgar Enerjisi Birliği’ne (DÜRED) özellikle teşekkür ederiz.
Düşük ve orta gelirli ülkelerin sürdürülebilir enerji çözümleri aracılığıyla yoksulluğu azaltmalarına ve büyümeyi arttırmalarına yardımcı olmak için Dünya Bankası ve 20 ortak kuruluş arasında oluşturulan bir ortaklık olan ESMAP tarafından bu yol haritası için cömert bir şekilde finansman sağlanmıştır.
ESMAP'ın analitik ve danışmanlık hizmetleri, Dünya Bankası'nın enerji sektöründeki ülke finansmanı ve politika diyaloğu faaliyetlerine tamamen entegre bir şekilde yürütülmektedir.
ESMAP, DBG aracılığıyla, herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimin sağlanmasını öngören 7 no’lu Sürdürülebilir Kalkınma Amacını (SKA-7) başarmak için gereken enerji dönüşümünü hızlandırmak için çalışmalar yapmaktadır. DBG İklim Değişikliği Eylem Planı hedeflerine ulaşmak için DBG stratejilerini ve programlarını şekillendirmeye yardımcı olmaktadır.
Dünya Bankası bünyesinde bulunan ve entegre, sürdürülebilir ve sağlıklı deniz ve kıyı kaynaklarının geliştirilmesini destekleyen Çok Donörlü Vakıf Fonu olan PROBLUE tarafından bu çalışma için ilave finansman sağlanmıştır.
YÖNETİCİ ÖZETİ
Bu rapor, Dünya Bankası Grubu'nun (DBG) Enerji Sektörü Yönetim Yardım Programı (ESMAP) ve Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC) ortaklaşa yürüttüğü, yükselen piyasalarda denizüstü rüzgar enerjisinin geliştirilmesini hızlandırmayı amaçlayan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programının bir çıktısıdır.
Bu rapor, Dünya Bankası ile yapılan sözleşme kapsamında, COWI tarafından RE Consult, GazRay ve The Biodiversity Consultancy (TBC) ile birlikte hazırlanmıştır. Raporun baş yazarları Erik Mohr, Ivo Georgiev, Anita Jürgens, Christopher Murray ve Morten Hørmann'a uzmanlık bilgileri ve sıkı çalışmaları için özellikle teşekkür etmek istiyoruz.
Yasemin Örücü’nün (Dünya Bankası) liderliğinde geliştirilen raporun hazırlanmasına aralarında Mark Leybourne (ESMAP/Dünya Bankası), Sean Whittaker (IFC) ve Chris Lloyd'un (ESMAP/Dünya Bankası) bulunduğu DBG Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme ekibi değerli yönlendirmeler sağlamış, Stephan Garnier (Dünya Bankası), Alan Lee (Dünya Bankası), Özge Özden (Dünya Bankası), Özgür Sarhan (Dünya Bankası) ve Eyüp Mermer (Dünya Bankası) önemli katkılar sunmuştur.
Oliver Knight (Dünya Bankası), Jenny Maria Hasselsten (ESMAP/Dünya Bankası) ve Maria Ayuso Olmedo (Dünya Bankası) tarafından titiz bir kurum içi bağımsız değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Harcadıkları zaman ve sundukları değerli geri bildirimler için kendilerine teşekkür ederiz.
Raporun harici istişare süreci boyunca geri bildirim sağlayan çok çeşitli kamu ve özel paydaşlara olağanüstü minnettarız. İstişare sürecini destekleyen ve sektörden değerli geri bildirimler sağlayan Türkiye Denizüstü Rüzgar Enerjisi Birliği’ne (DÜRED) özellikle teşekkür ederiz.
Düşük ve orta gelirli ülkelerin sürdürülebilir enerji çözümleri aracılığıyla yoksulluğu azaltmalarına ve büyümeyi arttırmalarına yardımcı olmak için Dünya Bankası ve 20 ortak kuruluş arasında oluşturulan bir ortaklık olan ESMAP tarafından bu yol haritası için cömert bir şekilde finansman sağlanmıştır.
ESMAP'ın analitik ve danışmanlık hizmetleri, Dünya Bankası'nın enerji sektöründeki ülke finansmanı ve politika diyaloğu faaliyetlerine tamamen entegre bir şekilde yürütülmektedir.
ESMAP, DBG aracılığıyla, herkes için uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye erişimin sağlanmasını öngören 7 no’lu Sürdürülebilir Kalkınma Amacını (SKA-7) başarmak için gereken enerji dönüşümünü hızlandırmak için çalışmalar yapmaktadır. DBG İklim Değişikliği Eylem Planı hedeflerine ulaşmak için DBG stratejilerini ve programlarını şekillendirmeye yardımcı olmaktadır.
Dünya Bankası bünyesinde bulunan ve entegre, sürdürülebilir ve sağlıklı deniz ve kıyı kaynaklarının geliştirilmesini destekleyen Çok Donörlü Vakıf Fonu olan PROBLUE tarafından bu çalışma için ilave finansman sağlanmıştır.
YÖNETİCİ ÖZETİ
Bu yol haritası, farklı varsayımsal büyüme senaryoları altındaki fırsatlar ve zorluklar göz önünde bulundurularak, Türkiye’deki denizüstü rüzgar enerjisi geliştirme potansiyelinin stratejik bir analizini sunmaktadır. Bu çalışma, Türkiye Hükümeti’nin bu yeni sektörün başarılı bir şekilde büyümesini sağlamaya yönelik politikaları, düzenlemeleri, süreçleri ve altyapıyı oluşturmasını destekleyecek kanıtları sunmayı amaçlamaktadır.
Bu çalışma, Dünya Bankası Grubu’nun yükselen piyasalarda denizüstü rüzgar enerjisini geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı amaçlayan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programı şemsiyesi altında Türkiye’deki Dünya Bankası ülke ekibi tarafından başlatılmıştır ve Dünya Bankası’nın mavi ekonomi programı PROBLUE’nun desteği ile birlikte Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile işbirliği içerisinde Enerji Sektörü Yönetim Yardım Program (ESMAP) tarafından finanse edilmiştir.
TÜRKİYE’DE DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİNİN MANTIKSAL ÇERÇEVESİ
Türkiye’nin geçtiğimiz dönemlerde kaydedilen hızlı büyüme performansı ülkenin enerji talebini sadece yerli kaynaklardan karşılayamamasına yol açmıştır ve ülke şu anda enerji talebinin yaklaşık yüzde 70’ini karşılayabilmek için ithalata bağımlı durumdadır. Enerji talebinin artmaya devam etmesinin beklendiği düşünüldüğünde, Türkiye’nin ithalata olan bağımlılığını ve bununla ilişkili olarak ekonomi üzerinde oluşan döviz yükünü azaltabilmek için yerli kaynaklardan enerji üretimini arttırması gerekmektedir.
Türkiye’nin denizüstü rüzgar enerjisi için iyi doğal koşullara sahip bölgeleri bulunmaktadır. Bu durum Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır karbona geçişine katkıda bulunabilecek yeni bir yerli ve yenilenebilir enerji üretim kaynağı sunmaktadır. Türkiye’nin denizüstü rüzgar enerjisi geliştirmeyi düşünmesi için başlıca sürükleyici etkenler ve gerekçeler arasında aşağıdakiler bulunmaktadır:
■ Artan talep ile birlikte karbonsuzlaştırma: Türkiye’nin elektrik talebinin yüzde 3,5’lik bir yıllık bileşik artış oranı ile artmaya devam ederek 2035 yılına kadar 511 teravat-saate ulaşması beklenmektedir; bu 2020 yılına göre yüzde 67’lik bir artış anlamına gelmektedir. Türkiye’nin bu talebi karşılayabilmek için 2020 ile2035 arasında yaklaşık 100 gigavat (GW) yeni üretim kapasitesi tesis ederek mevcut üretim kapasitesini iki katının üzerine çıkarması gerekmektedir. Bunun büyük bir bölümünün düşük karbonlu üretim olması beklenmekle birlikte, yeni kömür ve gaz
yakıtlı santraller de planlanmaktadır ve bu kaçınılmaz olarak yakıt ithalatını arttıracaktır. Yeni bir büyük ölçekli yerli elektrik üretim biçimi olarak, denizüstü rüzgar enerjisinin, diğer değişken yenilenebilir enerji türlerini tamamlayıcı olarak ve potansiyel olarak yeni ve işletmeden çıkacak termik üretimin yerini alarak gelecekteki elektrik üretim bileşimine katkıda bulunması ve böylelikle enerji ithalatını azaltması için bir fırsat mevcuttur.
■ Talebe yakınlık: Türkiye’nin batı kıyıları boyunca uzanan kalabalık nüfuslu ve sanayinin yoğunlaştığı alanlar elektrik talebinin yüksek olduğu bir bölge oluşturmaktadır. Bu talep yerel termik veya yenilenebilir üretimden veya batı illerini besleyen iletim şebekesi yoluyla ülke genelindeki üretimden karşılanmaktadır. Denizüstü rüzgar enerjisi, talep merkezlerine yakın yeni bir üretim seçeneği sunmakta, böylelikle yeni yapılacak ilave uzun iletim hatlarına duyulan ihtiyacı azaltmaktadır.
■ Tedarik zincirinin büyümesi ve istihdam yaratma: Türkiye dünyanın 12’nci büyük karasal rüzgar enerjisi kapasitesine ve oldukça kabiliyetli bir karasal rüzgar enerjisi tedarik zincirine sahiptir. Ayrıca, ülkenin liman ve denizcilik sektörleri güçlüdür ve komşu piyasalar arasında maliyet bakımından rekabetçidir. Bu sektörlerin denizüstü rüzgar enerjisi sektörüne hizmet sunma potansiyeli yüksektir. Yerel karasal rüzgar enerjisi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin en az yüzde 75'i halihazırda uluslararası piyasalara ihracat yapmaktadır. Cemre ve Tersan tersaneleri denizüstü rüzgar enerjisi sektörü için gemi inşa etmiş veya inşa etmek için sözleşme yapmıştır. Türkiye'nin Avrupa ve Asya piyasalarına yakın olan coğrafi konumu, rekabetçi işgücü ve malzeme maliyetleri ve uluslararası denizüstü rüzgar enerjisi müşterilerinin talep ettiği yüksek kaliteyi ve standartları sağlama yeteneği göz önüne alındığında, tedarik zincirini denizüstü rüzgar enerjisi sektörüne hizmet verecek şekilde genişletmek için iyi bir konumdadır. Gelecekte yerel denizüstü rüzgar enerjisi piyasasına yapılacak tedarik potansiyeline ek olarak, bölgesel (ve küresel) projelere tedarik sağlamak için de çok fazla fırsat olacaktır; Akdeniz genelinde planlanan 50 ila 100 GW’lık yüzer rüzgar enerjisi kapasitesi gelecek için açık bir ihracat fırsatı sunmaktadır.
TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ
Türkiye’nin sularında makul denizüstü rüzgar enerjisi kaynaklarının mevcut olduğu yerler bulunmaktadır; toplam teknik potansiyeli kaynak 75 GW olarak tahmin edilmektedirii. Özellikle ülkenin batı kıyılarında olmak üzere, ortalama rüzgar hızları saniyede 9,5 metreyi aşabilmektedir (bakınız Şekil YÖ.1), ancak kuvvetli rüzgarların olduğu yerlerin çoğunluğunda su derinliği de 50 metreyi aşmaktadır, dolayısıyla buralar yüzer denizüstü rüzgar enerjisi çözümleri için uygun olacaktır.
Bu çalışma, Dünya Bankası Grubu’nun yükselen piyasalarda denizüstü rüzgar enerjisini geliştirme çalışmalarını hızlandırmayı amaçlayan Denizüstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programı şemsiyesi altında Türkiye’deki Dünya Bankası ülke ekibi tarafından başlatılmıştır ve Dünya Bankası’nın mavi ekonomi programı PROBLUE’nun desteği ile birlikte Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ile işbirliği içerisinde Enerji Sektörü Yönetim Yardım Program (ESMAP) tarafından finanse edilmiştir.
TÜRKİYE’DE DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİNİN MANTIKSAL ÇERÇEVESİ
Türkiye’nin geçtiğimiz dönemlerde kaydedilen hızlı büyüme performansı ülkenin enerji talebini sadece yerli kaynaklardan karşılayamamasına yol açmıştır ve ülke şu anda enerji talebinin yaklaşık yüzde 70’ini karşılayabilmek için ithalata bağımlı durumdadır. Enerji talebinin artmaya devam etmesinin beklendiği düşünüldüğünde, Türkiye’nin ithalata olan bağımlılığını ve bununla ilişkili olarak ekonomi üzerinde oluşan döviz yükünü azaltabilmek için yerli kaynaklardan enerji üretimini arttırması gerekmektedir.
Türkiye’nin denizüstü rüzgar enerjisi için iyi doğal koşullara sahip bölgeleri bulunmaktadır. Bu durum Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır karbona geçişine katkıda bulunabilecek yeni bir yerli ve yenilenebilir enerji üretim kaynağı sunmaktadır. Türkiye’nin denizüstü rüzgar enerjisi geliştirmeyi düşünmesi için başlıca sürükleyici etkenler ve gerekçeler arasında aşağıdakiler bulunmaktadır:
■ Artan talep ile birlikte karbonsuzlaştırma: Türkiye’nin elektrik talebinin yüzde 3,5’lik bir yıllık bileşik artış oranı ile artmaya devam ederek 2035 yılına kadar 511 teravat-saate ulaşması beklenmektedir; bu 2020 yılına göre yüzde 67’lik bir artış anlamına gelmektedir. Türkiye’nin bu talebi karşılayabilmek için 2020 ile2035 arasında yaklaşık 100 gigavat (GW) yeni üretim kapasitesi tesis ederek mevcut üretim kapasitesini iki katının üzerine çıkarması gerekmektedir. Bunun büyük bir bölümünün düşük karbonlu üretim olması beklenmekle birlikte, yeni kömür ve gaz
yakıtlı santraller de planlanmaktadır ve bu kaçınılmaz olarak yakıt ithalatını arttıracaktır. Yeni bir büyük ölçekli yerli elektrik üretim biçimi olarak, denizüstü rüzgar enerjisinin, diğer değişken yenilenebilir enerji türlerini tamamlayıcı olarak ve potansiyel olarak yeni ve işletmeden çıkacak termik üretimin yerini alarak gelecekteki elektrik üretim bileşimine katkıda bulunması ve böylelikle enerji ithalatını azaltması için bir fırsat mevcuttur.
■ Talebe yakınlık: Türkiye’nin batı kıyıları boyunca uzanan kalabalık nüfuslu ve sanayinin yoğunlaştığı alanlar elektrik talebinin yüksek olduğu bir bölge oluşturmaktadır. Bu talep yerel termik veya yenilenebilir üretimden veya batı illerini besleyen iletim şebekesi yoluyla ülke genelindeki üretimden karşılanmaktadır. Denizüstü rüzgar enerjisi, talep merkezlerine yakın yeni bir üretim seçeneği sunmakta, böylelikle yeni yapılacak ilave uzun iletim hatlarına duyulan ihtiyacı azaltmaktadır.
■ Tedarik zincirinin büyümesi ve istihdam yaratma: Türkiye dünyanın 12’nci büyük karasal rüzgar enerjisi kapasitesine ve oldukça kabiliyetli bir karasal rüzgar enerjisi tedarik zincirine sahiptir. Ayrıca, ülkenin liman ve denizcilik sektörleri güçlüdür ve komşu piyasalar arasında maliyet bakımından rekabetçidir. Bu sektörlerin denizüstü rüzgar enerjisi sektörüne hizmet sunma potansiyeli yüksektir. Yerel karasal rüzgar enerjisi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin en az yüzde 75'i halihazırda uluslararası piyasalara ihracat yapmaktadır. Cemre ve Tersan tersaneleri denizüstü rüzgar enerjisi sektörü için gemi inşa etmiş veya inşa etmek için sözleşme yapmıştır. Türkiye'nin Avrupa ve Asya piyasalarına yakın olan coğrafi konumu, rekabetçi işgücü ve malzeme maliyetleri ve uluslararası denizüstü rüzgar enerjisi müşterilerinin talep ettiği yüksek kaliteyi ve standartları sağlama yeteneği göz önüne alındığında, tedarik zincirini denizüstü rüzgar enerjisi sektörüne hizmet verecek şekilde genişletmek için iyi bir konumdadır. Gelecekte yerel denizüstü rüzgar enerjisi piyasasına yapılacak tedarik potansiyeline ek olarak, bölgesel (ve küresel) projelere tedarik sağlamak için de çok fazla fırsat olacaktır; Akdeniz genelinde planlanan 50 ila 100 GW’lık yüzer rüzgar enerjisi kapasitesi gelecek için açık bir ihracat fırsatı sunmaktadır.
TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ
Türkiye’nin sularında makul denizüstü rüzgar enerjisi kaynaklarının mevcut olduğu yerler bulunmaktadır; toplam teknik potansiyeli kaynak 75 GW olarak tahmin edilmektedirii. Özellikle ülkenin batı kıyılarında olmak üzere, ortalama rüzgar hızları saniyede 9,5 metreyi aşabilmektedir (bakınız Şekil YÖ.1), ancak kuvvetli rüzgarların olduğu yerlerin çoğunluğunda su derinliği de 50 metreyi aşmaktadır, dolayısıyla buralar yüzer denizüstü rüzgar enerjisi çözümleri için uygun olacaktır.
ŞEKİL YÖ.1 TÜRKİYE’NİN DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ POTANSİYELİ.
.png)
i Denizüstü rüzgar enerjisi teknik potansiyeli, sadece rüzgar hızı ve su derinliği düşünüldüğünde teknik açıdan uygulanabilir olacak tahmini üretim kapasitesi
miktarıdır. Bu başlangıç niteliğinde üst düzey bir tahmin olarak belirlenmiştir ve diğer teknik, çevresel, sosyal veya ekonomik kısıtları dikkate almamaktadır.
ii ESMAP. 2020. Offshore Wind Technical Potential in Turkey https://documents1.worldbank.org/curated/en/694551586852099074/pdf/Technical-Potential-for-
Offshore-Wind-in-Turkey-Map.pdf.
Bununla birlikte, iyi denizüstü rüzgar enerjisi kaynağına sahip diğer bölgelerin çoğunluğunda, aralarında çok sayıda koruma altındaki alanın, kritik habitatların ve dikkatli bir planlama ve etki azaltma çalışması yapılmadığında denizüstü rüzgar enerjisi santrallerinin geliştirilmesinden ve işletilmesinden kaynaklanabilecek zararlı etkilerin riski altındaki özelliklerin bulunduğu çevresel ve sosyal hassasiyetler öne çıkmaktadır. Bu yol haritası için yapılan analizler kapsamında, mevcut verilere dayalı olarak tesisin geliştirilmesi ile ilişkili olumsuz etkilerin daha az olması muhtemel teknik açıdan cazip başlangıç araştırma alanlarını tespit etmek amacıyla, çok çeşitli çevresel, sosyal ve
teknik husus değerlendirilmiştir. Denizüstü rüzgar enerjisi için uygun olmayan alanlar çıkarıldıktan sonra, dört araştırma alanı kalmıştır (bakınız Şekil YÖ.2) ve bunlar Ege Denizi’nde (Çanakkale ve Ayvalık civarlarında), Marmara Denizi’nde ve daha küçük ölçüde de Karadeniz’de bulunmaktadır.
teknik husus değerlendirilmiştir. Denizüstü rüzgar enerjisi için uygun olmayan alanlar çıkarıldıktan sonra, dört araştırma alanı kalmıştır (bakınız Şekil YÖ.2) ve bunlar Ege Denizi’nde (Çanakkale ve Ayvalık civarlarında), Marmara Denizi’nde ve daha küçük ölçüde de Karadeniz’de bulunmaktadır.
ŞEKİL YÖ.2 DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ İÇİN BAŞLANGIÇ ARAŞTIRMA ALANLARININ HARİTALARI
.png)
.png)
.png)
.png)
Çevresel, sosyal ve teknik kısıtlar göz önüne alındığında, rüzgar enerjisi geliştirme potansiyeli, ülkenin toplam mevcut üretim potansiyelinin yaklaşık yüzde 60’ına karşılık gelen 66 GW civarındadır. Bu kaynak potansiyelinin çok azı (1.510 km2’lik alanda yaklaşık 6,8 GW’lık potansiyel) sabit temelli denizüstü rüzgar enerjisi tesisleri için uygun olan daha sığ sulardadır (50 metreden az). Denizüstü rüzgar enerjisi santralleri için başlangıç araştırma alanlarının çoğunluğu (13.270 km2’lik alanda yaklaşık 59,7 GW’lık potansiyel), yüzer denizüstü rüzgar enerjisi santralleri için uygun derin sulardadır (50 metreden fazla derinlik) (bakınız Tablo YÖ.1). Bu alanları daha iyi anlayabilmek için paydaş katılımı çalışmalarına ve daha fazla veriye ihtiyaç duyulacaktır; yol haritası bu detaylı çalışmayı daha geniş kapsamlı bir deniz mekânsal planlama uygulaması kapsamında bundan sonraki öncelikli adımlardan birisi olarak tavsiye etmektedir.
TABLO YÖ.1 BAŞLANGIÇ ARAŞTIRMA ALANLARINDAKİ DENİZÜSTÜ RES (DRES) GELİŞTİRME POTANSİYELİ
.png)
.png)
DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ GELİŞİM SENARYOLARI
Türkiye’de denizüstü rüzgar enerjisi için muhtemel gelişim yollarını ortaya koymak amacıyla, biri düşük ve biri de yüksek büyüme senaryosu olmak üzere iki yayılım senaryosu geliştirilmiştir (her birinin özeti için, bakınız Tablo YÖ.2). Bu senaryoların amacı, sektör ölçeğinin maliyet, tüketici faydası, çevresel ve sosyal riskler ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkilerini göstermektir.Senaryolar, paydaşlardan gelen geri bildirimlere, denizüstü rüzgar enerjisi geliştirme faaliyetlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin değerlendirmelere, Türkiye'nin politika hedeflerine ilişkin açıklamalara ve ülkedeki denizüstü rüzgar enerjisinin genel potansiyelinin bir değerlendirmesine dayanmaktadır.
Senaryolar en düşük maliyetli elektrik üretimini yaygınlaştırma modeliyle oluşturulmamıştır (ve buna göre test edilmemiştir); yol haritası bunu sonraki adımlardan birisi olarak tavsiye etmektedir.
İki gelişim senaryosu aşağıdaki gibi özetlenebilir:
■ Düşük büyüme: Denizüstü rüzgar enerjisinin, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni bir üretim biçimi olarak nispeten düşük bir öncelik olduğunu, devletten çok az destek ve teşvik aldığını varsayar. Bu senaryoda, önümüzdeki on yıl içerisinde bazı küçük projeler uygulamaya konulur ancak ülkenin enerji talebine kıyasla kapasite ilaveleri düşük seviyededir.
■ Yüksek büyüme: Denizüstü rüzgar enerjisine yüksek öncelik verildiği ve özellikle orta-uzun vadede olmak üzere daha anlamlı katkılar sağladığı varsayılır. Projelerin hacminin ve ölçeğinin daha büyük olması ve yerli aksam kullanımı enerji maliyetinin düşürülmesine yardımcı olur ve sektör geliştikçe maliyetleri düşürür.
Bu senaryolar altında kümülatif olarak kullanıma giren kapasiteler Tablo YÖ.2 ve Şekil YÖ.3’te gösterilmektedir.
iii Yüzer rüzgar enerjisi santralleri için uygun dört küçük alan daha mevcuttur; bunların ikisi orta Karadeniz’de biri İzmir’in güneyinde ve biri de Samandağ yakınındadır.
Türkiye’de denizüstü rüzgar enerjisi için muhtemel gelişim yollarını ortaya koymak amacıyla, biri düşük ve biri de yüksek büyüme senaryosu olmak üzere iki yayılım senaryosu geliştirilmiştir (her birinin özeti için, bakınız Tablo YÖ.2). Bu senaryoların amacı, sektör ölçeğinin maliyet, tüketici faydası, çevresel ve sosyal riskler ve ekonomi üzerindeki potansiyel etkilerini göstermektir.Senaryolar, paydaşlardan gelen geri bildirimlere, denizüstü rüzgar enerjisi geliştirme faaliyetlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin değerlendirmelere, Türkiye'nin politika hedeflerine ilişkin açıklamalara ve ülkedeki denizüstü rüzgar enerjisinin genel potansiyelinin bir değerlendirmesine dayanmaktadır.
Senaryolar en düşük maliyetli elektrik üretimini yaygınlaştırma modeliyle oluşturulmamıştır (ve buna göre test edilmemiştir); yol haritası bunu sonraki adımlardan birisi olarak tavsiye etmektedir.
İki gelişim senaryosu aşağıdaki gibi özetlenebilir:
■ Düşük büyüme: Denizüstü rüzgar enerjisinin, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni bir üretim biçimi olarak nispeten düşük bir öncelik olduğunu, devletten çok az destek ve teşvik aldığını varsayar. Bu senaryoda, önümüzdeki on yıl içerisinde bazı küçük projeler uygulamaya konulur ancak ülkenin enerji talebine kıyasla kapasite ilaveleri düşük seviyededir.
■ Yüksek büyüme: Denizüstü rüzgar enerjisine yüksek öncelik verildiği ve özellikle orta-uzun vadede olmak üzere daha anlamlı katkılar sağladığı varsayılır. Projelerin hacminin ve ölçeğinin daha büyük olması ve yerli aksam kullanımı enerji maliyetinin düşürülmesine yardımcı olur ve sektör geliştikçe maliyetleri düşürür.
Bu senaryolar altında kümülatif olarak kullanıma giren kapasiteler Tablo YÖ.2 ve Şekil YÖ.3’te gösterilmektedir.
iii Yüzer rüzgar enerjisi santralleri için uygun dört küçük alan daha mevcuttur; bunların ikisi orta Karadeniz’de biri İzmir’in güneyinde ve biri de Samandağ yakınındadır.
TABLO YÖ.2 DÜŞÜK VE YÜKSEK BÜYÜME SENARYOLARINDA SABİT VE YÜZER DENİZ ÜSTÜ
RÜZGAR ENERJİSİ KÜMÜLATİF KAPASİTESİNE GENEL BAKIŞ
.png)
ŞEKİL YÖ.3: İKİ SENARYO KAPSAMINDA KÜMÜLATİF İŞLETME KAPASİTESİ
RÜZGAR ENERJİSİ KÜMÜLATİF KAPASİTESİNE GENEL BAKIŞ
.png)
ŞEKİL YÖ.3: İKİ SENARYO KAPSAMINDA KÜMÜLATİF İŞLETME KAPASİTESİ
.png)
Düşük büyüme senaryosu Hükümet tarafından ilk birkaç küçük ölçekli proje üzerinde odaklanılarak gerçekleştirilecek orta düzeydeki eylemlerle başarılabilir. Öte yandan, yüksek senaryo, denizüstü rüzgar enerjisinin geliştirilmesine öncelik vermek ve yerel sanayinin gelişimini desteklemek için Hükümet tarafından önemli ölçüde daha fazla eylem gerçekleştirilmesini gerektirecektir. Tavsiye edilen eylemler hakkında daha fazla ayrıntı aşağıdaki ilgili bölümlerde sunulmaktadır.
Bu iki senaryo varsayımsaldır ve hükümet politikasının ve eylemlerinin etkilerini ortaya koyacak şekilde oluşturulmuştur. Dolayısıyla, Türkiye’de kurulacak gerçek denizüstü rüzgar enerjisi kapasitesi muhtemelen hem toplam kapasitenin hem de kurulumun aşamalandırılması bakımından bu senaryolardan farklılık gösterecektir. Yüksek büyüme senaryosu bir tavan olarak görülmemelidir; Hükümet’in ve diğer aktörlerin bu yol haritasında ortaya koyulan tavsiyeleri takip etmeleri halinde, denizüstü rüzgar enerjisinin bu senaryoda belirtilen seviyeleri aşma potansiyeli mevcuttur.
Bu iki senaryo varsayımsaldır ve hükümet politikasının ve eylemlerinin etkilerini ortaya koyacak şekilde oluşturulmuştur. Dolayısıyla, Türkiye’de kurulacak gerçek denizüstü rüzgar enerjisi kapasitesi muhtemelen hem toplam kapasitenin hem de kurulumun aşamalandırılması bakımından bu senaryolardan farklılık gösterecektir. Yüksek büyüme senaryosu bir tavan olarak görülmemelidir; Hükümet’in ve diğer aktörlerin bu yol haritasında ortaya koyulan tavsiyeleri takip etmeleri halinde, denizüstü rüzgar enerjisinin bu senaryoda belirtilen seviyeleri aşma potansiyeli mevcuttur.
DENİZÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİNİ GELİŞTİRMENİN ÖNÜNDEKİ ZORLUKLAR
Bu yol haritası denizüstü rüzgar enerjisinin Türkiye için önemli bir değer yaratabileceğini ancak büyük ölçekte başarılı bir endüstri oluşturmada karşılaşılan çok sayda zorluk olduğunu göstermektedir. Başlıca zorluklardan bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır:
■ Türkiye güneş enerjisi ve karasal rüzgar enerjisinin denizüstü rüzgar enerjisine göre daha düşük maliyetle genişletilmesi bakımından halen büyük bir kapasiteye sahiptir: Denizüstü rüzgar enerjisinin faydalarının daha ileri düzeyde değerlendirilmesi ve ilave üretim maliyetini üstlenmeye değer olduğunun ortaya konulması gerekecektir. Bu uzun vadeli bir enerji planlaması ve ekonomik planlama kapsamında değerlendirilmelidir. Denizüstü rüzgar enerjisi yeni karasal yenilenebilir enerji projeleri ile paralel olarak geliştirilmeli, diğer yenilenebilir enerji projelerinin yerini alacak bir kaynak olarak görülmemelidir.
■ Türkiye’de denizüstü rüzgar hızları düşük - orta düzeylerdedir ve denizüstü rüzgar türbini teknolojisi henüz bu düşük hızlar için optimize edilmemiştir: Halihazırda kullanılan denizüstü rüzgar türbini modellerinin çoğunluğu Kuzey Denizi gibi kuvvetli kaynaklardaki rüzgar iklimleri için tasarlanmıştır. Gelecekteki türbinler daha düşük enerjili denizüstü rüzgar iklimlerine uygun olacak şekilde tasarlanabilir. Bu arada, proje geliştiriciler karada kullanılan daha düşük rüzgar hızlarına uygun türbinlerden yararlanarak, daha yenilikçi çözümleri değerlendirebilirler. Proje geliştiriciler Güney Kore gibi benzer rüzgar koşullarına sahip diğer piyasalar için önerilen çözümleri de incelemelidir.
■ Denizüstü rüzgar enerjisi tesislerinde kullanılacak yerli aksam ile ilgili beklentiler, sektörün ekonomik açıdan bunları karşılayabilme olanaklarına uygun olarak ince bir şekilde ayarlanmalıdır: Yerli aksam beklentilerini bilgiye dayalı bir şekilde belirleyebilmek için, yerel tedarikçilerin yetenekleri değerlendirilmelidir. Yerli aksam beklentilerinin ekonomik bir şekilde karşılanıp karşılanamayacağını belirleme sürecine sektörün de katılımı sağlanmalıdır. Tayvan gibi başka piyasalar, aşırı iyimser veya kuralcı yerli aksam gerekliliklerinin hem çok daha yüksek elektrik fiyatlarına hem de proje uygulamasında gecikmelere yol açabileceğini göstermiştir.
■ Sabit temelli denizüstü rüzgar santralleri için uygun tüm sahalar şu anda ‘kısıtlı’ alanlarda bulunmaktadır: Türkiye’nin karasuları çok sayıda çevresel ve sosyal hassasiyet barındırmaktadır. Sabit temelli denizüstü rüzgar enerjisi potansiyelinin olduğu alanlarda belirlenen sorunları daha iyi değerlendirmek için daha fazla veriye ve paydaş katılımına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu alanların tümünde denizüstü rüzgar enerjisi geliştirmenin mümkün olması beklenmemektedir, ancak hangi alanların mümkün olacağını veya olmayacağını şimdiden söylemek mümkün değildir.
■ Sermaye maliyetinin ve döviz risklerinin azaltılması gerekiyor: Denizüstü rüzgar enerjisi yatırımlarının sermaye maliyetinin yüksek olması, finansman maliyetlerinin enerji maliyeti üzerinde büyük bir yük oluşturacağı anlamına gelmektedir. Türkiye’de denizüstü rüzgar enerjisini finansal açıdan uygun kılmak için, bu maliyetlerin mümkün olduğu ölçüde azaltılması gerekmektedir. Bunun için yenilikçi finansman ve maliyet azaltma önlemleri gerekebilir veya jeotermal gibi benzer sektörlerdeki derslerden yararlanılabilir.
TAVSİYE EDİLEN EYLEMLER
Bu Yol Haritası kapsamında yapılan analizlere ve elde edilen bulgulara dayalı olarak, büyük ölçüde kısa vadede gerçekleştirilecek eylemler üzerinde odaklanan ancak bazıları 2050 yılına kadar uzanan bir döneme yayılabilecek 21 eylem önerilmektedir. Bu tavsiyelerin çoğu düşük büyüme ve yüksek büyüme senaryoları için eşit derecede geçerlidir.
Bu tavsiyelerin her biri, yol haritasının 5’inci bölümünde daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır ve yol haritasının 6’ncı ve 14’üncü bölümleri arasında yer alan Destekleyici Bilgiler kapsamında kanıtlar sunulmaktadır.
Yol haritasında tavsiye edilen 21 eylem aşağıda maddeler halinde özetlenmektedir:
Vizyon ve kapasite hedefleri
1. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB), tercih edilen büyüme senaryoları doğrultusunda açık bir şekilde belirlenmiş denizüstü rüzgar enerjisi kurulum hedeflerini duyurmalıdır. Not: 2022 yılında, bu Yol Haritasının hazırlandığı dönemde, Türkiye Hükümeti 2035 yılına kadar 5 GW’lık bir denizüstü rüzgar enerjisi kapasitesi kurma hedefi açıkladı. Bu hedef sektöre olumlu sinyaller iletmekte ve Türkiye’de yatırım yapmak için ihtiyaç duyulan güvenin oluşturulmasına yardımcı olmaktadır.
2. ETKB, 2035 sonrası için orta ve uzun vadeli vizyonlar belirlemelidir; bu süre zarfında piyasa daha fazla kapasiteyi kullanıma sokabilecek ve ölçek ekonomilerini tetiklemek ve fiyatları düşürmek için gerekli olan miktarlara ulaşabilecektir.
3. ETKB, 2030'larda "öncü" niteliğindeki yüzer RES projelerinin kurulumunu ve sonrasında 2040'larda daha büyük ticari yüzer denizüstü RES’lerin kurulmasını hedefleyerek, denizüstü rüzgar enerjisi teknolojisinin uygulamaya konulması sürecini planlamalıdır. 2040 sonrasına uzanan bu uzun vadeli bakış açısı, sektörün yüzer denizüstü RES’in seviyelendirilmiş enerji maliyetini kademeli olarak düşürmesini sağlayacaktır.
Düzenleyici Çerçeve ve Politika Çerçevesi
4. ETKB, vizyoner ve kapasite hedeflerine dayalı bir denizüstü rüzgar enerjisi politikası ve uzun vadeli gelişim planı oluşturmalıdır.
5. Hükümet, hedef ve planların belirlenmesine bilgi girdisi sağlamak üzere, potansiyel denizüstü RES alanlarının belirlenmesine yardımcı olacak bir Deniz Mekansal Planı (MSP) geliştirmelidir.
6. ETKB, ihale öncesinde projeleri proaktif bir şekilde ve yeterli düzeyde riskten arındırmalıdır. Riskten arındırma düzeyi, sektör ve ihaleye katılacak muhtemel teklif sahipleriyle diyalog yoluyla belirlenmelidir.
7. Hükümet düzenleyici çerçeveyi ve izin süreçlerini daha etkin hale getirmelidir. Bu ya bir koordinasyon organının kurulmasıyla ya da izin sürecinde ve farklı kurumlara yapılması gereken başvurularda proje geliştirici şirketlere kolaylık sağlayarak başarılabilir.
8. Hükümet, izin sürecinin, uluslararası iyi sektör uygulamaları (GIIP) standartlarına uygun olarak hazırlanan bir çevresel ve sosyal etki değerlendirmesi (ÇSED) içermesini sağlamalıdır.
9. Hükümet, ÇED süreciyle ilgili aydınlatıcı bilgiler de dahil olmak üzere, tüm izinlerin, yetkilerin ve uyulması gereken sürelerin bir listesini içeren izin süreciyle ilgili ayrıntılı bir kılavuz yayınlamalıdır.
10. Hükümet, projeler için ihaleler açarak, proje geliştirici şirketler arasında rekabeti teşvik etmeli ve bu şekilde denizüstü rüzgar enerjisinin seviyelendirilmiş enerji maliyetini giderek daha da düşürmelidir.
Finansal ve Ekonomik
11. Hükümet, ilk denizüstü rüzgar enerjisi projelerinin ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini düşürmek için çeşitli finansal araçlardan yararlanmalıdır. Bu amaçla, müstakbel proje geliştirici firmalar/yatırımcılar ve finans kuruluşlarıyla yapılacak görüşmelerden elde edilen bilgilerden yararlanılmalıdır.
12. Hükümet, muhtemelen Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) ile birlikte çalışarak, döviz kuru ve enflasyon riskini azaltmak için uygun endeksleme seviyeleri dahil olmak üzere müşteri ve geliştirici arasında riskleri adil bir şekilde dağıtan finansal açıdan sağlam bir Enerji Tedarik Anlaşması oluşturmalıdır. Bu Enerji Tedarik Anlaşmasının şartları, denizüstü rüzgar enerjisine özgü riskleri yansıtmalı ve oturmuş denizüstü rüzgar enerjisi piyasalarındaki deneyimlerden çıkarılan dersleri yansıtmalıdır.
İş Sağlığı ve Güvenliği
13. Hükümet, sektörün en iyi uygulama standartlarıyla uyumlu iş sağlığı ve güvenliği (İSG) gerekliliklerini uygulamaya koymalıdır. Türkiye, bu İSG gerekliliklerini oturmuş denizüstü rüzgar enerjisi piyasalarında benimsenen yaklaşıma dayandırmalı ve tamamen yeni yaklaşımlar geliştirmeye çalışmamalıdır.
Şebeke ve Liman Altyapısı
14. Hükümet, uzun vadeli denizüstü rüzgar enerjisi geliştirme planını esas alarak uzun vadeli liman planlamasını ve iyileştirmelerini tamamlamalıdır.
15. Hükümet, hizmet verdiği RES ile aynı bölgede (Ege Denizi veya Marmara Denizi) en az bir kurulum limanı için gerekli iyileştirmelerin yapılmasını sağlamalıdır.
16. Hükümet, ayrıca işletme ve bakım aşamasında kullanılmak üzere daha küçük yerel limanlarda iyileştirmeler yapılmasını sağlamalıdır.
17. Hükümet ve TEİAŞ, uzun vadeli denizüstü rüzgar enerjisi geliştirme planına dayalı olarak şebeke etki analizleri yapmalıdır. Bu analizler sonucunda, planlanan denizüstü rüzgar enerjisi kapasitesini hem kısa hem de uzun vadede şebekeye bağlamak için gereken şebeke genişletme ve güçlendirme çalışmaları belirlenecektir.
Tedarik Zinciri
18. Hükümet, yerli aksam şartı beklentilerinin karşılanması için kısa vadede yerel tedarik zincirinin geliştirilmesini desteklemelidir.
19. İlk yerli tedarik harekete geçirildikten sonra, Hükümet 2030-2035 döneminde yerli imalat kaynaklı büyük ölçekli tedariki arttırma yönünde orta vadeli bir hedef belirlemelidir.
20. Hükümet, ana aksamların ve yüzer temellerin uluslararası piyasalara ihracatını teşvik etmelidir.
21. Hükümet, Türkiye’deki işgücünün eğitim ve beceri değerlendirmelerini başlatmalı ve yerel bir tedarik zincirinin oluşturulması için işgücünü hazırlamalıdır.
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
.png)
Kaynak:
Dünya Bankası. 2025. Türkiye Denizüstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası. Dünya Bankası, Washington, DC. Lisans: Creative Commons Attribution CC BY 3.0
IGO
Dünya Bankası. 2025. Türkiye Denizüstü Rüzgar Enerjisi Yol Haritası. Dünya Bankası, Washington, DC. Lisans: Creative Commons Attribution CC BY 3.0
IGO
Paylaş:
SON YAZILAR

Yapay Zekâ Çağında Yükseköğretimin Yeniden Yapılandırılması14 Ağustos 2026

Elektrik Mühendisliği ve Yapay Zeka Bölüm-414 Ağustos 2026

ETP Yangın Güvenliği Teknik Kılavuzlar Bölüm-714 Ağustos 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT



.png)

























