×

Endüstriyel Yangınlar ve Patlamalar 2018 Yılı Raporu Bölüm -3




Endüstriyel  Yangınlar  ve Patlamalar 2018 Yılı Raporu 

Bölüm-3

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 

Sonuç ve Değerlendirme

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak mesleğimizin getirdiği bilgi ve tecrübe ile yangın ve patlamalar konusunda söz söyleme ihtiyacı görmekteyiz. 2018 yılında meydana gelen yangın ve patlamalar şehir, firma, kayıp, fabrika türü bazında incelenmiş ve sonuçlar Ek-1’de detaylı olarak paylaşılmıştır. Ekteki tabloda görüleceği üzere kazaların oluş sebeplerine ve firma isimlerine dair medyada bilgi eksikliği bulunmaktadır. Bu sebeple oluş sebepleri ve firma büyüklüğüne dair yeterli yorum yapılamamaktadır.

Rapor araştırması yapılırken firma isimlerinin sadece %23’ünün basına yansıdığı görülmüştür. Firma isimlerinin basına yansıtılmaması akıllarda çeşitli soru işaretleri oluşturmaktadır. Firma isimlerinin açıklanmasının, firmaların ticari kimliğine zarar verdiği düşüncesiyle yapıldığını düşündüğümüz bu davranışın firmaların konuyla ilgili önlemleri yerine getirmesinde bir engel teşkil edebilmektedir.

Yangın ve patlamaların yaşandığı firma büyüklükleri çeşitlilik göstermektedir. Gerek büyük endüstriyel tesislerde gerek atölye tipi üretim yapılan yerlerde yangın ve patlamalar yaşanmakta olup, bunlar ölüm, yaralanma ve büyük maddi kayıplara sebep olmaktadır.

Ekonomik kriz sebebiyle sık sık konuşulan endüstriyel yangınların iflas durumundaki firmalar tarafından kasıtlı olarak çıkarıldığı iddiasına temkinli yaklaşılmalıdır. Bu tarz yangınlar olduğunu kabul etmekle birlikte endüstriyel yangın ve patlamaların asıl sebebi olduğunu söylemek, gerçek sebeplerinin kamuoyunda görünmemesine neden olacaktır. Raporda da açıkça görüldüğü üzere endüstriyel yangın ve patlamaların ortak sebebi gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmamasıdır. Kasıtlı çıkarılan yangın ve patlamalar ise münferit olup her bir olay için ayrı ayrı kanıtlanmaya muhtaçtır.

Başta İstanbul olmak üzere birçok büyükşehirde yangın ve patlamaların önemli bir kısmının artık yaşam alanlarının yanı başında hatta içinde kalan tesislerde gerçekleştiği görülmektedir. Bu durum plansız yerleşim ve sanayileşmenin İstanbul halkı için çok önemli bir risk olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak daha önceki benzer açıklamalarımızda da söylediğimiz üzere sanayi tesisleri Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB) toplanmalıdır ve çevre konutlara risk oluşturmamalıdır. Özellikle, kimya tesislerinin OSB’lerde toplanması gerekmektedir. OSB’ler kurulurken bölgenin ekolojik, lojistik, halk ve çevre sağlığı açısından bu yükü kaldırıp kaldırmayacağı meslek örgütleri, bölge halkı, STK’ların da görüşleri alınarak karar verilmeli, OSB’ler etkin bir şekilde yetkili merciler tarafından denetlenmelidir.

Basından görülebildiği kadarıyla oluş şekli itibariyle birçok yangın ve patlama elektrik tesisatındaki sorunlar, gaz genleşmesi, malzemenin veya ekipmanın aşırı ısınması, yanıcı gaz ve sıvıların uygun şekilde depolanmaması, kaynak vb. açık alevle yapılan işlerde kurallara uyulmaması ve periyodik bakımların yapılmaması gibi basit sebeplerle meydana gelmektedir.

2018 yılı içerisinde çıkan endüstriyel yangınlar incelendiğinde ilginç bir durumla karşı karşıya kalmaktayız. Gerçekleşen yangınların önemli bir kısmında, yangın hala devam ederken çalışanların binalara girerek işyerinin maddi varlıklarını kurtarmaya çalıştıkları görülmektedir. Bu durum, yangın sonucu gerçekleşen yaralanma ve ölüm vakaları ile çalışanların ekonomik durumu arasında bir bağlantı olabileceğini göstermektedir. İşsizliğin bu kadar yoğun olduğu dönemlerde çalışanların, işini kaybetme korkusundan kaynaklı olarak işverenin takdirini kazanmak amacıyla böylesi çok tehlikeli davranışlara
yönelebildikleri bilinen bir gerçektir.

Endüstriyel yangınlarda çalışanlar Acil Durum Planlarına göre hareket etmeli, hızlı bir şekilde toplanma noktasında toplanmalı ve içerde mahsur kalanlar varsa itfaiye ve eğitimli ekipler tarafından kurtarılmalıdır. Yapıdaki yangın diğer yanıcı malzemelere sıçrayıp çok hızlı büyüyebilir, patlama yaşanabilir ve yanıcı malzemelere bağlı olmakla birlikte boğucu ve zehirleyici özellik gösterebilir. Bu sebeple yangına müdahale eden itfaiye ve işyerinin yangınla mücadele ekibi dahi yangına önce kendi güvenliklerini sağlayarak müdahale etmelidirler.

Yangın ve patlamaların önüne geçebilmek adına kamuoyuna konu ile ilgili önerilerimizi tekrar etmek isteriz.


1. 2018 yılında küçük/ büyük birçok tesiste yangın ve patlamaların yaşandığı, en az 25 kişinin hayatını kaybettiği, yine en az 72 kişinin yaralanmasına sebep olduğu görülmektedir. Tesis büyüklüğü ayırt etmeden gereken bütün önlemlerin alınması yasal bir zorunluluktur.

2. 30 Nisan 2013 tarihli, 28633 sayılı Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik gereğince işletmeler, patlamadan korunma dokümanı (PKD) hazırlamalı, burada belirtilen kritik noktalara göre aksiyonlar almalıdır. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı patlamadan korunma dokümanı hazırlaması gereken firmaların listesini çıkararak hazırlamayanlara yaptırım uygulamalıdır.

3. Tesislerde yaşanan yangın/patlamalar yalnızca tesis için bir risk unsuru değildir. Çevresindeki yapılar içinde benzer riskler söz konusudur. Yangın/patlamanın etkisi ile çevresindeki yapılara zarar vermektedir,
can kaybı ya da maddi kayıplara sebep olabilir. Mevcut tesislerde komşu yapılarıyla aralarına set oluşturabilecek şekilde güvenlik önlemi alınması bir zorunluluktur. OSB’lerin ve fabrikaların kurulumunda yerleşim alanlarına yönelik riskler dikkate alınmalı, hali hazırda çalışan tesislerden de yerleri uygun olmayanlar tespit edilerek yerlerinin değiştirilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır.

4. Yaptığımız çalışma esnasında, şirketlerin prestij kaybı yaşamaması için isimlerinin çok fazla basına yansıtılmadığı dikkat çekmektedir. Bu durumun, ülkemizdeki şirketler için ticari bir kazanım olduğu düşünülebilir. Ancak prestij kaybı yaşanmaması, diğer firmaların da gerekli önlemleri almadan daha tehlikeli şekilde çalışmaya devam etmesinde bir etkendir. Firma isimlerinin kamuoyu ile paylaşılması kamuoyunun bilgi alma hakkı açısından gereklidir.

5. Büyük veya küçük ölçekli tüm endüstriyel kazaların takibi merkezi bir şekilde yapılarak, kazaların kök sebeplerini ortaya koyan raporlar, yangın ve patlamalar konusuna hakim uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmalı, bu raporlar şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Raporlar sonucunda sorumluluğu ortaya çıkan kişi ve kurumların etkin bir şekilde yargılanarak cezalandırılması sağlanmalı, maddi cezalar caydırıcı nitelikte olmalıdır.

6. Özellikle büyük kentlerde birçok fabrika ve atölye yerleşim yerleri içerisinde kalmıştır. Birçok sınai işletmenin plansızca kent içerisinde kalması, böyle kazaların daha fazla insanı etkilemesi ve daha fazla can kaybına yol açması anlamına gelmektedir.

7. Kimya sanayiinin yarattığı risklerin yönetilebilmesi için Organize Sanayi Bölgeleri’nin yer seçiminde hassasiyet gösterilmelidir. Bu bölgeler, sanayileşmenin artık şehri yaşanmaz hale getirmeyeceği yerlerde kurulmalıdır. Yer seçimi, risklerin belirlenmesi, denetim ve eğitim konularında  KMO daha önce defalarca açıkladığı gibi, bilgi birikimini kamu yararına sunmaya her zaman hazırdır.

8. Tehlikeli kimyasalların bulunduğu işyerlerine yönelik bir risk haritası hazırlanmalıdır. Bu çalışmalar yerel yönetimler, ilgili bakanlıklar, başta Kimya Mühendisleri Odası olmak üzere diğer uzmanlık örgütleri
 katılımıyla gerçekleştirilmelidir. Bu çalışma kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

9. Tehlikeli kimyasal kullanan işyerlerinin ruhsatlandırma sürecine yerel yönetimler, itfaiye ve devlet kurumlarıyla beraber Kimya Mühendisleri Odası da dahil edilmeli, kullanılacak kimyasalların envanterinin tutulması, güvenli kullanım koşullarının sorgulanması gibi konulara denetimlerde daha fazla önem verilmelidir.

10. ABD’de faaliyette olan “Chemical Safety and Hazard Investigation Board (CSB)” ve diğer bazı ülkelerde de benzeri örnekleri bulunan, özerk bir “Kimyasal Kazaları Araştırma Kurumu” ülkemizde de kurulmalıdır. Bu kurum, ülkemizde gerçekleşen kimyasallardan kaynaklı büyük kazaları araştırarak kazaların kök nedenlerini kamuoyu ile paylaşmalı, alınacak önlemler ve gerekli mevzuat değişiklikleri konusunda ilgili taraflara tavsiye ve önerilerde bulunmalıdır.

11. Kimyasal madde kazalarında müdahale yöntemini belirleyen, karar alma süreçlerinin bilgi temelli hale dönüştürülmesi ve coğrafi bilgi sistemlerinin bu açıdan geliştirilmesi gerekmektedir.

12. Tehlikeli bir kimyasalın üretiminden içinde kullanıldığı malzeme/eşya oluşumu aşamalarında meydana gelecek her 
türlü emisyon, imisyon ve ortaya çıkacak atık miktarlarının tespitinin yanı sıra olası kazalarda can ve mal güvenliğini önlemeye önemli katkı sağlayacak olması nedeniyle il ve bölge bazında “Tehlikeli Kimyasal Maddeler Envanteri” çıkarılması gerekmektedir. Kent içindeki kimyasalların envanteri tek bir elde toplanmalı ve kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

13. Kimyasal madde üreten ve kullanan işletmelerde, 15 Şubat 1954 tarih ve 6269 sayılı Kimyagerlik ve Kimya Mühendisliği Hakkında Kanuna uygun olarak “Sorumlu Müdür” bulundurulması zorunludur. Artık
işverenlerin ve yerel yönetimlerin bu zorunluluğun ne kadar önem arz ettiğini anlamaları ve kanunda yazanları hayata geçirmeleri gerekmektedir.

14. Kamu denetiminden sorumlu birimler ve yerel yönetimlerin ilgili müdürlükleri kimya mühendisi istihdam etmeli ve mevcut kimya mühendisi sayısını arttırmalılardır.

15. Kimyasalların yönetimine dair gerekli önlemlerin alınması ve gerekli denetimlerin yapılması, ertelenemeyecek bir duruma gelmiştir. Önemli bir bölümü deprem bölgesinde bulunan ülkemizde, yaşanacak büyük bir depremde tehlikeli kimyasallar, doğalgaz ve LPG tesislerinde yaşanabilecek bir kaza, depremin zararını daha da artırma potansiyeli taşımaktadır. Bu sebeple depreme hazırlık master
planlamasının sürekli güncel tutulması ve bölgesel bir eylem planı hazırlanması önem taşımaktadır. Şimdiye dek yapılan çalışmaların derlenmesi, kamuoyuyla paylaşılması ve eksiklerinin tamamlanması için vakit kaybına tahammül kalmamıştır. Bu konuda gerek Kimya Mühendisleri Odası’nın gerekse de yurt içi yurt dışı pek çok kurumun yeterli birikimi ve çalışması vardır. Kimya Mühendisleri Odası bu konuda görev almaya hazırdır ve bu talebini rapor aracılığıyla bir kez daha vurgulamaktadır.

16. Bu rapordaki verileri sigorta sektörünün değerlendirmesi, riski azaltıcı önlemler alınmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla Kimya Mühendisleri Odası olarak sigorta sektörü ile ortak çalışmalar geliştirilmesinin önem taşıdığını düşünmekteyiz.

17. Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik gereği, büyük endüstriyel kazaların Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bildirilmesi gerekmektedir. Bakanlığın bu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kaç kaza bildirimi yapıldığını ve bu kazaların içeriklerini kamuoyu ile paylaşmasının endüstriyel yangın ve patlamaların önlenmesi konusunda faydalı olacağını düşünmekteyiz.







 
Paylaş:
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin!
E-Bülten Kayıt