Yeni Bir Yıl Çalışanlarda Farklı Beklentiler, Belirsizlikler ve Motivasyonsuzlukla Başladı!

Yeni Bir YılÇalışanlarda Farklı Beklentiler, Belirsizlikler ve Motivasyonsuzlukla
Başladı!
Her ne kadar her gün ekonominin gerçeklerinden bilinçli bir şekilde bizleri uzaklaştırsalar da, gündemi sürekli değiştirerek yaşanan sıkıntıları gündeme taşımamak için magazin haberleri ile dolu yazılı ve görsel basının etkisinde bıraksalar da ekonomideki sıkıntıların günlük hayatımıza etkisini hissetmemek artık mümkün değil.
.png)
2021- 2025 yılı açıklanan enflasyon oranları ile ENAG’ın açıkladığı enflasyon oranları arasındaki fark yarı yarıya gelmektedir. Hepimizin hissettiği enflasyon TUİK verilerinin iki katıdır. Son üç yılda aldığımız maaşların alım gücü 3 kat azalmış durumdadır. Artık en büyük banknot olan 200 TL ile bir kupa kahve içebiliyoruz. Cüzdanımızda nakit para taşıyamıyoruz. Nakit taşımaya cüzdan değil büyük bir el çantası gerekiyor. Bunun dışında son üç yılda % 55’lerden % 35’lere gerileyen banka faizlerinin getirdiği finansal gelir furyasının yarattığı yeni alışkanlıklar ortaya çıktı. Yüksek faiz kişilerin paralarını faiz geliri ile değerlendirmesine, şirketlerin nakit akışının bozulmasına, aylık 55 gelir etmenin getirdiği uyanıklık ile şirketlerin borcunu zamanında ödememe alışkanlığına, faizle borçlanmanın veya kredi almanın yüksek maliyeti nedeniyle şirketlerin küçülmesine; kredi kartı maliyetlerinin artışından dolayı tüketicinin alışveriş yapma oranının azalmasına kadar birçok alanda yeni sıkıntıların ortaya çıkmasına neden oldu. Yurt içi pazarda her sektörde talep daralmıştır. Tüketiciler için alım gücü düştükçe nitelikten çok ucuz ürünler ilk tercih haline gelmiştir.
Yüksek faiz oranları nedeniyle, perakendeciler ve toptancılar artık stok için ürün satın almak istememektedir. Yıllık faiz oranı %50-55 olan bankada nakit tutmak tüketici ve şirketlere çok daha cazip gelmekte ve yüksek getiri sağlamaktadır. Eskiden ürüne ve emtiaya yatırım önemliyken bu dönemde değerli metal ve faize yönelen para talebin daralmasına neden olmuştur. Birçok şirket nakitlerini faiz getirisi olan hesaplarda tuttuğundan, şirketler paralarını öncelikli olarak bankada tutarak, zamanında ödeme yapmayarak ve en az bir ay ödemelerini geç yaparak aylık ek en az %5 kazanç elde ediyorlar. Toptancı ve bayilerin stok maliyeti ve stok yükü artmıştır. Artık kimse stokta ürün tutmak istemiyor. Bu da üreticilerin ciro ve satış miktarlarını olumsuz etkilemektedir. Sonuçta üretim maliyetleri artmakta ve bunu da sürekli fiyat artışına giderek dengelemeye çalışmaktadır. Bu şekilde kontrolsüzce ürünlerin fiyatları her sektörde aylık olarak yükselmekte ve bir bumerang gibi talebin düşmesi ile üreticilere geri dönmektedir.
2021 ile 2025 arasındaki ülke ekonomisindeki büyük değişiklikleri TUIK ve TCMB verileri ile açıklamak isterim:
Türkiye ekonomisi 2022'de yüzde 5,6, 2023'te yüzde 4,5, 2024'te yüzde 3,2 büyüdü ve 2025 yılında yüzde 3,2 büyüme sağladı. 2021 de %15’lerde olan yıllık faiz, 2024 ve 2025 başlarında %50’lerin üzerine, 2025 yılı sonunda %35’lere kadar değişim gösterdi. TUİK’e göre 2021 yılında %15’in altında olan enflasyon 2022 ve 2023 yıllarında %80’lere ulaşırken, 2025 yılı sonunda %35’lere geriledi. ENAG’a göre ise enflasyon oranları çok daha farklı ve yıpratıcıydı. ENAG enflasyon oranlarını 202’de %137, 2023’de % 127, 2024’de %87 ve 2025’de % 57 olarak açıkladı. Tüketicilerin kredi kartı harcamaları 2022 yılı ile 2025 yılı arasında tam olarak 3 kat azalma gösterdi.
Bunun dışında elektrik kWh ücreti 2011 ile 2026 yılları arasında kademeye bağlı olarak 4 ile 7 kat arasında artış gösterdi. Benzin fiyatları litre başına 2021 ile 2026 yılları arasında 7,8 kat artış gösterdi. Doğalgaz fiyatları da 2021 ile 2026 yılları arasında 9 kat artış gösterdi.
Devlet memurları, işçiler ve emekliler TUIK’in açıkladığı enflasyona göre son 4 yıldır ücret artışı alabildiler. Özel sektörde çalışanlarına TUIK enflasyon oranlarında ücret artışı vermeyi tercih etti. Yani son 4 yılda tüm çalışanların gelirleri gerçek enflasyona göre 3 kat azaldı.
Tüm bu çalışanların gelirlerindeki erime alım gücünün düşmesine, talebin daralmasına ve tüm sektörlerde küçülmelere yol açtı. Bu arada yüksek faizin getirdiği nakit akışı zorluğu, borçların bankadan faizle ek kazanç sağlamak için zamanında ödenmemesi birçok firmanın batmasına veya finansal zorluğa girmesine neden oldu. Şirketlerin personel ve vergi masrafları arttı. Çalışanların açıklanan enflasyonun üzerindeki vergi artışları ve ürün fiyatlarının artması karşısındaki alım gücünün azalması ticaret hacimlerini düşürdü. Firmaların üretim kapasitelerinin altında satış yapmalarının getirdiği karsızlık personel giderlerinde tasarrufa ve personel azaltmaya neden oldu. Konkordato ilan eden işletme sayısı son bir yılda % 27 arttı. Mavi yaka istihdamının merkezi olan tekstil ve kimya sektörlerinde, üretim merkezlerinin Mısır’a kayması da sektörel belirsizlikleri artırıyor.
Gelinen noktada özel sektörde çalışanlar ücretlerinden ve yan haklarından memnun değiller. Memur , işçiler ve emekliler açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya çalışıyorlar. Artan enflasyon ve personel maliyetleri arasında, şirketler artık çalışan bağlılığını ve güveni yönetme odaklı adımlar atmak zorunda olsa da bu konuda çaresizler. Şirketlerin çoğu nakit akış döngüsü sebebi ile 2026 ücret politikasını “enflasyon + performans” formülüne göre planlayamıyor.
Tüm bu koşullarda ülkemizdeki yüksek işsizlik oranı, iş bulmanın zorluğu ve uzun süreci, yaşam maliyetinin artması ve tüm sektörlerde kriz olması nedeniyle her işte istihdam ihtiyacının az oluşu, çalışanların yüksek maliyeti mutsuz ve ücretinden memnun olmayan çalışanın işinde sıkı sıkı tutunmasına neden oluyor. Şikayet etse de olanakların azlığı ve risk nedeniyle temin olmadığı ücretle çalışmaya devam ediyor. Orta ve üst düzey yöneticiler ise koltuğunu kaybetmemek için taviz veriyor, sesini çıkarmıyor ve hatta farklı görevleri de yaparak işinde kalmaya çabalıyor. Çalışanlara yönelik yapılan IK araştırmasında iş değiştirmeyi düşünenlerin yüzde 61’i düşük maaştan çok belirsizlik gerekçesini öne sürüyor.
Yüksek faiz oranları nedeniyle, perakendeciler ve toptancılar artık stok için ürün satın almak istememektedir. Yıllık faiz oranı %50-55 olan bankada nakit tutmak tüketici ve şirketlere çok daha cazip gelmekte ve yüksek getiri sağlamaktadır. Eskiden ürüne ve emtiaya yatırım önemliyken bu dönemde değerli metal ve faize yönelen para talebin daralmasına neden olmuştur. Birçok şirket nakitlerini faiz getirisi olan hesaplarda tuttuğundan, şirketler paralarını öncelikli olarak bankada tutarak, zamanında ödeme yapmayarak ve en az bir ay ödemelerini geç yaparak aylık ek en az %5 kazanç elde ediyorlar. Toptancı ve bayilerin stok maliyeti ve stok yükü artmıştır. Artık kimse stokta ürün tutmak istemiyor. Bu da üreticilerin ciro ve satış miktarlarını olumsuz etkilemektedir. Sonuçta üretim maliyetleri artmakta ve bunu da sürekli fiyat artışına giderek dengelemeye çalışmaktadır. Bu şekilde kontrolsüzce ürünlerin fiyatları her sektörde aylık olarak yükselmekte ve bir bumerang gibi talebin düşmesi ile üreticilere geri dönmektedir.
2021 ile 2025 arasındaki ülke ekonomisindeki büyük değişiklikleri TUIK ve TCMB verileri ile açıklamak isterim:
Türkiye ekonomisi 2022'de yüzde 5,6, 2023'te yüzde 4,5, 2024'te yüzde 3,2 büyüdü ve 2025 yılında yüzde 3,2 büyüme sağladı. 2021 de %15’lerde olan yıllık faiz, 2024 ve 2025 başlarında %50’lerin üzerine, 2025 yılı sonunda %35’lere kadar değişim gösterdi. TUİK’e göre 2021 yılında %15’in altında olan enflasyon 2022 ve 2023 yıllarında %80’lere ulaşırken, 2025 yılı sonunda %35’lere geriledi. ENAG’a göre ise enflasyon oranları çok daha farklı ve yıpratıcıydı. ENAG enflasyon oranlarını 202’de %137, 2023’de % 127, 2024’de %87 ve 2025’de % 57 olarak açıkladı. Tüketicilerin kredi kartı harcamaları 2022 yılı ile 2025 yılı arasında tam olarak 3 kat azalma gösterdi.
Bunun dışında elektrik kWh ücreti 2011 ile 2026 yılları arasında kademeye bağlı olarak 4 ile 7 kat arasında artış gösterdi. Benzin fiyatları litre başına 2021 ile 2026 yılları arasında 7,8 kat artış gösterdi. Doğalgaz fiyatları da 2021 ile 2026 yılları arasında 9 kat artış gösterdi.
Devlet memurları, işçiler ve emekliler TUIK’in açıkladığı enflasyona göre son 4 yıldır ücret artışı alabildiler. Özel sektörde çalışanlarına TUIK enflasyon oranlarında ücret artışı vermeyi tercih etti. Yani son 4 yılda tüm çalışanların gelirleri gerçek enflasyona göre 3 kat azaldı.
Tüm bu çalışanların gelirlerindeki erime alım gücünün düşmesine, talebin daralmasına ve tüm sektörlerde küçülmelere yol açtı. Bu arada yüksek faizin getirdiği nakit akışı zorluğu, borçların bankadan faizle ek kazanç sağlamak için zamanında ödenmemesi birçok firmanın batmasına veya finansal zorluğa girmesine neden oldu. Şirketlerin personel ve vergi masrafları arttı. Çalışanların açıklanan enflasyonun üzerindeki vergi artışları ve ürün fiyatlarının artması karşısındaki alım gücünün azalması ticaret hacimlerini düşürdü. Firmaların üretim kapasitelerinin altında satış yapmalarının getirdiği karsızlık personel giderlerinde tasarrufa ve personel azaltmaya neden oldu. Konkordato ilan eden işletme sayısı son bir yılda % 27 arttı. Mavi yaka istihdamının merkezi olan tekstil ve kimya sektörlerinde, üretim merkezlerinin Mısır’a kayması da sektörel belirsizlikleri artırıyor.
Gelinen noktada özel sektörde çalışanlar ücretlerinden ve yan haklarından memnun değiller. Memur , işçiler ve emekliler açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaya çalışıyorlar. Artan enflasyon ve personel maliyetleri arasında, şirketler artık çalışan bağlılığını ve güveni yönetme odaklı adımlar atmak zorunda olsa da bu konuda çaresizler. Şirketlerin çoğu nakit akış döngüsü sebebi ile 2026 ücret politikasını “enflasyon + performans” formülüne göre planlayamıyor.
Tüm bu koşullarda ülkemizdeki yüksek işsizlik oranı, iş bulmanın zorluğu ve uzun süreci, yaşam maliyetinin artması ve tüm sektörlerde kriz olması nedeniyle her işte istihdam ihtiyacının az oluşu, çalışanların yüksek maliyeti mutsuz ve ücretinden memnun olmayan çalışanın işinde sıkı sıkı tutunmasına neden oluyor. Şikayet etse de olanakların azlığı ve risk nedeniyle temin olmadığı ücretle çalışmaya devam ediyor. Orta ve üst düzey yöneticiler ise koltuğunu kaybetmemek için taviz veriyor, sesini çıkarmıyor ve hatta farklı görevleri de yaparak işinde kalmaya çabalıyor. Çalışanlara yönelik yapılan IK araştırmasında iş değiştirmeyi düşünenlerin yüzde 61’i düşük maaştan çok belirsizlik gerekçesini öne sürüyor.
.png)
►Gallup’un 2024 Küresel İşgücü Araştırması, çalışanların yalnızca yüzde 28’inin ücret nedeniyle işinde kaldığını ortaya koyuyor.
►Geri kalanlar için kalma sebepleri:
♦ İş ortamı ve güven duygusu: %83
♦ İş-yaşam dengesi : %63
♦ Yöneticisiyle kurduğu ilişki: %70
Bu veriler maaş artışı düşük olsa bile çalışanların güvenli limanı terk etmediğini gösteriyor. Ücret düşüklüğüne ve alım gücünün yetersizliğine rağmen işinde kalan çalışanların asıl nedeni güvende kalıp iyi bir fırsat kollamaktır. İyi bir fırsatın bu yıl da bulunma zorluğu devam edecektir. Artık nitelikli çalışanı elde tutmak da zor, nitelikli çalışanın niteliğini kullanabileceği bir iş yerinde çalışma şansı da zor. Artan mobbing, düşük motivasyon, mutsuzluk ve belirsizlik sadece şirket yönetimlerinin çalışanlarına huzurlu ve güvenli bir iş ortamı sunması ile dengelenebilecektir.
Paylaş:
SON YAZILAR
ETP Yangın Güvenliği Teknik Kılavuzlar Bölüm-1
11 Mart 2026
EMO 2026 Yılı En Az Ücretleri Yayımlandı
09 Mart 2026
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü Kutluyoruz.
08 Mart 2026
AKTARMACILIK
06 Mart 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT



























