İş Hayatımızda Bıkkınlık ve Sıkılma Yaşıyor muyuz?

İş Hayatımızda Bıkkınlık ve Sıkılma Yaşıyor muyuz?
Levent Taşkın
[Yayım Tarihi: 3 Haziran 2025]
Son dönemlerde işi ilişkisi içerisinde olduğum birçok firmada gerek yöneticiler seviyesinde gerekse çalışanlar düzeyinde kişilerin belirsizlikten veya beklentilerinin çok daha altında iş yapıyor olmaktan dolayı keyifsiz olduğunu gözlemliyorum. Temelde bu keyifsizlik aslında bir boş vermişlik ve sıkılmışlık olarak ifadelere, iş yapış biçimine ve tavırlara yansıyor. Bir şeylerin monotonluğu, değişmeyeceğine olan inancı, verdiği mücadelenin fayda etmediğini düşünmesi ve iş yerindeki toksik ortam kişileri yaptığı işten zevk almaz hale getirmiş durumda. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın tabirine uygun sorumluluktan kaçan, toplantılarda fikrini bile söylemek istemeyen, kendi karakteriyle çelişerek çalışmak zorunda olan bir tutumu sergiliyorlar.
Tüm gün efor sarf ediliyor, gerekli gereksiz birçok işle uğraşıldığına inanılıyor, yorgun ve zihinsel olarak bitkin şekilde eve dönülüyor. Ancak günün sonunda yaptığı işi sorgulayan, ileride ne kazanabilirim sorusunun yanıtını bulamayan ve yaptığı işten sıkılan, bıkkınlık duyan bir ruh hali ile kısır döngü söz konusu olmaktadır.
Kişiler yaptığı işe bir anlam yüklemek, kendisini değerli hissetmek, önemsenmek, iş akışlarına katkıda bulunmak, şirketinin yeniliklere ve teknolojiye yatırım yapmasıyla heyecanlanmak, kendi gelişimini gözlemlemek ve kariyeri için hedefler koymak istiyor. Yapılan araştırmalarda çalışanların %21’nin iş yerine bağlı olduğunu, %59 oranda bir çalışanın ise sıkılma yaşadığını gösteriyor. Bu sıkılma hissinin önemli nedenleri arasında yaptığı işe değer katamamak, aynı işleri yapmanın monotonluğu ve yeni bir şeyler öğrenememek olarak görülüyor. Bunda yöneticilerin yönetsellik becerilerinin, dijital alt yapının, iş yerindeki iş akışlarının, görev tanımlarının, yetkin eleman sayısının ve iş birliği becerisinin etkisi büyüktür. Bu alanlar ne kadar iyi organize edilip yönetilirse; esnek ve güncel koşullara göre yeniden düzenlenebilirse o kadar çalışanı işin içerisine çekebiliyor.
Pandemi sonrası oluşan hibrit veya uzaktan çalışma yönetimi de çalışanlar arası iletişimi, iş birliğini ve sosyalleşmeyi olumsuz etkiledi. Uzaktan çalışmanın şirketlere ve çalışanlara avantajları olduğu kadar, çalışanların ilişki yönetimine, işinde kendisini göstermesine, kendini ikili ilişkilerle ifade etmesine, işine anlam katmasına da olumsuz etkiler getirdiğini düşünüyorum. İş yerinde fikir alışverişinin eskisi gibi olamayışı, kişilerin birbirini yeterince tanıyacak imkânı olmaması, tüm iletişimin mekanik ve yazışmalara dayalı olması, kişilerin daha bencil hareket ediyor olması hibrit çalışmanın aidiyet veya işe anlam katma duygusunu azalttığı bir geçektir. Yapılan işi daha mekanik, tekrar, rapora ve verilere dayalı, tamamen sonuç, veri ve hedef odaklı hale getirmiştir. Bu da kişinin hep aynı şekilde iş yapma biçiminden dolayı sıkılmasına yol açmaktadır. Kendisini farklı alanlarda ve farklı görevlerde konumlayacak fırsatlar ve ilişki yönetimini uzaktan çalışarak elde etmekte zorlanmaktadır.
.png)
Dijitalleşmenin ve otomasyona yönelmenin verimlilik, hız, karar alma süreçlerinin kolaylaşması, veri analizlerinin getirdiği daha doğru stratejilerin oluşturulması, rekabet avantajı gibi olumlu katkıları olmuştur. Ancak birçok çalışan artık sadece dijitalleşmenin sağladığı raporlar, veri girişleri, analizler, yapay zekânın getirdiği öngörüler, tahminler ve planlamalar nedeniyle işin bütününü göremez durumdadır. Sadece kendi alanına ait fikri olmaktadır. Önceki yıllar gibi bölümler arası ilişkiler, iş birlikleri, analizler, toplantılar, birlikte fikir üretmeler gibi birçok faaliyet, dijitalleşmenin getirdiği veri analizleri ile daha farklı bir çalışma metodolojisine evrilmiştir. Artık çalışanlar çoğunlukla sonuçları kontrol etmeye odaklı hale gelmiştir ve işlerine anlam yüklemede, kendilerini değerli hissetmekte zorlanmaktadırlar. Aslında çalışanlar yaptığı işin organizasyon üzerindeki gerçek etkisini net olarak görememektedir. Bu durumda kendisini motive etmekte ve değerli görmekte zorlanıyor. Yöneticisinin de onu önemsediğini hissedemiyor.
.png)
Çalışanlar ücret ve kariyer fırsatının dışında motivasyonlu ve tutkulu çalışmak için iş yerindeki öğrenme fırsatından, kendini geliştirme olanaklarından, yetkin ve tecrübeli yöneticilerle çalışmanın getirdiği tecrübe kazanımından, işe katkı sağlayıp fikirlerinin dinlenebilmesinden, teknoloji olarak yenilikçi uygulamaların hayata geçirilmesine kadar birçok beklenti içerisindedirler. Beklentileri karşılanmayan çalışanlarda umutsuzluk, bıkkınlık ve sıkılma duyguları hızla öne çıkar. Kişi çalışır ama benliği işte değildir. Hata yapma olasılığı yüksektir. Sorumluluk almaz, iş geliştirmeye istekli olmaz, kendi enerjisini ve bilgisini işe tamamen yansıtmaz. Hep bir arayış içerisindedir. Aradığını buluncaya kadar etkisiz eleman olarak üzerine düşeni yapmaya kendini kodlamıştır.
.png)
Bu nedenle çalışan bağlılığı ve verimliliği tek bir kritere bağlı değildir. Çalışanların işlerine anlam katabilmeleri ve sıkılmadan çalışmaları aslında yöneticilerin ve şirket yönetiminin görevidir. Çalışanı görmek, dinlemek, görüş almak, iş akışlarına dâhil etmek, iş birliği yapacak projeler yaratmak, farklı görevlerle gelişmesini sağlamak, iş arkadaşlarıyla ortak projelerde iş birliği sağlamak, bilgi akışını düzenli sağlamak, onlarla her yıl birebir görüşmeler yaparak kariyer hedefleri ve önerileri hakkında görüşmek, onlara fırsatlar yaratacak ortamlar oluşturmak şirket yönetimlerinin ajandasında olması gereken konulardır.

Paylaş:
SON YAZILAR
Elektrik Mühendisliği ve Yapay Zeka Bölüm-1
12 Temmuz 2026
Hakimiyet 3.0
12 Temmuz 2026
Hermetizm ile Mevlana
10 Temmuz 2026
Longevity’nin (Uzun Yaşamın) Ete Kemiğe Bürünmüş Hali!
09 Temmuz 2026
E-BÜLTEN KAYIT
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!
Güncel makalelerimizden haberdar olmak için e-bültene kayıt olun!

ETİK
KÜLTÜR & SANAT



























